
2/106*: Nesih. Bak: 16/101. Allah şeytanın attığını
siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir.
Bak:22/52; Gecenin ayetini siler, gündüzün ayetini gösterici yapar.
Bak: 17/12; Her süre için bir yazı vardır (ki o yazı Kader / İlahi Takdirdir /
Sünnetullah'tır), (Allah'ın diledikleri dilediği âlemlerde silinmiş ve /veya
sabit kılınmıştır).Bu çerçevede, Eceli geleni varlıklar âleminden siler,
dilediğini dilediği kadar yaşatır.
Bak: 13/38-39; Allah yaratmaya ilk başlayan /yaratılanları ilk yaratandır.
Sonra onları çevirip yeniden yaratacaktır.
Bak:30/27; Allah her ümmet için bir yol ve bir metot ile bir ibadet şekli /
bir ibadet yeri belirlemiştir. Onlar onu izlerler (izlenmeyenler silinmiştir,
izlenenler sabittir).
Bak: 5/48; 22/67. Sonuç: Kur'an'da mevcut her bir ayetin hükmü geçerlidir /
yürürlüktedir. Kur'an'ın kendi içinde 'nesih' söz konusu değildir.
KUR'AN'IN MUCİZESİ:
*2/106: Nasih-Mensuh konusu ve Ayet ile ayetler
kelimelerinin anlamı.
KURAN'DA İÇ
ÇELİŞKİ YOKTUR. KURAN GERÇEKLE ÇELİŞMEZ.
DİNİ OYUNCAĞA ÇEVİRME: NASİH – MENSUH
A.
AYET KELİMESİNİN KURAN'DAKİ MANASI
B.
KURAN'DA ÇELİŞKİ YOKTUR Kİ NASİH-MENSUH OLSUN
C.
NESH'İN ARAPÇASI NEDİR?
D. NASİH-MENSUH HADİSLERDEN BİLE
ÇIKMIYOR
E.
KURAN'I PARÇA PARÇA YAPANLAR
F. MEŞHUR 5 NASİH-MENSUH İDDİASI
1. Hamr:
2. Barış ve Savaş:
3. Savaşta Mümin Kâfir Oranı:
4. Vasiyet:
5.Kıblenin Değişmesi:
Bu
yazı RESUL KUR'AN'IN KUR'AN TEFSİRİ 2-BAKARA
SURESİ 106 ncı ayetin dip notlarından alıntıdır.
M.
Kemal Adal
Nesih:
2/106-108
Y.N. Öztürk
Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?
M. Esed
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz her hangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?







MKA.
2/106**: Kur'an'ın mucizesi
Bak: 10/1, 20, 37-39; 11/1; 13/1, 38; 15/1, 87; 26/1-2;
27/1, 30, 84; 28/1-2; 30/58; 31/1-2; 30/58; 31/1-2; 34/48; 36/1-3; 40/1-2, 78;
41/1-2; 74/1, 56; 85/21-22.

























MKA.
*2/106: Nasih-Mensuh
konusu ve Ayet ile ayetler kelimelerinin anlamı.

Kuran'da birbirini iptal eden ayetler olduğu ve hatta bazı ayetlerin Hadislerle iptal edildiği biçimindeki sapkınca inanç, bu ayetin anlamı saptırılarak desteklenmiştir.






KURAN'DA İÇ ÇELİŞKİ YOKTUR. KURAN GERÇEKLE ÇELİŞMEZ.
Hadis ve Sünneti Kuran'a eş koşanlar, 2/106 (= 'Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?' ayetinin anlamı tahrif ederek) Kuran'da 'nasih-mensuh' olduğunu ileri sürerek 4/82 ayetini (='Kur'an'ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başka birinin katından gelseydi, elbette ki onun içinde birçok ihtilaf bulacaklardı.' ) inkâr etmektedirler.




Kuran'ın birçok bilimler ile ilgili verdiği bilgiler yüzyıllar sonra o bilimler tarafından doğrulanmış veya daha iyi anlaşılmalarına neden olmuştur.
Örneğin:






















Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.
DİNİ OYUNCAĞA ÇEVİRME:
NASIH – MENSUH
Geleneksel İslamcılar Kuran'ın içinde nasih ve mensuh olduğunu, bir kısım Kuran ayetlerinin, diğer bazı Kuran ayetlerini iptal ettiklerini iddia etmişlerdir.
Hatta hadislerin bile Kuran'ın ayetlerini iptal edebileceğini söylemişlerdir.
Sonuç olarak Kuran ayetlerinin bir kısmı hadisler aracılığı ile iptale kalkışılmıştır.
Dine birçok ilaveler yapmakta kullanılan hadisleri Kuran'a eş koşulmuştur diye eleştirirken böylelikle hadislerin Kuran'ın üstüne çıkarıldığına da şahit olmaktayız.




Eldeki kaynakları incelersek Kuran ayetlerinin hangi tarihte, hangi sırayla indiğine dair herkesin ittifak ettiği bir sıra olmadığını görürüz.
Hadis rivayetinde ise; hangi hadisin, hangi ayetten önce veya sonra söylendiğini belirten bilgiler belirsizdir.
Nasih-mensuh iddiasını incelediğimizde asıl yapılanın dinin mezhep imamlarının insafına, görüşüne bırakılması olduğunu görüyoruz.
Mezhep imamı neyin nasih, neyin mensuh olduğunu belirler. Böylece nasih mensuh sihirli değneğini eline alan mezhep imamı, Kuran'ın hükmünü iptal edebilecek güce de kavuşur.
Yani nasih-mensuh ile dini oyuncağa çevirmenin sonucu; mezhep imamlarının dindeki otoritesini sağlamlaştırmak ve mezhep imamlarının 'din kurucusu' konumunu pekiştirmektir.
Daha önce gördüğümüz gibi, mezhep imamları on binlerce çelişkili uydurma hadisin içinden istediğini seçerek zaten dinde istedikleri tasarrufu yapabilmektedirler. Nasih mensuh ise mezhep imamlarının gerektiğinde Kuran'ın hükmünü de aşabilmelerini sağlamaktadır.
Böylece mezhep imamı, Kuran ve hadisin üstünde bir yerde duran ve dilediği kaynaktan dilediğini seçme veya iptal ettirme yetkisini taşıyan kişi olmaktadır.
Sırf Allah'ın tekelinde olan dine, uydurma hadislerle sanki Peygamber de ortakmış gibi bir hava verilmiştir. Fakat sonuçta on binlerce hadisten dilediğini seçme ve nasih-mensuh sihirli değneğini istediği gibi kullanma yetkisine sahip olan mezhep imamları Peygamber'in, hatta Allah'ın üstünde bir konumla dini oluşturma yetkisini ellerine almışlardır.
Bu tahrifatı yapanlar, Kuran'ın şimdi göreceğimiz bir ayetinin manasını kaydırarak bu zihniyetlerini temize çıkarmaya kalkışmışlardır. Önce ayeti görelim, sonra inceleyelim.

2- Bakara Suresi 106

Türkçe'de belge, mucize, delil, işaret, Kuran ayeti şeklinde ifadesini bulan her şey Arapça'da 'ayet' olarak tanımlanır.
Kuran'a göre Allah'ın yarattığı her şeyde, bitkilerde, insanda, eski kavimlerin başlarına gelenlerde, gece ile gündüzde 'ayet' ler vardır. (Türkçemiz'de ayet kelimesinin sadece Kuran ayetleri manasında kullanılması yanlış anlamaya zemin hazırlayan nedenlerden biridir.)
Bazı çevirilerde Arapça'da hiç geçmemesine rağmen 'hüküm' kelimesi de yukarıdaki ayetin çevirisine ilave edilip 'ayetin hükmü' şeklinde çeviri yapılıp, sanki ayetlerin hükmü neshedilebiliyormuş gibi bir hava verilmeye çalışılmıştır.

Tekil olan 'ayet' kelimesinin geçtiği şu ayetleri inceleyip söylediğimizi gözlemleyebilirsiniz:




4- Nisa Suresi 82

.


2- Bakara Suresi 105


16- Nahl Suresi 101

Nitekim aynı konuyu anlatmaya devam eden Nahl Suresi'nde iki ayet sonra 103. ayette Peygamber'e, Kuran'ın bir insan tarafından öğretildiği iftirasının yapıldığını görüyoruz.


15- Hicr Suresi 8
Kuran'da neshin olmadığını savunan Prof. Dr. Hüseyin Atay silme, ortadan kaldırma anlamlarının neshin ikinci dereceden anlamları olduğunu, nasih mensuh nazariyesinden sonra bu manaya ağırlık verildiğini söyler.


Nasih ve mensuhun Kuran'ın içinde olamayacağını savunan Abdullah Yıldız ve Şemseddin Özdemir şöyle demektedirler:

Yani, daha evvel içlerinde yüzlerce uydurma girdiği için güvenilmez olduklarını gördüğümüz hadis kitaplarında nasih - mensuh uydurmasını destekleyecek izah yoktur.


Tek sahibinin Allah olduğu dini…
Dinin tek kaynağı Kuran'dan böyle bir şey çıkamayacağını, bilakis
nasih-mensuhun Kuran'a zıt bir kavram olduğunu bu bölümde gördük. Tüm bu
tezatlara rağmen mezhepçi, gelenekçi İslamcılar nasih-mensuhla dini, kendi arzu
ve görüşlerine daha rahat uydurabilecekleri için ortaya korkunç sonuçlar
çıkaran bu uydurmaya sarılmışlardır.
Bu korkunç sonuçların en
kötüsü nasih-mensuh ile hadislerin bile Kuran'ın hükmünü iptal edebileceği
iddiası olmuştur. Böylece yüz binlerce hadisi istediği gibi kullanan mezhep
âlimleri, altı bin küsür ayetli Kuran'la oyuncak gibi oynamışlardır.
Örneğin :

Örneğin :


Kitabımızın bir sonraki bölümünde konunun önemine binaen 'recm' (taşlayarak öldürme) konusunu özel olarak işledik. Hadisle, Kuran'ın hükmünün iptal edilmeye kalkışılması ile ortaya çıkan felakete o bölümü okuyarak tanık olabilirsiniz.
O bölümü okuduğunuzda hadislerle beraber, keçi denilen bir hayvana da Kuran'ı nesh etme yetkisinin verildiğini göreceksiniz. Ondan sonra da keçinin yiyerek nesh ettiği ayetin, nesh olmasına rağmen, Kuran'daki bir hükmü neshedebildiği gibi bir zırva ile karşılaşacaksınız. (26. bölümü okuyunuz)

45-Casiye Suresi 6





2- Bakara Suresi 85




Nasih-mensuhta iddia edilen en meşhur beş örneği gösterip, nasih-mensuh iddiasının geçersizliğini bir de bu şekilde sergileyeceğiz.
1.

'Hamr' Arapça'da 'şarap veya sarhoşluk veren madde' anlamına gelir.
Bakara Suresi 219. ayette 'Hamr'ın kötülüklerinin yararlarından fazla olduğu geçer.
Maide Suresi 90. ayette 'Hamr' şeytan işi bir pislik olarak tanıtılır.
Nisa Suresi 43. ayette ise sarhoş iken ne söylendiğinin farkına varılıncaya kadar namaz kılınmaması geçer.
İddiaya göre Maide Suresi 90. ayet diğer iki ayeti nesh etmiştir.
Oysa bu iddia mantıksızdır. Bakara Suresi 213. ayette 'hamr' ile ilgili bir özellik açıklanır; mesela şarabın kalbe faydaları olabilir, fakat ayette geçtiği gibi kötülükleri daha fazladır. Ayet 'hamr'ın kötülüklerine rağmen, bazı faydalarını vurguluyor, fakat kötülüklerinin fazlalığını da vurguluyor. Günümüzde de hem namaz kılan hem sarhoş olabilen kişiler vardır.
Demek ki bu kişiler sarhoş olduklarından dolayı namazı terk etmeyecek yine de kılacaklardır. Fakat namazı sarhoş oldukları anda kılmayacaklardır. Burada sarhoşluktaki ölçü de ayette verilmiştir: 'Ne söylediğini bilinceye kadar' Anlaşıldığı üzere üç ayette de çelişki yoktur ve bu ayetlerde nasih-mensuh iddiasında bulunmak gereksizdir.
Tüm ayetlerin bir fonksiyonu, lazım olabileceği bir durum mevcuttur.
2.

