İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

14 Ağustos 2016 Pazar

KİTAPLAR -3



(p) Kitaplara iman veya inkâr

De ki: "Kim Cebrail'e - ki o, Allah'ın izniyle Kur'an'ı kendinden öncekini doğrulayıcı, insanlara yol gösterici ve müjde olarak senin kalbine indirmiştir - düşman kesilirse, 2. sure (BAKARA) 97. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, Rabb'inizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Ama Allah, rahmetini dilediğine özgüler. Allah, büyük lütfun sahibidir. 2. sure (BAKARA) 105. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Ehlikitap'tan birçoğu, benliklerindeki kıskançlık yüzünden sizi, imanınızdan sonra kâfirler haline bir döndürebilseler diye yürekten istedi. Hem de gerçek kendilerine ayan-beyan olduktan sonra... Allah, buyruğunu getirinceye değin affedin, hoşgörün. Allah, her şeye gücü yetendir. 2. sure (BAKARA) 109. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Yahudiler: "Hıristiyanlar hiç bir şey üzerinde değil." dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler hiç bir şey üzerinde değil." dediler. Ve bunlar Kitap'ı da okuyup dururlar, ilimden yoksun olanlar da aynen onların söyledikleri gibi söyledi. Tartışmaya girdikleri şey hakkında, aralarında hükmü, kıyamet günü Allah verecektir. 2. sure (BAKARA) 113. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. 2. sure (BAKARA) 121. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Biz senin, yüzünün ha bire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir. Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun. Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla birlikte, içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği gizliyorlar. 2. sure (BAKARA) 144-146. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

O, sana Kitap'ı, önündekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi. Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 3. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Seninle kanıt yarıştırmaya girerlerse şöyle söyle: "Ben yüzümü Allah'a teslim ettim. Bana uyanlar da." Kitap verilenlerle ümmîlere de sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa doğruya ve güzele kılavuzlanmışlardır. Yüz çevirirlerse sana düşen sadece tebliğ etmektir. Allah, kullarını görmektedir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 20. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Şu kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanlara bak, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabı'na çağırılıyorlar da içlerinden bir zümre yüz çevirerek dönüp gidiyor. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 23. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Ona Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 48. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

"Tevrat'tan önümde bulunanı doğrulayıcıyım. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal yapacağım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin." 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 50. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Kitap ehlinden bir zümre, sizi bir saptırabilseler diye arzu ettiler. Oysaki onlar, kendilerinden başkasını saptırmazlar. Ama bunu fark etmiyorlar. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 69. ayet (Resmi: 3/İniş:94/ Alfabetik:7)

Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 186. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Ehlikitap'tan öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar. Allah karşısında ürperirler; Allah'ın ayetlerini basit bir ücret karşılığı satmazlar. İşte bunlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Allah, hesabı, çabucak görüverir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 199. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler. 4. sure (NİSA) 46. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız Allah'ındır. İnan olsun, hem sizden önce kitap verilenlere hem de size, "Allah'tan sakının!" diye önerdik. Nankörlüğe saparsanız şu bir gerçek ki, göklerdekiler de yerdekiler de Allah'ındır. Allah Ganî'dir, zenginliğine sınır yoktur; Hamîd'dir, övülen ve övendir. 4. sure (NİSA) 131. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Ehlikitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Mûsa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster." Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik. 4. sure (NİSA) 153. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Sonunda, verdikleri mîsakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever. 5. sure (MÂİDE) 13. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt. 5. sure (MÂİDE) 46. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir. 5. sure (MÂİDE) 48. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Yoksa cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar? Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kim vardır? 5. sure (MÂİDE) 50. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Şu bir gerçek ki, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve âhiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar. 5. sure (MÂİDE) 69. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler. 6. sure (EN'ÂM) 20. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Bu da bizim, kentlerin / medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir Kitap. Kutsal-bereketli, kendinden öncekini doğrulayıcı. Âhirete inananlar, ona da inanırlar ve onlar namazlarına devam ederler. 6. sure (EN'ÂM) 92. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma. 6. sure (EN'ÂM) 114. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

"Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik." demeyesiniz. 6. sure (EN'ÂM) 156. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, Allah'ın ve resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın. 9. sure (TEVBE) 29. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)

Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o. 10. sure (YÛNUS) 37. ayet (Resmi: 10/İniş:51/Alfabetik:109)

Şayet sen, sana indirdiğimizden kuşkulanmakta isen, senden önce Kitap'ı okuyanlara sor. Yemin olsun, hak sana Rabbinden gelmiştir. O halde, sakın kuşkulananlardan olma! 10. sure (YÛNUS) 94. ayet (Resmi: 10/İniş:51/Alfabetik:109)

Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir. 12. sure (YÛSUF) 111. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

De ki: "İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar." 17. sure (İSRÂ) 107. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Yemin olsun, zikirden sonra Zebur'da şunu yazmıştık: Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım vâris olacaktır. 21. sure (ENBİYÂ) 105. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

O, elbette ki öncekilerin kitaplarında da var. 26. sure (ŞUARA) 196. ayet (Resmi: 26/İniş:47/Alfabetik:94)

Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler. 28. sure (KASAS) 52. ayet (Resmi: 28/İniş:49/Alfabetik:53)

Kitap'ı sana işte böyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar içinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz. 29. sure (ANKEBÛT) 47. ayet (Resmi: 29/İniş:85/Alfabetik:8)

İşte bunun için sen çağrıda bulun/dua et ve emrolunduğun gibi dosdoğru yürü! Onların boş arzularına uyma ve şöyle de: "Allah'ın Kitap'tan indirdiğine inandım. Aranızda adaleti sağlamakla emrolundum. Allah'tır, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz. Bizim amellerimiz bize, sizin amellerinizin size. Bizimle sizin aranızda delil yok. Allah bizi biraraya toplayacaktır/aramızı bulacaktır. Dönüş O'nadır." 42. sure (ŞÛRÂ) 15. ayet (Resmi: 42/İniş:62/ Alfabetik: 95)

İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri / Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmıştır. 57. sure (HADÎD) 16. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)

Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini / dileyeni saptırır, dilediğini / dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir. 74. sure (MÜDDESSİR) 31. ayet (Resmi: 74/İniş:4/Alfabetik:67)

Hiç kuşkusuz, bu Kur'an, ilk sayfalarda da elbette vardır. 87. sure (A'LÂ) 18. ayet (Resmi: 87/İniş:8/ Alfabetik:5)

Ehlikitap'tan küfre sapanlarla müşrikler, kendilerine beyyine/açık kanıt gelinceye kadar çözülüp ayrılacak değillerdi. 98. sure (BEYYİNE) 1. ayet (Resmi: 98/İniş:101/Alfabetik:13)

(q) Kendilerine kitap verilenler / Kitap ehli onu (vahyi / kuranı / peygamberi ve tebliğini) kendi öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanır

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla birlikte, içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği gizliyorlar. 2. sure (BAKARA) 146. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler. 6. sure (EN'ÂM) 20. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Onların yapmış oldukları her şey defterlerdedir. Küçük büyük tümü, satır satır yazılmıştır. 54. sure (KAMER) 52-53. ayet (Resmi: 54/İniş:37/Alfabetik:52)

 (r) Kitaplar, Kitap ehlinin bir kısmı sanki onu hiç tanımıyormuş gibi ret / inkâr etti
Allah katından kendilerine, ellerinde bulunanı tasdikleyici bir resul geldiğinde, kitap verilenlerden bir fırka, Allah'ın Kitabı'nı hiç bilmiyorlarmış gibi kaldırıp arkalarına attılar.     2. sure (BAKARA) 101. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Küfre sapanlar dedi ki: "Biz, bu Kur'an'a da bundan öncekine de asla inanmayacağız!" Ah, bir görsen o zalimleri Rableri huzurunda, tutuklanmış halde! Bir kısmı da bir kısmına söz atar durur. Basit görülüp horlananları, büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız, vallahi biz inanacaktık!" 34. sure (SEBE') 31. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)

Ayetlerimiz açık seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen birinden başkası değil." Şunu da söylerler: "Bu, düzenlenmş bir yalandan/iftiradan başka şey değildir." Hakkı inkâr edenler, o kendilerine geldiğinde şöyle demişlerdir: "Açık bir büyüden başka şey değil bu!" Oysaki biz onlara, araştırıp ders alacakları kitaplar vermemiştik; daha önce kendilerine bir uyarıcı da göndermemiştik. 34. sure (SEBE') 43-44. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)
Ve güzelliği yalanlarsa, 92. sure (LEYL) 9. ayet (Resmi: 92/İniş:9/Alfabetik:58)
 (s) Kitaplar, iman edip kitaba uyanlar kurtuldu

Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, âhıret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri. 2. sure (BAKARA) 177. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi çok iyi bilmektedir. 2. sure (BAKARA) 231. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Resul, Rabb'inden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır." 2. sure (BAKARA) 285. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!" 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 79. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Ama hepsi bir değildir. Ehlikitap içinden Allah için baş kaldıran / Allah huzurunda el bağlayan/hak ve adaleti ayakta tutan/kalkınıp yükselen bir zümre de vardır; gece saatlerinde secdelere kapanmış olarak Allah'ın ayetlerini okurlar. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 113. ayet (Resmi: 3/İniş:94/ Alfabetik:7)

Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma! 4. sure (NİSA) 105. ayet (Resmi: 4/İniş:98/ Alfabetik:82)

Allah, Kitap'ta size şunu da indirmiştir: Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini, bu ayetlerle alay edildiğini işittiğinizde, bir başka lakırdıya dalıp gittikleri zamana kadar, o münafıkların yanında oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi sayılırsınız. Hiç kuşkusuz Allah, münafıklarla kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir. 4. sure (NİSA) 140. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a varis olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında birşey söylememelerine ilişkin Kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitap'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz? Kitap'a sarılanlar ve namazı kılanlara gelince, biz, barışsever iyilerin ödülünü zayi etmeyiz. Bir zaman, dağı tepelerine bir gölgelik gibi çekmiştik de onu üstlerine düşüyor sanmışlardı. "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın ki korunabilesiniz." 7. sure (A'RAF) 169-171. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle ferahlarlar. Ama hiziplerden bazıları onun bir kısmını inkâr ederler. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem, O'na ortak koşmamam emredildi. Ben O'na yakarır, O'na davet ederim. Dönüşüm de O'nadır." 13. sure (RA'D) 36. ayet (Resmi: 13/İniş:87/Alfabetik:85)

"Ey Yahya! Kitap'ı kuvvetle tut." Biz ona daha sabi iken hikmet verdik. 19. sure (MERYEM) 12. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)

Kitap'tan sana vahyedileni oku! Namazı da kıl! Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki Allah'ın zikri/Kur'an'ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor. 29. sure (ANKEBÛT) 45. ayet (Resmi: 29/İniş:85/Alfabetik:8)

Allah'ın Kitabı'nı okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık infak edenler, asla batmayacak bir ticaret umabilirler. 35. sure (FATIR) 29. ayet (Resmi: 35/İniş:43/Alfabetik:24)

İşte bunun için sen çağrıda bulun / dua et ve emrolunduğun gibi dosdoğru yürü! Onların boş arzularına uyma ve şöyle de: "Allah'ın Kitap'tan indirdiğine inandım. Aranızda adaleti sağlamakla emrolundum. Allah'tır, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz. Bizim amellerimiz bize, sizin amellerinizin size. Bizimle sizin aranızda delil yok. Allah bizi biraraya toplayacaktır/aramızı bulacaktır. Dönüş O'nadır." 42. sure (ŞÛRÂ) 15. ayet (Resmi: 42/İniş:62/ Alfabetik: 95)

Ve güzeli doğrularsa, 92. sure (LEYL) 6. ayet (Resmi: 92/İniş:9/Alfabetik:58)
 (t) Kitaplar, İnkârcılardan her kişi de kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin istiyor

İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin. 74. sure (MÜDDESSİR) 52. ayet (Resmi: 74/İniş:4/Alfabetik:67)
 (u) İnkâra şartlanmış olanlar Hz. Musa'ya indirilen gibi gökten yazılı halde kitap inse ona da gene inanmaz büyü / sihir der

Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Mûsa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha önce Mûsa'ya verileni inkâr etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: "Birbirini destekleyen iki büyü/sırt sırta iki büyücü." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz." 28. sure (KASAS) 48. ayet (Resmi: 28/İniş:49/Alfabetik:53)

Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil." 74. sure (MÜDDESSİR) 24. ayet (Resmi: 74/İniş:4/Alfabetik:67) 

RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal 


13 Ağustos 2016 Cumartesi

YANILA YANILA DOĞRUYU BULMA

Armağan KULOĞLU

13 Ağustos 2016 Cumartesi 00:00

 Yönetimin, bazı önemli iç ve dış politika ve uygulamalarında genellikle hata yaptığı, bunların sakıncalarını gördükten, bazen de kendisi zarara uğradıktan sonra doğruya yöneldiği müşahede edilmektedir.

Devlet yönetimi hata kabul etmez

 Devlet kademesinde olmayanların yaptığı hatalardan kendisi veya etki alanındaki kişi ve kurumlar zarar görür. Devlet kademesinde bulunanların yaptığı hatalardan ise, devletin tümü, ülke ve millet zarar görür. Eğer bu hata güvenliği ilgilendiren konularda olursa, ülkenin bekası ve geleceği tehlikeye girer. Ülke, menfaatlerini koruyamaz hale gelir.

Bu nedenle, politika, karar, strateji ve uygulamalarda, rejimi ve sistemi tehlikeye atacak ideolojilere, yaklaşımlara, ihtiraslara yer verilemez. 

Duygusal hareket edilemez. Kin, nefret ve öfkeyle hareket edilemez. 

Fevri hareketlerden kaçınılır. 

Muhakeme etmeden aceleyle verilecek kararların zarar getireceği hesaplanır. 

Devlet adamlığı ve yönetimi bunu gerektirir.

 Yönetimin bugüne kadar yaptığı hatalardan, yanlışlığını ve zararlarını gördükten sonra geri döndüğü bilinmektedir. Son örneklerinin de, her yönüyle FETÖ, Rusya ve şimdi de Suriye olduğu dikkat çekmektedir.


TSK'yla ilgili alınan kararlar yeniden gözden geçirilmeli

 TSK'nın yapısı, personeli ve konuşlanmasıyla ilgili alınan kararlar, yukarıda açıklanan nedenlerle yeniden gözden geçirilmeye muhtaçtır.

Yapılanma çalışmalarının önceden yapıldığı, bekletildiği ve darbe girişiminden istifadeyle uygulamaya konulduğu bilinmektedir. 

Ancak demokratikleşme adıyla yapılan bu çalışmaların, Türkiye'nin bulunduğu coğrafya ve jeopolitik durum gözetilmeden, TSK'nın tarihi geçmişi, özellikleri ve teamülleri dikkate alınmadan, sadece örnekleme metoduyla yapıldığı anlaşılmaktadır. 

Bu nedenle zaten yanlış olan yeni yapılanmanın, tepki ve telaşla yürürlüğe konulması da bu yanlışlığı katlamaktadır.

 Kuvvet komutanlıklarının ve bazı tesislerin MSB'ye, Jandarma'nın tamamen İçişleri Bakanlığı'na, GATA ve asker hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na bağlanmasının hata olduğu açıktır

Bunun, gücü dağıtmak, bölmek için yapıldığı, Genelkurmay ve Kuvvetleri yükten kurtarmak için uygulamaya konduğu söylenmektedir. 

 Harp Akademileri, Harp Okulları, Askeri Liseler konularında alınan kararların da yanlışlığı ortadadır. 

Bu durum, toptancı bir görüşle, "ben iktidarım, muktedirim, yaptım, oldu" mantığıyla hareket edilemeyecek kadar ciddidir. 

Mutlaka yeniden istişare edilmesine, değerlendirilmesine ihtiyaç vardır. Zararının görülmesi beklenemeyecek, görüldüğünde geri dönülmesi mümkün olamayacak kadar önemlidir.

 Aynı şekilde askeri kışlaların ve bunların içindeki çok kıymetli ve yerine konması çok büyük emek, zaman ve maliyet alacak tesislerin kapatılması ve konuş yerlerinin değiştirilmesi de, sadece darbeyi önleme düşüncesindeki tepkiyle ve aceleyle alınan kararlar içindedir. 

Bunların yeni yerlerinde, bugünkü fonksiyonlarıyla çalışması için geçecek zaman içinde oluşacak zafiyetin de hesaplanmadığı anlaşılmaktadır.

Ülke güvenliğini ön planda tutmayan bu uygulamaların yeniden gözden geçirilmesi, bekamız ve geleceğimiz açısından elzem görülmektedir.


Darbe girişiminin günahı, tesise ve kışlaya yüklenemez

 TSK ve onun personel ve tesisleri, potansiyel darbe tehdidi olarak görülmemelidir. Darbe girişimini TSK'nın tümünün üstüne yıkmanın doğru olmadığını yönetim de ifade etmektedir. Bu nedenle, atmak, kapatmak, kovmak, yer değiştirmek yerine, incelemek, ıslah etmek, düzeltmek esas alınmalıdır. 

 TSK'yı itibarsızlaştırmaktan ve moralini bozmaktan vazgeçilmelidir. TSK'nın harbe hazırlanmasından bakanlar kurulunun sorumlu olduğu, bunun moral ve motivasyonu da kapsadığı unutulmamalıdır.

Devlet yapısındaki hiçbir kademede ve kurumda, laik, demokratik, Atatürk ilke ve devrimleri dışında bir düşünce olmamalıdır. Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kuralara dayalı bir yönetim kurulmasını amaçlayan cemaat, tarikat anlayışına ve dini referanslara yer verilmemeli, yağmurdan kaçarken doluya tutulma tehlikesi bulunduğu dikkate alınmalıdır.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ sitesinden 13.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.

DİP NOT:
Yazıya ek videoyu izlemek için aşağıdaki bağlantıyı (linki) tıklayınız.


Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal