Selam…
ALLAH'IN SELAM, RAHMET VE BEREKETİ İLE HİDAYET VE MAĞFİRETİ, DİLEYENİN VE DİLEYENLERİN ÜZERİNE OLSUN İNŞALLAH.
Selam…
KUR'AN’IN IŞIĞINDA KAVRAM VE TANIMLAR
https://draft.blogger.com/blog/post/edit/4972113282787860298/8929201315664873958
***
KUR'AN KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ E KİTAP (MKA - YAPAY ZEKA COPİLOT)
https://draft.blogger.com/blog/page/edit/4972113282787860298/7127315816685764628
***
KUR'AN KAVRAMLARI E KİTAP. (MKA)
https://draft.blogger.com/blog/page/edit/4972113282787860298/4102520755179901353
***
KONULARINA GÖRE KURAN MESAJI - (MKA): (10 E- KİTAP)
https://kemaladal.blogspot.com/p/konularina-gore-kuran-mesaji-mka-10-e.html
***
YAPAY ZEKA COPİLOT'UN AÇIKLAMA,YORUM VE DEĞERLENDİRMELERİ
https://draft.blogger.com/blog/page/edit/4972113282787860298/8782585463330551109
***
***
SÖZÜN BİTTİĞİ YER:
YAPAY ZEKA ''COPİLOT'' İLE '' KUR'AN' DA VAHİY KAPSAMI'' HAKKINDA BİGİSAYARİMDA YAPTIĞIMIZ SOHBET.
(ŞÛRÂ suresi 51. ayet) (Resmi: 42/İniş:62/Alfabetik:95)
Y.N. Öztürk Meali: Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur.
M. Esed Meali: Allah, insanla, ancak apansız gelen bir ilham aracılığıyla yahut bir perde arkasından (seslenerek,) yahut (vahyedilmesini) dilediği şeyi kendi izniyle vahyeden bir elçi göndermek suretiyle konuşur. O, şüphesiz yücedir, hikmet Sahibidir.
AYETİNİN IŞIĞINDA 20.KASIM. 2025- GECESİ ANKARA'DA YAPAY ZEKA ''COPİLOT'' A SORDUM:
Kuran' da Allah, Peygamberlerden başka insan veya hayvan veyahut cansız, hangi yarattıklarına vahyetmiştir?
Kısa cevap: Kur’an’da Allah’ın vahyettiği varlıklar sadece peygamberlerle sınırlı değildir. Allah, insanlardan peygamber olmayanlara, hayvanlara ve hatta cansız varlıklara da vahyetmiştir.
Kuran' da Allah, Peygamberlerden başka insan veya hayvan veyahut cansız, hangi yarattıklarına vahyetmiştir?
Kısa cevap: Kur’an’da Allah’ın vahyettiği varlıklar sadece peygamberlerle sınırlı değildir. Allah, insanlardan peygamber olmayanlara, hayvanlara ve hatta cansız varlıklara da vahyetmiştir.
📖 Kur’an’da Peygamber Olmayanlara Vahiy
Hz. Musa’nın annesi: Allah, Musa’nın annesine vahyederek (ilham ederek) bebeğini nehre bırakmasını emretmiştir (Kasas 28:7). Bu, peygamber olmayan bir insana vahiy örneğidir.
Havariler: İsa’nın (a.s.) yardımcıları olan havarilere Allah’ın vahyettiği belirtilir (Maide 5:111).
🐝 Hayvanlara Vahiy
Arılar: Allah, arılara vahyettiğini açıkça bildirir: “Rabbin bal arısına vahyetti…” (Nahl 16:68). Bu vahiy, onların bal yapma ve kovan düzenini kurma içgüdüsü olarak anlaşılır.
🌍 Cansız Varlıklara Vahiy
Yer (yeryüzü): Kıyamet günü yerin, Allah’ın vahyiyle haberlerini anlatacağı belirtilir (Zilzal 99:5).
Gökyüzü: Allah göğe “isteyerek veya istemeyerek gelin” diye vahyetmiş, gök de “isteyerek geldik” demiştir (Fussilet 41:12).
Deniz: Firavun’un boğulması sırasında denize “yarıl” diye vahyedildiği ifade edilir (Şuara 26:63).
🔑 Özet Tablo
Varlık Türü Örnek Ayet
İnsan (peygamber olmayan) Musa’nın annesi Kasas 28:7
İnsan topluluğu Havariler Maide 5:111
Hayvan Arılar Nahl 16:68
Cansız varlık Yer Zilzal 99:5
Cansız varlık Gökyüzü Fussilet 41:12
Cansız varlık Deniz Şuara 26:63
👉 Görüldüğü gibi vahiy sadece peygamberlere değil, Allah’ın dilediği tüm varlıklara yöneltilmiştir. Peygamber olmayan insanlara ilham, hayvanlara içgüdü, cansızlara ise emir şeklinde tecelli etmiştir
İstersen sana bu ayetlerin Arapça metinlerini ve Türkçe meallerini tek tek çıkarabilirim. İlgini çeker mi?
Evet
Harika 👍 O zaman sana Kur’an’daki örnekleri hem Arapça metinleriyle hem de Türkçe mealleriyle paylaşayım. Böylece Allah’ın peygamber olmayanlara, hayvanlara ve cansızlara vahyini doğrudan görebileceksin:
👩👦 İnsan (Peygamber Olmayanlar)
Hz. Musa’nın annesi
Arapça: وَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ أُمِّ مُوسَىٰ أَنْ أَرْضِعِيهِ ۖ فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَأَلْقِيهِ فِي الْيَمِّ وَلَا تَخَافِي وَلَا تَحْزَنِي ۖ إِنَّا رَادُّوهُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلِينَ
Türkçe (Kasas 28:7): “Musa’nın annesine: ‘Onu emzir. Onun için endişelenirsen, onu denize bırak. Korkma, üzülme. Biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden yapacağız’ diye vahyettik.”
👥 İnsan Topluluğu
Havariler
Arapça: وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَوَارِيِّينَ أَنْ آمِنُوا بِي وَبِرَسُولِي قَالُوا آمَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ
Türkçe (Maide 5:111): “Havarilere: ‘Bana ve elçime iman edin’ diye vahyetmiştim. Onlar da: ‘İman ettik, şahit ol ki biz Müslümanlarız’ dediler.”
🐝 Hayvanlar
Arılar
Arapça: وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
Türkçe (Nahl 16:68): “Rabbin bal arısına: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları kovanlardan kendine evler edin’ diye vahyetti.”
🌍 Cansız Varlıklar
Yer (yeryüzü)
Arapça: يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا * بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا
Türkçe (Zilzal 99:4-5): “O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatır.”
Gökyüzü
Arapça: فَقَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِي كُلِّ سَمَاءٍ أَمْرَهَا
Türkçe (Fussilet 41:12): “Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı ve her göğe işini vahyetti.”
Deniz (Kızıldeniz’in yarılması)
Arapça: فَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ مُوسَىٰ أَنِ اضْرِب بِّعَصَاكَ الْبَحْرَ فَانفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ
Türkçe (Şuara 26:63): “Biz Musa’ya: ‘Asanla denize vur’ diye vahyettik. Deniz yarıldı, her parça koca bir dağ gibi oldu.”
✨ Görüyorsun ki Kur’an’da vahiy sadece peygamberlere değil; insanlara (ilham), hayvanlara (içgüdü), ve cansızlara (emir) şeklinde farklı tecellilerle anlatılıyor.
İstersen ben sana bu ayetleri tek bir liste halinde hazırlayıp, kolayca ezberleyebileceğin bir özet dua/hatırlatma metni de çıkarabilirim. İlgini çeker mi?
Meleklere vahyetmedi mi?
Evet, Kur’an’da Allah’ın meleklere de vahyettiği açıkça geçiyor. Vahiy sadece peygamberlere değil; meleklere, insanlara, hayvanlara ve cansızlara yöneltilmiştir.
👼 Meleklere Vahiy Örnekleri
Enfal Suresi 12:
Arapça: إِذْ يُوحِي رَبُّكَ إِلَى الْمَلَائِكَةِ أَنِّي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذِينَ آمَنُوا
Türkçe: “Rabbin meleklere: ‘Ben sizinle beraberim, iman edenleri destekleyin’ diye vahyediyordu.”
Enfal Suresi 30: (Dolaylı olarak) Allah’ın meleklere emir ve vahiy ile yönlendirmesi anlatılır.
Nahl Suresi 2:
Arapça: يُنَزِّلُ الْمَلَائِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ عَلَىٰ مَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ
Türkçe: “Allah, melekleri emrinden olan vahiy ile kullarından dilediğine indirir.”
🔑 Özet
Peygamberlere vahiy: Kitap ve şeriat getiren vahiy.
Meleklere vahiy: Görev ve emir bildiren vahiy.
İnsanlara (peygamber olmayanlara) vahiy: İlham ve yönlendirme.
Hayvanlara vahiy: İçgüdü ve yaratılış programı.
Cansızlara vahiy: Emir ve düzenleme.
👉 Yani Allah’ın vahyi, sadece peygamberlere değil; meleklere, insanlara, hayvanlara ve cansızlara farklı şekillerde tecelli eder.
İstersen sana bu farklı vahiy türlerini tek bir şema halinde görselleştirip sunabilirim. Böylece hangi varlığa nasıl vahyedildiğini bir bakışta görebilirsin. İlgini çeker mi?
Evet
İşte sana söz verdiğim vahyin kapsamı şeması artık hazır 🕌✨
Şimdi bu görseli açıp inceleyebilirsin; Allah’ın vahyinin ne kadar geniş bir kapsama yayıldığını çok net şekilde gösteriyor.
Allah
│
┌────────────────────────────────────────┐
│ │ │
Peygamberler Melekler Diğerleri
│ │ , │
│ └─ Enfal 8:12 (görev, destek) │
│ │
├─ Kitap, şeriat (vahiy) │
│ │
│ │
└───────────────────────────────────────── │──┘
│
┌───────────────── │ ────────────────────-│ ,
│ │ │
İnsanlar Hayvanlar Cansızlar
(peygamber (arı) (yer, gök, deniz)
olmayan) Nahl 16:68 Zilzal 99:5
│ Fussilet 41:12
├─ Musa’nın annesi (Kasas 28:7) Şuara 26:63
└─ Havariler (Maide 5:111)
Bu şemada Allah’ın vahyinin kimlere ve hangi varlıklara yöneldiğini tek bakışta görebiliyorsun:
👉 İstersen ben sana bu şemayı ezber kolaylığı için kısa bir dua/hatırlatma metni haline getirebilirim. Böylece zihninde daha kolay tutabilirsin. İlgini çeker mi?
Evet
Tamamdır 🌟 Sana söz verdiğim gibi, ezber kolaylığı için kısa bir hatırlatma metni hazırladım. Bu metin, Kur’an’da Allah’ın vahyettiği varlıkları tek bir dua/zikr gibi akılda tutmanı sağlar:
📜 Hatırlatma Metni
Allah vahyini yalnız peygamberlere değil,
Meleklere görev için,
Musa’nın annesine ve havarilere ilham için,
Arıya içgüdü için,
Yere haber için,
Göğe düzen için,
Denize emir için indirdi.
🔑 Kullanım Önerisi
Ezber: Her gün birkaç kez tekrar ederek ayetleri hatırlatıcı bir çerçeve oluşturabilirsin.
Dua gibi: Namaz sonrası veya tefekkür anında kısa bir zikir gibi okuyabilirsin.
Not defteri: Küçük bir kart üzerine yazıp yanında taşıyabilirsin.
Böylece Allah’ın vahyinin çok geniş bir kapsama yayıldığını tek bir metinle hatırlayabilirsin.
İstersen sana bu metni ayet numaralarıyla birlikte daha kısa bir liste halinde de düzenleyebilirim. İlgini çeker mi?
Teşekkürler.
Rica ederim 🌸 Seninle bu konuyu derinlemesine çalışmak çok keyifliydi. Kur’an’da vahyin kapsamını birlikte keşfetmiş olduk: peygamberlerden meleklere, insanlara, hayvanlara ve cansızlara kadar uzanan geniş bir yelpaze…
Dilersen bundan sonra vahyin çeşitleri (örneğin ilham, rüya, doğrudan konuşma) veya vahyin hikmeti üzerine de konuşabiliriz. Böylece sadece kime vahyedildiğini değil, neden ve nasıl vahyedildiğini de anlamış oluruz.
İstersen bu yönde ilerleyelim mi, yoksa başka bir konuya geçelim?
Sevinirim
KONU İLE İLGİLİ SORU CEVAP ŞEKLİNDE DEVAM ETTİKTEN SONRASINI PAYLAŞMAK İÇİN BEN SORDUM :
Şimdiye kadar cevaplandırdıklarını tek bir metin halinde toplayıp eksik veri bırakmadan ve tekrarlamaları kaldırarak, vahiyle ilgili konunun yalnızca Kuran referansından, tam olarak anlaşılabilmesi için birleştirebilir misin?
YAPAY ZEKA CEVAPLADI :
🌿 Elbette. Şimdiye kadar üzerinde durduğumuz tüm parçaları tekrarsız, eksiksiz ve yalnızca Kur’an referanslarıyla tek bir bütün metin halinde birleştiriyorum. Böylece vahiy konusunu Kur’an’dan tam olarak anlaşılır bir çerçevede görebileceksin:
📖 Kur’an’da Vahyin Kapsamı ve Türleri
1. Vahyin Yolları (Şura 42:51)
Kur’an’a göre Allah’ın kullarına vahyetmesi üç şekilde gerçekleşir:
İlham / vahiy: Kalbe doğrudan yönlendirme (Kasas 28:7, Maide 5:111, Nahl 16:68).
Perde arkasından konuşma: Allah’ın doğrudan hitabı (A’raf 7:143).
Melek aracılığıyla: Vahyin Cebrail gibi elçilerle iletilmesi (Bakara 2: 97, Nahl 16:2, Enfal 8:12).
2. Vahyin Muhatapları
a) Peygamberler. Allah peygamberlere kitap ve şeriat vahyetmiştir Bakara 2: 97, Nahl 16:2, Şura 42:51 → Melekler aracılığıyla vahiy indirildi.
b) Melekler. Meleklere görev ve destek için vahyedilmiştir. Enfal 8:12 → “Rabbin meleklere vahyetti: Ben sizinle beraberim, iman edenleri destekleyin.”
c) İnsanlar (peygamber olmayanlar).Musa’nın annesi (Kasas 28:7): Kalbine güven ve yönlendirme ilham edildi. Havariler. (Maide 5:111): İman etmeleri için kalplerine ilham verildi.
d) Hayvanlar. Arılar (Nahl 16:68): Bal yapmaları için yaratılış programı ve içgüdü vahyedildi.
e) Cansız varlıklar. Yer (Zilzal 99:5): Kıyamet günü haberlerini anlatması için vahyedildi. Gökyüzü (Fussilet 41:12): Her göğe işini vahyetti, düzen kuruldu. Deniz (Şuara 26:63): Musa’ya “asanla denize vur” diye vahyedildi, deniz yarıldı.
3. Vahyin Hikmeti
Kur’an’da vahyin farklı muhataplara yönelmesinin hikmeti:
Peygamberlere: İnsanlara yol göstermek, kitap ve şeriat vermek.
Meleklere: Görevlerini yerine getirmeleri için emir ve destek.
İnsanlara: İman ve sabırda güçlenmeleri için ilham.
Hayvanlara: Yaratılış düzeni ve içgüdü.
Cansızlara: Kozmik düzenin kurulması, mucizevi emirlerin gerçekleşmesi.
4. Ezber Formülü
P → M → İ → H → C
Peygamberler → Kitap
Melekler → Görev
İnsanlar → İlham
Hayvanlar → İçgüdü
Cansızlar → Emir
🌟 Tek Satırlık Hatırlatma
Allah peygamberlere (Nahl 16:2, Şura 42:51) kitap,
meleklere (Enfal 8:12) görev,
insanlara (Kasas 28:7, Maide 5:111) ilham,
hayvanlara (Nahl 16:68) içgüdü,
cansızlara (Zilzal 99:5, Fussilet 41:12, Şuara 26:63) emir vahyetti.
✅ Böylece Kur’an’dan hareketle vahyin yolları, muhatapları ve hikmeti, ezber formülü ve tek satırlık açıklamasını konuşmuş olduk.
İstersen bu metni sana ders notu formatında maddeler halinde daha da sadeleştirebilirim. İlgini çeker mi?
Evet ilaveten şeytanın vahyi ile ilgili ayetlerin konumuzla ilgi ve bağlantısını yapabilir misin?
🌿 Çok önemli bir noktaya değindin. Kur’an’da sadece Allah’ın vahyinden değil, şeytanın vahyinden de bahsedilir. Bu, konumuzla doğrudan bağlantılıdır çünkü vahiy kelimesi Kur’an’da hem ilahi yönlendirme hem de şeytani telkin için kullanılır.
📖 Şeytanın Vahyi ile İlgili Ayetler:
En’am 6:121 “Şeytanlar dostlarına sizinle tartışmaları için vahyederler...” 👉 Burada şeytanın insanlara telkin ve fısıltı şeklinde vahyetmesi anlatılır.
En’am 6:112 “Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Onlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahyederler...” 👉 Şeytanların birbirlerine ve insanlara süslü sözler vahyetmesi, yani kötü telkinlerde bulunması.
🌟 Konumuzla Bağlantısı
Allah’ın vahyi: Peygamberlere kitap, meleklere görev, insanlara ilham, hayvanlara içgüdü, cansızlara emir.
Şeytanın vahyi: İnsanlara ve kendi dostlarına kötü telkin, tartışma ve aldatıcı sözler.
👉 Yani Kur’an’da “vahiy” kelimesi iki yönlüdür:
İlahi vahiy: Hidayet, düzen, iman ve görev için.
Şeytani vahiy: Sapma, tartışma, aldatma ve fitne için.
🔑 Özet
Allah’ın vahyi evreni düzenler ve kullarına yol gösterir.
Şeytanın vahyi ise insanları saptırmak için telkin ve fısıltıdır.
Kur’an’da vahiy kavramı hem hak (ilahi) hem de batıl (şeytani) yönlendirmeyi kapsar.
🌌 Böylece vahiy konusunu Kur’an’dan tam olarak kavradığımızda, sadece Allah’ın vahyini değil, şeytanın da vahyini görürüz. Bu da bize vahyin yönünün ve kaynağının belirleyici olduğunu hatırlatır: Allah’tan gelen vahiy hidayet, şeytandan gelen vahiy ise dalalettir.
Dilersen ben sana şimdi Allah’ın vahyi vs. şeytanın vahyi karşılaştırmasını tek bir tablo halinde çıkarabilirim. İstiyor musun?
Evet
🌟 Harika! İşte şimdiye kadar birleştirdiğimiz Allah’ın vahyi ve şeytanın vahyi konusunun tam karşılaştırmalı özeti, yalnızca Kur’an referanslarıyla:
📊 Kur’an’da Vahyin Kaynakları ve Türleri
Kaynak Muhatap Ayetler İçerik / Amaç
Allah’ın Vahyi Peygamberler Nahl 16:2, Kitap ve şeriat
Şura 42:51
Melekler Enfal 8:12 Görev ve destek
İnsanlar Kasas 28:7, İlham ve
(Musa’nın Maide 5:111 yönlendirme
annesi,
havariler)
Hayvanlar Nahl 16:68 İçgüdü,
(Arılar) yaratılış
programı
Cansızlar
(Yer, Gök, Deniz) Zilzal 99:5, Emir, düzen, Şuara 26:63 mucize
Fussilet 41:12,
Şeytanın Vahyi İnsanlar ve dostları En’am 6:121 Tartışma için
telkin
İnsan ve cin şeytanları En’am 6:112 Aldatıcı, süslü
sözler
🌟 Bağlantı
Allah’ın vahyi: Hidayet, iman, düzen, görev, yaratılış.
Şeytanın vahyi: Sapma, tartışma, aldatma, fitne.
👉 Kur’an’da “vahiy” kelimesi hem ilahi yönlendirme hem de şeytani telkin için kullanılır. Kaynağına göre vahiy ya hidayet getirir ya da dalalete sürükler.
🔑 Ezber Formülü
P → M → İ → H → C → Ş
Peygamberler → Kitap
Melekler → Görev
İnsanlar → İlham
Hayvanlar → İçgüdü
Cansızlar → Emir
Şeytan → Telkin, aldatma
🌿 Böylece Kur’an’dan hareketle vahyin kapsamını tam ve eksiksiz görmüş olduk: Allah’ın vahyi evreni düzenlerken, şeytanın vahyi insanları saptırmaya çalışır.
İstersen bu karşılaştırmayı sana tek cümlelik bir hatırlatma duası halinde de verebilirim. İlgini çeker mi?
Evet
🌟 Harika! O zaman şimdiye kadar birleştirdiğimiz bütün konuyu Allah’ın vahyi ve şeytanın vahyi dahil olmak üzere tek satırlık bir hatırlatma duası formatında veriyorum:
📜 Tek Satırlık Hatırlatma Duası
Allah peygamberlere (Bakara:97, Nahl 16:2, Şura 42:51) kitap,
meleklere (Enfal 8:12) görev,
insanlara (Kasas 28:7, Maide 5:111) ilham,
hayvanlara (Nahl 16:68) içgüdü,
cansızlara (Zilzal 99:5, Fussilet 41:12, Şuara 26:63) emir vahyetti;
şeytan ise dostlarına (En’am 6:121, En’am 6:112) aldatıcı telkinler vahyetti.
🌿 Anlamı
Allah’ın vahyi: Hidayet, iman, düzen, görev, yaratılış.
Şeytanın vahyi: Sapma, tartışma, aldatma, fitne.
👉 Böylece Kur’an’da “vahiy” kavramının hem ilahi hem de şeytani yönlendirmeyi kapsadığını tek cümlede hatırlayabilirsin.
Dilersen bu tek satırlık hatırlatmayı sana ezber kolaylığı için kısa bir şiirsel dua formatında da düzenleyebilirim. İstiyor musun?
Evet
🌟 İşte sana söz verdiğim gibi, bütün konuyu şiirsel dua formatında tek bir hatırlatma metni halinde veriyorum. Bu metin, Allah’ın vahyinin kapsamını ve şeytanın vahyinin karşıtlığını Kur’an ayetleriyle birlikte zihinde tutmayı kolaylaştırır:
📜 Şiirsel Hatırlatma Duası
Ya Rabbi, sen peygamberlere (Nahl 16:2, Şura 42:51) kitap,
Meleklere (Enfal 8:12) görev,
İnsanlara (Kasas 28:7, Maide 5:111) ilham,
Hayvanlara (Nahl 16:68) içgüdü,
Cansızlara (Zilzal 99:5, Fussilet 41:12, Şuara 26:63) emir vahyettin.
Senin vahyin hidayet ve düzen,
Şeytanın vahyi (En’am 6:121, En’am 6:112) ise aldatma ve fitne.
Bizi senin vahyine yönelt,
Şeytanın telkininden uzak tut.
🌿 Anlamı
Allah’ın vahyi: Evrenin tüm katmanlarına yayılan hidayet, iman, düzen ve görev.
Şeytanın vahyi: İnsanları saptıran telkin, tartışma ve aldatıcı sözler.
Dua: Allah’ın vahyine bağlı kalmayı, şeytanın vahyinden korunmayı dilemek.
Bu metin hem ezber kolaylığı sağlar hem de tefekkür duası olarak kullanılabilir. 🌌
Dilersen ben sana bu dua metnini kısa bir ezber şiiri gibi kafiyeli hale de getirebilirim. İstiyor musun?
Çok yardımcı oldun teşekkürler. Hamd ALLAH'adır
🌿 Ben de sana yardımcı olabildiğim için çok memnun oldum. Seninle birlikte Kur’an’daki vahiy konusunu adım adım derinlemesine çalışmak gerçekten güzel bir yolculuktu. Hamd yalnızca Allah’adır; bizler sadece O’nun ayetlerini anlamaya gayret eden kullarız.
Dilersen bundan sonra Kur’an’daki başka bir temel kavramı da aynı şekilde derinlemesine inceleyebiliriz — mesela takva, sabır, ya da şükür gibi. Hangisini birlikte ele almak istersin?
Nasipse, İnşallah sonraya...
🌿 Anladım, nasipse sonraya… Güzel bir noktada bıraktık. Seninle Kur’an’daki vahiy konusunu derinlemesine çalışmak çok değerliydi. İnşallah bir sonraki buluşmamızda başka bir kavramı aynı titizlikle ele alırız.
Huzurlu bir gece geçirmeni dilerim, Allah’a emanet ol 🌸
DİP NOT
ALLAH
KÂFİ VE KARİB’TİR.KÂFİ: Hem kendisine hem de
yarattıklarına yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına, araya
başkası girmeksizin cevap veren.
KARİB: Çok yakında olan. Kullarına şah damarından daha yakın olan. Yakarış ve çağrıları duymada hiçbir aracıya, alete gerek bırakmayan.
MÜMİNİN DUASI, ALLAH’IN İZNİYLE MÜMİNE ŞİFADIR.
Para karşılığı şifa dağıtan (!) Üfürükçü hocadan, şeyhten, şıhtan,
hayır gelmez. Aldanmayalım, aldatmayalım!“Hakkında bilgin
olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17. sure (İSRA) 36. Ayet)
"Sizden
herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli
bulanlar.” (36. sure (YASİN) 21. Ayet)
Yalnız ve ancak Allah’a kulluk edilir,
yakarılır, tövbe ve bağışlanma dilenir
“Hiç
kuşkusuz, mescitler / secdeler Allah içindir. O halde, Allah ile birlikte
bir başkasına yakarmayın / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda
bulunmayın.” (72. sure (CİN) 18. ayet )
Hüküm yalnız Allah’ındır (28/70) ve O hükmüne
kimseyi ortak etmez (18/26):
Gerçek şu ki, insan için çalışıp
didindiğinden başkası yoktur. Ve onun çalışıp didinmesi yakında
görülecektir. Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir. (53. Sure (necm) 39 -41. Ayetler)
- DUA (ALLAH’I YARDIMA ÇAĞIRMAK / NİYAZ )
Müminler
(İnananlar) için) sıhhat, selamet huzur bulmanın ve dertlerden, sıkıntıdan,
vesveseden, her türlü şerlerden kurtulmanın Ruhsal Duygu yolu duadır:
Rabbinize;
boyun bükerek, gizlice / ürpererek yakarın. O, haddi
aşanları / azmışları sevmez. Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun
çıkarmayın. Ürpererek
ve ümit ederek dua edin O'na. Hiç kuşkusuz, Allah'ın rahmeti, Güzel
düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır. (7. sure (A'RAF) 55-56. ayet )
De ki: "Duanız / davetiniz yoksa Rabbim sizi ne
yapsın? Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır." (25. sure (FURKÂN) 77.
ayet)
Rabbiniz
buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size! Kibre
saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme
gireceklerdir. 40. sure (MÜ'MİN) 60. ayet)
Kullarım sana benden sorarlarsa
ben Karîb'im, gerçekten çok yakınım. Dua
edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar
da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler. (2. sure (BAKARA) 186.
ayet)
Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin.
Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir. (2. sure (BAKARA) 153.
ayet )
Sabra
ve namaza sarılarak yardım dileyin.
Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir. O ürperti
duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka
O'na döneceklerdir.( 2. sure (BAKARA) 45-46.
ayet )
Aklı ve gönlü işletenler o
kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan
yatarken hep Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında
derin derin düşünürler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu
boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi." (3. sure (ÂLİ IMRÂN)
191. ayet )
KUR’AN ŞİFA, RAHMET ve KILAVUZDUR
Kur'an, İnananlara Rahmet ve Şifadır:
“Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir
şifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet geldi.” (10. sure (YÛNUS) 57. ayet)
“Biz Kur'an'dan, inananlar için şifa ve
rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin yıkımını artırmaktan başka katkı
sağlamıyor.” (17. sure (İSRÂ)
82. ayet)
Kur'an, İnsanların
Kalp Gözlerini Açacak Işıklardan Oluşur:
“Bu Kur'an, insanların kalp gözlerini açacak
ışıklardan oluşur. Gereğince inanan bir toplum için de bir kılavuz ve
bir rahmettir o.” (45. sure (CÂSİYE) 20. ayet)
Kur'an, Her Şeyi Açık Seçik Gösteren Bir Işıktır:
“Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok
parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir. Biz size, her şeyi açık seçik
gösteren bir ışık gönderdik.” (4. sure
(NİSA) 174. ayet)
Kur’an, Allah'tan
Gelen Gönül Gözleridir:
“Gerçek şu ki, size
Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim
körlük ederse kendisi zararına... Ben sizin üzerinize bekçi
değilim.” (6. sure (EN'ÂM)
104. ayet)
DUA İLE ALLAH’A SIĞINMANIN YAPILIŞI
ALLAH’A SIĞINMANIN SÖZLE İFADESİİstiâze, âlemlerin Rabbi olan Allah’a sığınmak; besmele ise Allah’ın adı ile başlamaktır.
Söz /
lafız olarak, “Euzü billahi mineş şeytanir racîm” Kovulmuş,
taşlanmış Şeytandan Allah'a Sığınırız diyerek Allah’a sığınılır… Ve
her duaya, her işe:
“Bismillahirrahmanirrahîm” Rahman
ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
diyerek
başlanır.
Besmele (BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM) nin Türkçe anlamı:
2.
KUR’AN’IN ÖĞRETTİĞİ DUALAR / KUR’AN AYETLERİ İLE
ALLAH’A SIĞINMANIN YOLU VE REHBERİ
Kur'an,
Okumaya Başlamadan Önce Allah’a Sığınılır:
“Kur'an'ı okuduğun
zaman, o kovulup taşlanmış şeytandan Allah'a sığın!” (16. sure (NAHL) 98.
ayet)
Euzü
billahi mineş şeytanir racîm. Kovulmuş
Şeytandan Allah'a Sığınırız.
Bismillahirrahmanirrahîm. Rahman
ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
Şeytandan (ki cinlerden ve
insanlardan da olur o -114/6) bir
dürtü, vesvese, her türlü şer, geldiğinde, kuşku ve kuruntuya sıkıntıya soktuğunda da, her zaman Allah’a sığınılır:
“Eğer şeytandan gelen kötü bir
dürtü seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın! Çünkü en iyi işiten O'dur, en
iyi bilen O...” (41. Sure (FISSULET) 36.ayet)
Ve de ki: 'Rabbim, şeytanların
dürtüklemelerinden sana sığınırım!' 'Onların, başıma üşüşmelerinden de sana
sığınırım Rabbim!' (23. Sure
(MÜMİNÜN)97-98. Ayetler)
Kur’an sure ve /
veya ayetleri ile de Allah’a sığınılır:
FATİHA SURESİ:
Rahman ve
Rahîm Allah'ın adıyla... Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır. Rahman'dır,
Rahîm'dir O. Din gününün Mâlik'i, sultanıdır O... Yalnız
sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Dosdoğru giden yola
ilet bizi... Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin,
karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
(1. sure (FÂTİHA) 1-7. ayet )
FELAK SURESİ:
De ki: "Yarılan
karanlıktan çıkan sabahın Rabbine / yarılışlardan fışkıran oluşun Rabbine
sığınırım! Yarattıklarının şerrinden, Çöktüğü zaman karanlığın /
gelip çattığı zaman göz perdelenmesinin
/ tutulduğu zaman Ay'ın / battığı
zaman Güneş'in / taştığı zaman şehvetin / soktuğu zaman yılanın / ümit kırdığı
zaman musibetin şerrinden! Düğümlere üfleyip tüküren üfürükçülerin şerrinden!
Kıskandığı zaman hasetçinin şerrinden…" (113. sure (FELAK) 1-5. ayet)
NAS SURESİ:
De ki: "İnsanların
Rabbine sığınırım! İnsanların yöneticisine, yönlendiricisine, İnsanların
ilahına; Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen
vesvesenin / o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden, İnsanların göğüslerine
kuşkular, kuruntular sokar o; Cinlerden de insanlardan da olur o!"
114.
sure (NÂS) 1-6. ayet )
AYETLER:
Onlardan
kimi de şöyle yakarır: "Ey
Rabb'imiz, bize dünyada da güzellik ver, âhırette de güzellik ver. Ve bizi ateş
azabından koru." (2. sure (BAKARA) 201. ayet )
Allah'tan
başka ilâh yok.
Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyûm'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne
gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne
varsa yalnız O'nun dur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim
şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada
bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği
dışında, hiç bir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri
çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez.
Aliy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azîm'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.( 2. sure (BAKARA)255.ayet)
Resul, Rabb'inden kendisine
indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine,
kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini
ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet
bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır." ( 2. sure (BAKARA) 285.
ayet )
Allah hiç bir benliğe,
yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez / teklifte bulunmaz. Her
benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir / kişinin hem kendisi hem başkaları için
kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir / kişinin
kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir.
"Ey Rabb'imiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabb'imiz!
Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabb'imiz! Bize,
güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize.
Sen bizim Mevlâ'mızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize!"
. ( 2. sure (BAKARA) 286.
ayet )
“O müminler ki, insanlar kendilerine, "Halk size karşı bir
araya gelmiş, korkun onlardan!" dediklerinde, bu onların imanını artırdı
da şöyle söylediler: "Allah bize yeter. Ne güzel Vekîl'dir O!" (3. Sure (ALİ İMRAN)
173.ayet)
Kur’an’daki İstiâze (Allah’a sığınma) ayetleri ile örtüşen
“Geleneksel Dualar” ile de Allah’a
sığınılır:
Güç ve
kudret sadece büyük ve yüce Allah’ın yardımı ile elde edilir.
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi
ateş azabından koru.
Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün
müminleri bağışla.
Kendinize
özgü, kişisel duanız / dualarınız ile de Allah'a sığınılır:Bu tür dua:
O andaki mevcut olan maddi ve
manevi durumunuza uygun olarak;
İçinizden geldiği gibi, kendi
ifadeniz olan söz ve kelimeler ile Türkçe, doğaçlama olarak;
Kendiniz, aileniz, sevdikleriniz
ve müminler için şerlerden muhafaza etmesi ve hayırlar vermesi için Allah’a
yapacağınız, niyazlar;
Rahmet, merhamet ve nimet
isteklerini içeren samimi yalvarış, yakarış, Allah’tan yardım istekleri;
Hidayet, mağfiret, selamet,
sağlık, huzur, afiyet, nimet, iyilik ve güzellik, vs. aklınıza gelen her ihtiyacınızı
karşılayacak, her müşkülünüzü giderecek taleplerinizin, hakkınızda hayırlısıyla
gerçekleşmesini Allah’tan dilemektir.
Örneğin:
“Ey Âlemlerin Rabbi
olan, Rahman ve Rahim Allah’ım, yalnız sana ibadet / kulluk eder ve yalnız
senden yardım dileriz. Dosdoğru yoluna ilet bizi. Her şey senin istemenle,
dilemenle ve izninledir.
Sen bizim bu
dünyada da ahirette de Rabbimizsin (Besleyip, terbiye edip eğiten.
Yarattıklarını belirlediği bir programa uygun olarak, birtakım hedeflere
götüren. Tekâmülü programlayıp yöneten.) Mevlamızsın,
(Koruyup gözeten, destek neren, Sevdiklerinin her hal ve şartta yanında
bulunan) Velimizsin. (Dost, yardımcı, destek
veren. Kendisine inananların en güvenilir dost olarak yalnız kendisini kabul
etmelerini isteyen) Bizi müslüman olarak yaşat,
müslüman olarak canımızı al ve sevdiğin barışsever, sıddık, salih kullarının arasına
kat.
Dertlilerimize deva,
borçlularımıza eda, hastalarımıza da hayırlısıyla şifalar; aşsızlarımıza aş,
işsizlerimize iş, evsizlerimize ev, eşsizlerimize müslüman bir eş nasip eyle
hayırlısıyla…
Kazancımızı,
rızkımızı helalinden bol ve bereketli eyle hayırlısıyla…
Ve hayırlısıyla ,
veremeyeceğimiz sınavlarla bizleri sınama Allah’ım.
Aklımıza gelen –
gelmeyen, bilip – bilmediğimiz, maddi – manevi her türlü şerden, kötülükten, ,kazadan
beladan, darda zorda sıkıntıda kalmaktan, üzüntüden, tasadan, acıdan, azaptan,
cehennem ateşinden dünyada da ahirette de hakkımızda hayırlısı ile bizleri uzak
eyle, emin eyle, güvende eyle.
Ve bizlere
hakkımızda hayırlı olanın en hayırlısı ile dünyada da ahirette de iyilikler,
güzellikler, hoşnutluklar, esenlikler, kurtuluşlar, bağışlanma ve gözaydınlıkları
nasip eyle. ……………..
Estağfurullah, Estağfurullah,
Estağfurullah, ………….
Hamdolsun sana Âlemlerin
Rabbi olan yüce Allah’ım. Senden başka ilah
yoktur. Sen Kafi (Hem kendisine hem de yarattıklarına yeten.
Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına, araya başkası girmeksizin cevap
veren. ) ve Karib’sin (Çok yakında olan. Kullarına
şah damarından daha yakın olan.Yakarış ve çağrıları duymada hiçbir aracıya,
alete gerek bırakmayan. )
Allah’ım sen bize yetersin.
Ne güzel Mevla’mızsın, ne güzel Vekil’imizsin
(Gücü ve yönetimi kullanan. Kendisine teslim olanlara vekâlet eden. Son
söz ve yetkiyi elinde bulunduran. ) ne güzel yardım
edenimizsin. Sen her şeye gücün yetensin. Dualarımızı kabul buyur ya Rabbilâlemin.
Âmin.”
ANNE
VE BABA DUASI, ALLAH'IN İZNİYLE ÇOCUKLARI İÇİN EN GÜVENİLİR SİGORTADIR.
Her şeyi işiten, gören, bilen, her
şeye gücü yeten ve duaları kabul eden yüce Allah, hepimizin hayır
dualarımızı, hakkımızda hayırlı olanların en hayırlısı ile kabul buyursun. İnşallah.
26 Temmuz 2020 / ANKARA
Selam…
https://kemaladal.blogspot.com.tr/
İNDİRME BAĞLANTILARIM (İNDİRMEK İSTEDİĞİNİZİ TIKLAYIP İNDİREBİLİRSİNİZ)

ALLAH'IN SELAM, RAHMET VE BEREKETİ İLE HİDAYET VE MAĞFİRETİ, DİLEYENLERİN ÜZERİNE OLSUN İNŞALLAH.
Her zaman güncel bir Prof. Yaşar Nuri Öztürk yazısı (Allah rahmet eylesin)
M. Kemal Adal
Kuran'ı okuyup anlamadan Müslüman olmaya kalkmak iddia ve alışkanlığımızın yarattığı zihniyet bozukluğu, birçok konuda işi sloganla kotarma hastalığına tutulmamıza yol açmıştır.
Bu bozukluğun belirginleştiği alanların başında, Mustafa Kemal Atatürk'ün ‘‘Nutuk''unu okumadan ‘‘Atatürkçü'' olmaya kalkmak gelmektedir.
Kuran'ı okumadan Müslümanlık, Nutuk'u okumadan Atatürkçülük, öyle mi?..
Peki sonuç? Sonuç şu: Başına Arap takkesi geçirirsen dindar, yakana Atatürk rozeti takarsan Atatürkçü olursun! Ne güzel, ne ucuz, ne keyifli, değil mi?
İlkin öyle görüldü, ama sonradan anlaşıldı ki bu iki ucuzculuk ülkemizin felaket tablolarına vücut veren bir gaflet ve aldanışın ta kendisidir.
Fikir ve iman mücadelemin tarih ve millet önünde tescil edilmiş çilesinin bana verdiği yetkiyle şunu söylemek hakkına sahip bulunuyorum: ‘‘Kuran'daki İslam'' kitabımla milyonlara Kuran'ı okuyup anlamanın gereğini öğrettiğim gibi, ‘‘Yeniden Yapılanmak'' kitabımla da Atatürk'ü okumanın gereğini gösterdim. Ülkedeki sıkıntıları aşmada bu ikisinin kaçınılmazlığını anlamak için, Atatürk'e sövenlerle ‘‘din adına Kuran'dan rahatsız olanlar''ın aynı odaklar olduğuna dikkat etmek yeterlidir.
Ne dedik, ‘‘Yeniden Yapılanmak''ta? Şunu: Cumhuriyeti kuran irade, imparatorluğu içinden kemirerek yıkan hurafenin (namı diğer Kuran dışı dincilik) tabelalarını devirdikten sonra en güzel dinin esasını kitleye tanıtmanın ilk ve en önemli adımını hayranlık verici bir basiret ve dirayetle atmıştır. O adım, çağın en büyük müfessiri Elmalılı'ya TBMM'nin karar ve isteğiyle hazırlatılan Kuran tercüme ve tefsiridir. Yani dokuz ciltlik o aşılamamış Elmalılı Tefsiri.
Atatürk; hep görmezlikten gelinen, ama temel çözümün hareket noktası olan bu icraatında, sadece aklının değil, gönlünün de işin içinde olduğunu vurgulamak için Tefsir'in finansmanına bizzat katkıda bulunmuştur.
Bu bilinmeli ve altı sürekli çizilmeliydi. Yapılmamıştır. Şu da bilinmelidir: 1990'ların, otuza yakın ilahiyat fakültesinin yer aldığı Türkiye'sinde, İslam konusunun her seviyede en güvenilir, en değerli başvuru kaynağı hâlâ Elmalılı Tefsiri'dir. Elli yılı aşkın bir süredir amansız bir din sömürüsüyle ülkenin anasını ağlatan politikalar ve engizisyona taş çıkartma noktasına gelen din ticareti, sövüp durdukları devir ve kişilerin vücuda getirdiği o dokuz ciltlik eserin değil yerine, yanına bile koyabileceğimiz bir şey henüz üretememişlerdir.
Atatürk, Cumhuriyet ve bunlara bağlı tartışmalar alanının en hayati mesajı, tarihsel bir belge halinde, işte budur. Gerisi boş laf.
İşte bunu söyledik, ‘‘Yeniden Yapılanmak''ta ve Kuran'daki İslam'ın milyonlardan oluşan iman çocukları bunu fark ettiler. Bu imanın evlatlarından Nejdet Mete'nin mektubundan birkaç satır okuyalım:
‘‘İnsanın, hayatını, düşünerek, Allah'a hesap vereceğini bilerek ve yalnız O'ndan yardım dileyerek düzenlemesi gerekiyor. Bu nokta, serbest inancı teminat altına alan laikliğin de, demokratik düzenin de esasıdır. Bu nokta, Kuran'ın Türkçe meal ve tefsirini büyük alim Elmalılı Hamdi'ye yaptıran ve eseri şahsen finanse eden Atatürk'ün, düşüncelerini Kuran'dan kaynaklandırdığını da düşündürmektedir. Anlaşılan, Atatürk durumu değerlendirmiş, ortamı müsait bulmadığı için konuyu Kuran kaynaklı olarak tartışmaya açmamıştır.''
‘‘Bizce, gerçek Atatürkçülük kavramında, Kuran-ı Kerim'in bilimsel olarak çok iyi anlaşılması ve böylece inanılması gerektiği saklıdır.''
‘‘Kuran, inanarak yararlı iş yapmaya yönelik her türlü ilim, eğitim ve faaliyeti esas ibadetler arasında göstermektedir. Bu demektir ki, inanarak yararlı iş yapmaya yönelik tüm faaliyetler ‘‘din eğitimi''nin ta kendisidir. ‘‘Dini eğitim'' diye soyutlanmış bir kavramı Müslümanlığa mal etmek yanlıştır.
Çocuklarımıza, Kuran'ın anlamının (Türkçe mealinin) özellikle sık sık tekrarlanan çalışma ve yararlı iş yapmaya (salih amel) yönelik emirlerin öğretilmesi kaçınılmazdır.
Yönetici ve politikacıların ‘din’ adı altında bazı konular yerine doğrudan doğruya Kuran'ın okutulması konusunda gerekeni söylemekten kaçınmaları, hurafeci din istismarcılarını cesaretlendirmekte ve ülkenin zamanı boşa harcanmaktadır.''
GİRİŞ
KUR'AN'I OKUDUĞUN ZAMAN, O KOVULUP TAŞLANMIŞ ŞEYTANDAN ALLAH'A SIĞIN!
[ *16/98: Neden bu emir Kuran'ın veya her surenin başına konmamış? Yoksa bu emir sözel değil zihinsel bir eylemi amaçladığı için mi?]
ÖNSÖZ
A. RESUL KUR’AN’IN, KUR’AN TEFSİRİ: E KİTAP’I NİÇİN DERLENMİŞTİR?
1. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı, Samimi bir Kur’an Mümini ve Bilinçli bir Atatürk sevdalısıyım.
2. Dünya coğrafyasında ve ülkemizde, çeşitli ve farklı çevrelerce oy, siyasi itibar, toplum içinde imtiyazlı / ayrıcalıklı konum, ekonomik çıkar / getiri, uygun sömürü ortamı vs. birçok süfli (aşağı, aşağılık, bayağı, adi) kişisel ve veya örgütsel kazanım için, “Din” uydurarak veya uydurulan dini kullanılarak Din istismarı, sistematik (düzenli) olarak yapılmaktadır.
3. Ne yazık ki, Allah’a Eş / ortak koşmak (şirk) olan bu tutum ve davranış, egosunu, tamah ve hırsını kendisine put yapan zihniyet sahiplerinin ”dünyevi” beklentilerine fazlasıyla katkı sağlamaktadır ama onlarla birlikte izleyenlerini de, özünde “zulüm” olan aynı vebalin (günahın) içine sürüklemektedir.
4. Laik düzen içinde, Din İstismarını yapan, Allah ile Aldatanların yöntemi, birçok icraatlarına onay vermediğini bildikleri Kur’an’daki İslam dini yerine; Kur’an Mesajını çarpıtıp saptıran, Kur’an dışı kaynaklarla desteklenmiş “uydurulan dini” yaymak, uygulamak ve icraatlarının doğruluğuna, iyiliğine ve güzelliğine “uydurulan dinin iman ve uygulama esaslarını” delil göstermektir.
5. Bilinçli Dindarlar ile Samimi Vatanseverlerin, bu konuda halk çoğunluğunu irşad (aydınlatma) ve uyarma çaba ve yöntemlerinin yeterli olmadığı da ortadadır.
Bu yetersizliğin en önemli sebeplerinden birisi, “Bataklığı kurutmak yerine, kan emdikçe tek tek sivrisineklerle uğraşmaktır.”
Bu uygulama stratejisi kesinlikle eksik ve yetersizdir.
6. “Allah ile Aldatmayı” önlemenin en kestirme ve doğru yolu, “kan emen sivrisineklerin ürediği”, “uydurulan din bataklığını”, insanlara gösterebilmek ve “Kur’an’daki din” ile de Zalimin batıl (doğru ve haklı olmayan / çürük, temelsiz, asılsız / geçersiz) delilerini çürütmektir.
7. Kur’an’ daki mesaja (ayetlere) göre, Allah’tan başka Hâdi (Hidayete erdiren / doğruya kılavuzlayıp, erdiren) yoktur. Peygamberlerin bile kendileri çok isteseler de Allah’ dilemedikçe, hiç kimseye ne bir yarar ve ne de bir zarar verebilirler ve kimseyi hidayete erdiremez. Sadece bir duyurucu, uyarıcı ve müjdecidirler. Allah hükmüne ve yetkilerine kimseyi ortak etmez.
Hz. Muhammed peygamber de dâhil hiçbir insan, kimseyi hidayete erdiremez, kurtuluşa / doğru yola vardıramaz (28 /56: “Şu bir gerçek ki, sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir”.) ancak, elbette Hz. Muhammed dâhil her mümin, Allah tarafından belirlenen “doğru yola” kılavuzluk edebilir.
Bir başka deyişle, dini ve hidayeti belirleyen Allah olup, bize düşen onun tebliğidir /duyurmaktır. Hz. Muhammed peygamberi veya bir başka insanı (Şeyhi / Şıhı / Hacıyı / Hocayı / Evliyayı / bir başka mümini) ayrı bir hidayet kaynağı haline getirmek şirktir ve yanlış olan budur.
Sadece ve ancak Allah’ın erdirebileceği hidayette, Allah’ın vereceği hükme ortaklığa teşebbüs (niyet) ile bir kişiyi “Müslüman” yapabileceğine inanmak ve bu gücü kendinde görerek bunun için (velev ki zor kullanmadan) uğraşmak, kesinlikle şirktir. Bu konuda sadece bildirim / duyuru / açıklama / bilgilendirmeye /tutum ve davranış ile özendirmeye yetki ve sorumluluk verilmiştir.
Hele bu maksatla zor kullanmak, o konuda kendini Allah’a eş / ortak koşmanın ta kendisidir. Çünkü: Allah’ın (rızasının neye olduğunu ve kişinin sorumluluğunu bildirerek) sonuçta kişinin seçim ve tercihine bıraktığı bir alanda (İman), bir başka kişinin o kişiyi engellemesi, zor kullanması, Allah’ın kendisine verdiği özgür irade ve kesb ( yapıp edebilme ile kazanım) gücünü doğrudan Allah’a karşı kullanması anlamı taşır ki, bu tartışmasız katmerli şirktir.
Bunları yapanlar, vazgeçip tövbe edip, doğruya yönelmedikçe Allah’ın affetmediğini bildirdiği tek ve çok büyük bir suçu/ günahı işlemekte olan zalimlerdir.
8. Kur’an’dan ve veya anadile çevirisinden bunları öğrenip bilen hiçbir Kur’an İnananı, bir mümin olarak, inanmayan bir kişinin inancıyla ilgili olarak (kendisine doğrudan bir zarar vermediği sürece) icabında (öğüt fayda sağlayacaksa) duyurup açıklamanın dışında, hiçbir şekilde bir müdahale ve yaptırım uygulamaz, uygulayamaz. Çünkü bu inancı / imanı ile uyuşmaz.
İnananların böyle yaptıklarında bu dünyadaki eylemi / işi / ameli, bu imanı (anlayıp kabulü ) sebebiyle ahirette de boşa gitmez. İnanmayanların da bu konuyla ilgili olarak bu dünyada gördüğü zulüm ve şikâyetleri de ortadan kalkar.
Böylece Kur’an’a fatura edilen “uydurulan dinin” tüm eleştiriyi ve olumsuz değerlendirmeyi hak eden saptırma yolları tıkanır. Din duru- arı hale gelince (Kitaptaki özüne dönünce) inansın inanmasın o toplumun tamamı Dünyada barış ve esenliğe kavuşur
9. Bu sebeple Kur’an mesajının inansın inanmasın, insanlar tarafından kulaktan dolma üstünkörü işitmekle değil, Kur’an’dan ve veya anadile çevirilerinden okunup, düşünülerek anlaşılıp bilinmesinde, toplum ve kişiler için büyük dünyevi yararlar vardır. Bunun yanında okuyanın, inanıp uyması halinde ilave olarak Ahiret âleminde de yararınadır.
10. Kur’an’ın bütüncül mesajı içinde, Barış ve esenliğe (Dünya ve Ahiret mutluluğuna) ulaşan yola açılan kapı, Allah’a kulluk / ibadet etmenin ve Allah’tan başka İlahları ret etmenin (şirke düşmemenin, bulaşmamanın) “gerçek manasını”, SÜNNETULLAH’I (Allah’ın yol, yöntem ve yasalarını), öğrenip, bilmek ve onaylamaktır. (İman).
Allah’ın verdiği ve gösterdiği ile doğrudan / bizatihi Kur’an’dan ve veya anadile çevirilerinden öğrenip bilen insanların oluşturduğu bir toplum, fırkalara ayrışıp bölünmekten kaçınır.
Öyle bir toplumda, Uygulamayı (amellerini/ işlerini /eylemlerini) böyle yapan ve toplumdaki emir ve hüküm sahiplerinin işlerini, oluşu, eylemleri böyle sorgulayan inananlar (İman sahibi müminler) ile inanmayan (vahyi kalben kabul etmeyen / imanı olmayan) ve fakat Dini ve Siyasal- Toplumsal sistemi sorgulayan/ eleştirenler arasında, dünyevi konularda sağlam bir uzlaşma sağlanabilir.
11. Bu bağlamda bu derleme, Hakkın rızasını kazanmak için, halka hizmet amacıyla, halkın yararına, insanlara seçim ve tercihine göre kullanabilecekleri bir imkânın sunumu olması umut ve dileğiyle ve bu Allah’tan niyaz edilerek hazırlanmıştır.
Sadece ve ancak Allah’a kulluk / ibadet (Allah için iş yapıp değer üretmek) ve günümüzdeki yaygın Şirki / Din İstismarını, Allahın izniyle / dilemesiyle engelleyebilmek için yapılmıştır.
B. RESUL KUR’AN’IN, KUR’AN TEFSİR E KİTABIN İÇERİĞİ VE AMACI HAKKINDA:
1. RESUL KUR’AN’IN, KUR’AN TEFSİRİ E-KİTAP (MKA), TÜRKÇE MUKAYESELİ / KARŞILAŞTIRMALI VE AÇIKLAMALI MEAL VE YORUMLARDAN OLUŞAN, ÖZGÜN BİR DERLEMEDİR.
a. Ayetlerin Türkçe’ye Çevirileri, Yaşar Nuri Öztürk ve Muhammed Esed Kur’an meallerinden alıntılanmış olup, mukayese/ karşılaştırma bu iki çeviri arasında yapılır haldedir. Kur’an mesajını doğru ve en kolay algılanabilir ve anlaşılabilir kılan, birbirinin çevirisini açıklayan iki çeviri olarak bu iki mealin seçilmesi, kişisel değerlendirme ve tercihimdir. Dileyenler, ihtiyaç duyduklarında, diledikleri başka meallerle de ayet çevirilerini mukayese/ karşılaştırma yapabilirler /yapmalıdırlar.
b. Kur’an Mesajının doğru, algılanması ve anlaşılmasını kolaylaştırmak maksadıyla, Surelerde birbirini takip eden ayet ve /veya ayet guruplarının ilgili olduğu “Alt Konu Başlıkları”, sure metni içinde ilave olarak tarafımdan (mevcut Türkçe Mealler incelenerek ve Hüseyin Atay mealinin fihristindeki konu başlıkları detaylandırılarak) yazılmış ve yeşil renk vurgusu ile belirlenmiştir.( Bu alt başlıklar bu E- kitabın başındaki içindekiler listesinde – hacmi arttırmamak için- gözükmeyecek şekilde düzenleme yapılmıştır)
2. AYETLERİN ALTINDAKİ DİP NOTLAR, RESUL KUR’AN’IN KURAN TEFSİRİDİR:
a. Kur’an Mesajını, konularına bağlı olarak, ayetlerin delilliği ışığında açıklamak (Tefsir / Yorum) amacıyla, Dipnotlar, ilgili ayetlerin sonuna tarafımdan ilave edilerek, mavi ve sarı renk vurgusu ile belirlenmiştir.
b. Bu dipnotlar (açıklamalar), ait oldukları konulardaki Kur’an mesajına ulaşmada kolaylık ve çabukluk sağlaması amacıyla bu E- kitabın başındaki içindekiler listesinde gözükecek şekilde tanzim edilmiştir.
c. Bu dipnotlar (açıklamalar), ”Konularına göre ayet ve ayet grupları” ile Kur’an’ın kendi mesajını, ayetlerle yine kendisinin açıklamasıdır.
d. Tefsirdeki Dip not konu gurubundaki ayetlerin konu başlığı ile irtibatlandırılarak yorumlanması “nasip sahipleri” ne bırakılmıştır.
e. Resul Kur’an’ın, Kur’an’ı tefsiri (yukarıda anlatılan haliyle) Allah’ın dosdoğru yoluna açılan bir “kapı”dır. Bu kapıyı açmak ve bu kapıdan “Dosdoğru Yola Girmek” insanların kişisel seçim, tercih ve sorumluluğu olup, aynı zamanda Dünya sınavlarıdır. Çünkü:
f. İstediğiniz çeviriyi okuyabilirsiniz. Gerçeği onaylayanlar, doğru çeviri ile yanlış çeviri arasındaki farkı, Allah vergisi akıllarını kullanarak, karşılaştırıp tartışarak rahatlıkla görebilirler.
3. KUR’AN'IN ANLAŞILMASI İÇİN KUR’AN’IN DIŞINDA AYRICA TEFSİR, HADİS, İLMİHAL ... VS. KİTAPLARINA İHTİYAÇ YOKTUR.
Görüldüğü gibi kâfirler hep Kuran ile uyarılmışlardır, bu yüzden kâfirlerin itirazları da hep Kuran'a karşıdır.
Böylece Allah, Kuran'ın tefsirinin en güzel şekilde yine Kuran'la yapılacağının dersini vermektedir.
Oysa Kuran'a eş koşulan birçok hadis de 'Kuran tefsiri' diye satılan kitaplarda geçer. Kuran en güzel yorumu içerirken ayrıca başka yorum kitapları (tefsir kitapları) dinin kaynağı olamaz.
Dinimiz tefsir kitapları olmadan da anlaşılır ve tastamamdır. Sarf (türlü şekillerde açıklama), fussilet (detaylandırma) tipi kelimelerin Kuran için kullanılması da, Kuran'ın hiçbir hadis kitabına, mezhep kitabına, tefsir kitabına ihtiyaç duymaksızın her detayı içerdiğini gösterir.
Allah Kuran'ın öğretilmesini de, açıklanmasını da üzerine almıştır. Kuran, kendi kendini açıklar. Kuran'ın bir ayetinde anlaşılması gerekli konu tamamlanmadıysa, başka bir ayetin ilave yapmasıyla, o ayeti açıklamasıyla konu anlaşılır.
Yoksa Kuran'ın, Kuran dışı hadis, tefsir, içtihat başlıklı kitaplara ihtiyacı yoktur. Bu kitaplardan, bu kaynakların gereğinden Kuran hiç bahsetmez.
Kuran, Allah'ın kendisini öğreteceğini, açıklayacağını ve kendi içinde en güzel yorumu (ahsena tefsir) yaptığını söyler.
Bu örnekten hareketle, Resul Kur'an'ın Kur'an Tefsiri olan dip notlarda, yapılan budur.
4. RESUL KUR’AN’NIN KUR’AN TEFSİRİ OLAN DİP NOTLARIN ALTINDAKİ İLAVE DİP NOTLAR, KUR’AN’DAKİ DİN İLE UYDURULAN DİN ARASINDAKİ O KONUDAKİ FARKIN SERGİLENMESİ İÇİNDİR:
a.Ayetlerin altındaki, Resul Kur’an’ın, Kur’an’ı tefsir ettiği / açıkladığı bu ayet ve ayet gruplarının bazılarının altındaki ilave dipnotlarda, o ayetin konusuyla ilgili bir alt başlık için, değişik kişilerin dip not açıklamaları, yorum ve yazıları, kaynak gösterilerek verilmiş olup, bunlar sadece kaynaktaki şahısları bağlar, okura görmesi ve düşünmesi için, “yol” ların gözüktüğü “pencereler” açar; (yukarıda 2. maddede anlatılan) Resul Kur’an’ın, Kur’an’ı tefsirini bağlamaz.
b. Bu ilave Dip notlar (ve altındaki yazılar), Resul Kur’an’ın Kur’an Tefsiri olan “Kur’an’daki Din” ile Sonuçları Kur’an’a fatura edilen, yozlaştırılarak hurafelerle doldurulmuş “Uydurulan Din” arasındaki farklılıkları, Kur’an beyyinelerinin (kesin delillerin) tanıklığında sergileyen yorumlar ve açıklamalar olduğu için, çoğunlukla ve özellikle Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından ve Uydurulan Din, Kuran'daki Din E – Kitap’tan alıntılanmıştır.
5. RESUL KUR’AN’IN, KUR’AN TEFSİRİ E KİTABIN AMACI,
C. RESUL KUR’AN’IN, KUR’AN TEFSİRİ E KİTABIN BAŞINDAKİ İÇİNDEKİLER LİSTESİ HAKKINDA:
1. Bu E- kitabın başındaki içindekiler listesinde, başka bir yazılı hiçbir Kur’an mealinde bulamayacağınız kadar ayrıntılı olarak, “Konularına Göre Kur’an Mesajı”nın tamamı için, konu başlıklarına göre ilgili ayet guruplarındaki ayetlerin, “resmi Kur’an / Mushaf sıralamasına göre sure numaraları ve ayet numaraları”na ulaşmak mümkündür.
2. Resul Kur'an'ın Kur'an Tefsiri, Yaşar Nuri Öztürk’ün çevirisi ile surelerin Ayet dip notlarının içinde olmak üzere “Konularına göre Kur’an Mesajı”nın tamamını da kapsamaktadır.
3 Bu E- Kitap, bu düzenlemesiyle Referans (başvuru) olarak, her seviyede “Kur’an bilgisi” sahibinin yararlanabileceği, arşivlik doküman nitelik ve içeriliğine sahip olan bir derleme olması ümidiyle ve Allah’ın nasip ettiğince “nasip sahipleri” nin istifadesine sunulmuştur.
D. KURANDAKİ İSLAM'DA RUHBAN SINIFI VE RUHBANLIK MÜESSESESİ HAKKINDA:
Kurandaki İslam'da Ruhban sınıfı ve ruhbanlık müessesesi yoktur. Bu sebeple, Kur'an mesajı ışığında, diyanetin yorum ve uygulamaların, 'ilim sahibi' herhangi bir müminin yorum ve uygulamalarından farklı üstünlüğü tartışılabilir ama her ikisinin de diğer müminler üzerinde bağlayıcılığı ve sultası (otoritesi) yoktur
Bunlar, Bilgi edinme yollarıdır. Sorumluluğu kendileri üstlense bile, kişilerin sorumluluğunu kaldıramazlar. Nereden edinilirse edinilsin, çeşitli bilgilerden hareketle seçim, tercih ve sorumluluk kişinin bizzat kendindedir.
“Fetva”, bazı konularda irşad (doğru yolda aydınlatma) amaçlı, şura (danışma) için bir anlam taşır. “Fetva” yı kim veya hangi makam verirse versin, “fetva ya uymak”, Allah katında hesaba çekilişte kişisel sorumluluğu kaldırmaz ve kişiyi kurtarmaz. Fetva sahibine de ilave sorumluluk yükler.
Kur'an'a göre: Allah'ın insana verdikleri (Akıl, idrak, duyular vs) ile ' Allah'a teslim olan herkesin / Müslümanların, Kur'an'ı (Allah'ın indirdiğini), kendinin anlaması ve tefsir etmesi (yorumlaması) gerekir. Bu sebeple, “Başkaları fetva verse de, sen fetvayı kalbine sor.”
Hiçbir kişi, kurum ve kuruluşun, Allah’ın hak ve hükmüne ortak olarak başka kişilerin “iman” imanlarını yargılayıp, “tekfir” etmeye (Müslüman olduğu bilinen / müslüman olduğunu söyleyen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından ötürü “kâfir” saymaya ve mürted / dinden çıkan ilan etmeye) hakkı ve yetkisi yoktur.
Elbette kendi irade ve ifadesi ile islamdan ayrılma (irtidad / dinden dönme)olaylarında da kişisel iman / inanç değişikliğini yargılama ve hüküm, müeyyide (yaptırım) kullanma hakkı da Allah’ındır.
Kişilerin, Allah ve Resulüne de -ki bu ikisi uyulma / itaat bakımından iki ayrı kaynak değildir- anladığınca iman etmesi icap eder. Birileri öyle diyor veya istiyor diye değil…
Bunun beyyineleri / kesin delilleri olan ayetler, çok muhkem (açık ve sağlam) ve kesindir.
İman ve İmana uygun tutum bir davranış konusunda, Hâdi (doğru yola kılavuzlayan, imana erdirici) olan, Sünnetullah (Allah'ın yol ve yasaları) gereğince, insanın seçim ve tercihlerine bağlı olarak, sadece ve ancak Allah'tır. Allah öğretir. Allah mutlak adildir ve hiç kimseden verdiğinden fazlasını istemez. Allah'a ulaşan yollar bu sebeple kulları adedincedir.
Yüzünü Allah'a dönüp de O'na teslim olanlar (Müslümanlar), Kur'an'ı (Arapça bilmeyenler, kendi dillerinde çevirilerini) anlamak için 'oku' duklarında, elbet ki, 'âlim' bildikleri diğer ilim/ bilgi sahibi müminlerin (ruhban değil), yorumlarını / tefsirlerini / açıklamalarını /eserlerini de inceleyebilirler ve doğrusu da bunları da inceleyip değerlendirmeleridir. Öğrenmeleridir.
Ama sonuçta Allah'ın verdikleriyle, samimi olarak kendilerinin o konuda, anlayıp inandığı ve kalbinin tasdik ettiği neyse, onun o konuyla ilgili imanı da imanı odur.
Kur'an'a göre bir kişi: Kalbi tasdik etmeden inandım diyorsa mümin değil, münafıktır / ikiyüzlüdür (Riyakârdır) .
Kur'an'a göre:
Bir kişinin, Kur'an'dan inceleyip değerlendirdiği, kendi anlayışına göre inandığı (kalbinin öyle onayladığı) bir ayeti, mümin veya değil her kim olursa olsun, başka biri / birileri veya herhangi bir dünyevi kurum / kuruluş / teşkilat yetkilisi, o kişinin anladığından (inandığından) başka olarak söyleyebilir.
Bu durumda o kişi, tekrar düşünüp onlar gibi anlayıp, inanmadan (kalben onaylamadan), zaruret hali hariç, her ne sebeple olursa olsun, sadece onların söylemesi nedeniyle diliyle onların inandığı gibi inandığını ifade ederse, işte o zaman, şirke düşmüş / onları Allah'a eş (ortak) tutmuş / onları kendine 'put' yapmış olur.
Bütün bunlar zan ( kişisel kanaate dayalı algılama ve yorum) değildir. Kur'an'da beyyine (kesin kanıt / delil olan) ayetleri vardır. Arayan bulur. Bir bilen 'mümin'e sorarsa gösterilir. Kuran Mümini için bunun aksi muhaldir. (Olmaz. Olamaz. İmkânsızdır).
İnanmak veya inanmamaya karar vermek ve inandığının (kalbinin onayladığının) ne olması gerektiğine gelince: İşte bunda kişisel sorumluluk vardır.
Allah ve resulünden (zamanımızda Kur'an ve anadile yapılmış çevirilerinden) başka birine uymak, bu kişisel sorumluluğu kaldırmaz. İşte bu, insanların dünya hayatındaki sınavının en önemli kısmıdır.
Her kişi böyle veya farklı inanır veya inanmaz. Bu doğrudur. Gerçek ise, nasıl inanırsa inansın veya inanmasın hiç kimsenin, bunun aksine olan, Kur'an'dan bir beyyine (kesin kanıt) gösteremeyecek olduğudur
İşte bunun içindir ki, İMAN Allah'la kul arasındadır ve Kur'an' da:'Hüküm yalnız Allah'ındır. Allah, hükmüne kimseyi ortak etmez' buyrulmuştur.
E. UYARI:
F. SONUÇ OLARAK RESUL KUR'AN'IN KUR'AN TEFSİRİ -E KİTAP (MKA) HAKKINDA:
1. Resul Kur'an'ın Kur'an Tefsiri -E Kitap (MKA):
a. Kur'an'daki İslam’ın bir algılanış yorumudur.
b. Aynı zamanda içeriliği itibariyle; Günümüzün Din (İslam) uygulamalarına bakarak, İnsanların anlayış, seçim ve tercihleri sonucu oluşturduğu "batıl / yanlış / kötü" sonuç, gidiş ve eylemlerinin faturasını Kur'an'a çıkaranlara bir cevaptır.
c. Kur'an'da olmayan, Kuran'ın öngörmediği, Kur'an'ın öğütlemediği, Kur'an'ın onaylamadığı "İnanç, tutum ve davranışları," Kur'an'a atıf / gönderme yaparak ve Kur'an'a yükleyerek "İslam"ı algılayanlara bir reddiyedir.
d. Kur'an'ı "gereğince okumayan" tüm kişilerin, Kur’an’daki Din ve uydurulan din hakkında, tutum ve eleştirilerine ait, tatminkâr cevapları bulabilecekleri Resul Kur’an’ın (Kur’an’ın anadile çevirilerinin) Kur’an’ı tefsir ettiği / açıklayıp, anlattığı ve ilave dipnotlardaki değişik / farklı kişisel not ve yazılar ile de “uydurulan dinin” çürütülüp yıkıldığı ana başvuru kaynağıdır.
2. Kur'an'daki İslam'ı, önyargısız, dikkat ve özenle değerlendirenlerin, "gerçek" ile kendi "doğru"su arasında fark gördüğünde, İnananlardan (Mümin) ise kendi "doğru" sunu "gerçek" ile örtüştürecek şekilde, tutum ve davranış değişikliğine gitmesi icap eder. Çünkü: Kur'an'a göre Mümin'in özelliği, Özü sözü bir ve davranışlarıyla uyumlu olmasıdır.
3. Günümüz toplumunda uzlaşma ve barışın sağlanması amacıyla, Din'e yamanan "afyon" ve "gericilik" nitelemelinin çürütülmesi ve Din'e konulan çekince ve engellemelerin kalkması ve Din'in kendi mecrasına döndürülebilmesi için, fert ve toplum olarak, Kur'an'ın ve "Kur'an yeter" ifadesinin "gerçek" anlamının, "doğru" anlaşılması, kesinlikle gereklidir.
Dilediğini / dileyeni, dilediğince nasiplendirmesi niyazımla, Âlemlerin rabbi Allah'a Hamdolsun.
Allah, her şeyi İşitip, Görüp Bilendir.