Kuran'da aslolan barıştır. Kuran ayetlerine göre savaş; Müslümanlar'ın yurtlarından kovulmaları, kendilerine saldırılması gibi koşullarda ortaya çıkan bir zarurettir. Bu durumlarda Müslüman savaşın gereği neyse onu yapar. Kuran'a bir bütün olarak bakıldığında tüm bu söylediklerimiz yerli yerine oturur.
Bu yüzden savaşla ilgili ayetlerin, barışı nesh etmesi tipi bir durum söz konusu değildir.
Müslüman, Kuran'ın genel prensipleri üzerinde barışçı olmaya çalışır, yine Müslüman Kuran'da belirtildiği gibi saldırıya uğradığı zaman savaşır. Bunlar çelişki değildir. Bunlar farklı durumların, karşı tarafın aldığı farklı tavırların gerektirdiği sonuçlardır.
3.

Enfal Suresi 65. ayette Müslümanlar'dan yirmi sabırlı kişinin iki yüz kâfiri yeneceği, yüz kişinin ise bin kişiyi yeneceği söylenir. Bir sonraki 66. ayette ise Allah'ın müslümanların zaafını bilip, yükü hafiflettiğini söyler ve artık sabreden yüz kişinin iki yüz kişiyi, bin kişinin ise iki bin kişiyi yeneceği söylenir.
Bu iki ayet arasında da nasih-mensuhluk bir durum veya bir çelişki yoktur. Allah arka arkaya iki ayette çizdiği manzarada, Müslümanlar'ın içinde ne kadar az zaaf olursa o kadar başarılı olacaklarının dersini vermektedir. Bu ayetlerde bir ayetin diğerinin yerine geçmesi gereken bir durum, bir ihtiyaç olmadığı çok açıktır.
Ayet kişilerin durumlarının farklılaşması sonucu, alacakları neticenin de değiştiğini ders verir. Yoksa ayet kişilere bir yükümlülük, bir farz yüklememektedir ki ayette bir nasih mensuh arama gereği doğsun.
4.

Kuran'da hem vasiyet edilmesi geçer, hem de mirasın nasıl dağıtılacağı hususunda tavsiye vardır.
Nasihçiler mirasın nasıl dağıtılacağını anlatan ayetlerin, ayetin vasiyetle ilgili bölümlerini iptal ettiğini söylerler. Üstelik ' Varise vasiyet yoktur.' hadisi ile de Kuran'ın bu açık hükmü iptal edilmeye çalışılmıştır.
Fakat ayetleri incelediğimizde; kime ne kadar miras bırakılacağını anlatan ayetlerin sonunda birkaç kere 'Bunlar vasiyet ve borç ödendikten sonrası içindir.' ibaresini okuyoruz. Demek ki Kuran'a göre önce vasiyete göre mal dağıtımı yapılır ve borç ödenir, sonra arta kalan bir şey olursa Kuran'da açıklandığı gibi dağıtılır.
Kuran'dan çok açık bir şekilde anlaşılan bu dağıtım şeklini anlayamayanların anlayamamasını sadece anlamak istememelerine bağlıyoruz.
5.

Peygamber Kuran'da kıblenin ne yönde olduğunu belirten bir ayet gelene kadar, kendisine putperestlerden daha yakın olan ve ibadetlerini Kudüs'e dönüp yapan Ehl-i Kitap gibi Kudüs'e dönüp namaz kılıyordu.
2- Bakara Suresi 144. ayet vahyolunca Peygamber kıble olarak Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrilmiştir.
Peygamber'in Kudüs'e dönmesini söyleyen bir ayet yoktur ki, çelişki olsun ya da bu hususta nasih mensuh olsun.
Peygamber'in namazda nereye döneceğine dair tek bir yön, tek bir ayette geçer. O da 2- Bakara Suresi 144. ayettir. Bu ayet gelmeden önce dönülen yön Kuran'ın bir emri değil, Peygamber'in ve diğer inananların şahsi tercihiydi.
Bu en meşhur nesh örneklerinden anlayacağınız gibi; nesih diye ortaya atılan iddialar dayanaksızdır. Bu uğurda ortaya atılan birçok kuru iddiaya karşı en büyük tahrifat bir sonraki bölümde göreceğimiz recm konusunda yapılmıştır. Recmi doğru çıkarmak uğruna Kuran'ın eksik olduğu iddia edilmiş, hem de bu eksiltme işi keçiye yaptırılmış, üstelik maymunların zina yapan bir maymunu taşladıkları şeklinde trajikomik hikâyeler anlatılmıştır.

18- Kehf Suresi 27
Uydurulan Din, Kuran'daki Din E – Kitap
RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal