İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

5 Ekim 2017 Perşembe

ALİ ŞERİATİ -1: GİRİŞ



KONUK YAZAR
AHMET AKYOL


“Ali Şeraiti (1933- 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazardır.  Mevlâna ve Muhammed İkbal’den büyük ölçüde etkilenen Şeraiti, özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir.

Şeraiti, modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslâmî prensipler ile harmanlanmasıyla, Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır.

Devrim öncesi İran’ ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati’ nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünkü İslâmî  Cumhuriyet rejiminin biçimi ve ruhban sınıfının konumuna karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

19. yüzyılda söylenmiş olan şu söz doğrudur: Din halk kütlelerinin afyonudur. Böylece halk, ahiret ümidi ile dünyadaki mutsuzluk ve yoksulluğa katlanır. Toplumda olan her şeyin ilâhî irade ile gerçekleştiğini; dolayısıyla da statükoyu değiştirmek ve halkın durumunu iyileştirmek için çalışmanın Tanrı’nın iradesine karşı çıkmak demek olduğunu telkin eden inanç/ din halkın afyonu demektir.

Yine 18- 19 yüzyıl bilginlerinin şu sözü de doğrudur: Din, insanların bilimsel sebepler (nedenler) karşısındaki bilgisizliklerinin ürünüdür.

Yine şu söz de doğrudur: Din, halkın evham, boş ve kuruntudan ileri gelen korkusunun ürünüdür.

Şu söz de doğrudur: Din, feodal dönemin ayrıcalıklarının ve ayrımcılığının, servet sahipliği ve yoksulluk biçiminde beliren iktisadî ilişkilerinin ürünüdür.” ( Bu Belde, İhsan Eliaçık, 2 nci Baskı, İnşa yy, İstanbul, 2012, Sayfa 169)

Yukarıdaki ifadeler Ali Şeraiti’nin…

Ali Şeraiti, İran’da, 1973 yılında, Hüseyniye-i İrşad adlı kültür merkezinin konferans salonunda,

“Dine Karşı Din” konulu konferansına bu sözlerle başlamıştı.

Ortalama bir Müslüman’ın zihnini allak bullak eden yenilir yutulur cinsten olmayan bu sözler üzerine doğal olarak salondan “Ne diyor bu adam” diye sesler yükselmeye başlamıştı.

Ali Şeraiti, salondan yükselen seslere aldırış etmeden “Devrimci Tevhid Dini” ile “Statükocu Şirk Dini” ni anlatmaya başladı.

Ardından da sordu: “Hangi Din?”

Eğer din konusuna ilgi duyuyorsanız, siz de bu soruyu kendi kendinize sorun.

(Yazının ilk yayım tarihi: 15 Mayıs 2013)

Ahmet Akyol


DİP NOT :

Onun iki akşamda yaptığı konuşmasından oluşan [DİNE KARŞI DİN E- KİTAP (ALİ ŞERİATİ)] kitabının içindeki bilimsel, sosyolojik,  dini ve tarihi tespit ve görüşlerini, Kur’an İnananlarıyla birlikte, hangi dinden ve ister mümin, ister teist, ister deist, ister agnostist, ister ateist, ister materyalist vs. hangi inançta ve hangi siyasi görüşte olursa olsun,  “DİN hakkında söylenecek bir sözü olan”,  Sorumluluğunun bilincinde ve gerçeklere dayalı fikir ve çözüm üretmeyi benimseyen tüm AYDINLARIMIZIN özel dikkat, tetkik ve değerlendirmesine sunuyorum.

Saygılarımla.
M. Kemal Adal

18.Ocak.2015 / İZMİR

(NASİPSE DEVAM EDECEK)

​ T.C. / M. Kemal Adal 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder