İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

22 Haziran 2016 Çarşamba

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK RABBİNE KAVUŞTU.


 "BİZ ALLAH İÇİNİZ ve SONUNDA O'NA DÖNÜP GİDECEĞİZ." 2 / BAKARA / 156


KUR’AN SEVDALISI DEĞERLİ BİLİM ADAMI, İLAHİYAT VE FELSEFE PROFESÖRÜ, HUKUKÇU, LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE ATATÜRK İLKE VE İNKILÂPLARININ ÖNDE GELEN YILMAZ SAVUNUCUSU, KUR’AN’DAKİ İSLAM’IN GÜNÜMÜZDEKİ DUYURUCUSU, MAKALELERİNDEN, KİTAPLARINDAN VE MEDYADAKİ PROGRAMLARINDAN "KUR’AN’DAKİ DİNİ / İSLAMI" ÖĞRENDİĞİM ÂLİM, SAYGIDEĞER İNSAN YAŞAR NURİ ÖZTÜRK, 22 HAZİRAN 2016 TARİHİNDE VEFAT ETMİŞTİR.

KENDİSİNE ALLAH’TAN RAHMET, AİLESİNE VE SEVENLERİNE SABIR VE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM.

RUHU ŞAD, MEKÂNI DA CENNET OLSUN İNŞALLAH.


M. Kemal Adal

22 Haziran 2016 / İZMİR

*****

Serendip Altındal
23 Haziran 2016




*****

şenol bektaş
23 Haziran 2016


Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

BlueMail'ten gönderildi.


*****
YERİ ZOR DOLDURULACAK BİR GERÇEK KAYIP; YAŞAR NURİ ÖZTÜRK HAYATINI KAYBETTİ....

Aydogan Kekevi
23 Haziran 2016

Yeri zor doldurulacak bir gerçek kayıp.
Mekanı uçmağ olsun.
Kendisini saygıyla anıyor sevenlerine sabır diliyorum. 

Aydoğan Kekevi

* * *


Yaşar Nuri Öztürk hayatını kaybetti

22.06.2016 18:23


Uzun süredir kanser tedavisi gören İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk, hayatını kaybetti.

Ünlü İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk akşamsaatlerinde evinde hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gören Öztürk'ün ölüm haberi sevenlerini yasa boğdu.

İlahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk, rahatsızlığından dolayı geçtiğimiz günlerde Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Burada bir süre tedavi gören Öztürk daha sonra evine geçmişti.

Gazeteci Hulki Cevizoğlu, Öztürk'ün saat 16.30'da evinde yaşamını yitirdiği bilgisini paylaştı. 

 İlk bilgilere göre Öztürk’ün cenazesinin Cuma günü öğleden sonra Üsküdar’daki Şakirin Camii’nden kaldırılacağı belirtiliyor.

22 Haziran doğumlu olan Yaşar Nuri Öztürk, bugün doğumgününde hayatını kaybetti.

*****

FWD: ♣☼♣T.C. LETAFET♣☼♣ YAŞAR NURİ ÖZTÜRK HAYATINI KAYBETTİ

 


Koray Erkan

23 Haziran 2013

https://mail.google.com/mail/u/0/images/cleardot.gif
Selamlar..
Mekanın cennet olsun hocam..


Yaşar Nuri Öztürk hayatını kaybetti


Uzun süredir kanser hastalığı ile mücadele eden ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk hayatını kaybetti.

Uzun süredir kanser tedavisi gören İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk doğduğu gün olan 22 Haziran’da hayatını kaybetti. Yaşar Nuri Öztürk, mide kanseri teşhisiyle 12 Kasım 2011'de ameliyat olmuş ve 3.5 ay kemoterapi görmüştü.
Yaşar Nuri Öztürk’ün yaşamanı yitirdiği haberini, HYP Genel Başkanı olan Ragıp Önder Günay Facebook sayfasından duyurdu.




YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’ÜN KIZI DAHA ÖNCE İDDİALARI YALANLAMIŞTI

1 Haziran günü, Yaşar Nuri Öztürk’ün durumunun ağır olduğu söylentileri ilişkin, kızı Saniye Hanım cevap vermişti. Saniye Hanım, babasının gripten dolayı vücudunda enfeksiyon olduğunu ve bu yüzden hastaneye gittiklerini söyledi. Şuan evde ve iyi olduğunu ekleyen Saniye Hanım, sosyal medya çıkan haberlere de; “geçen yıl biz tatildeydik, denize giriyorduk, babam hakkında vefat etti haberleri çıkardılar” diyerek sitem etmişti.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK KİMDİR?

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk vefat etti. Yaşar Nuri Öztürk neden öldü? Yaşar Nuri Öztürk ne hastasıydı? Yaşar Nuri Öztürk kaç yaşındaydı?
Kasım 2011'de mide kanseri teşhisi konulan ve kısa süre sonra midesi alınan Yaşar Nuri Öztürk hayatını kaybetti. Yaşar Nuri Öztürk'ün sağlık durumunun ciddileştiği bir süredir konuşuluyordu ve Öztürk kaybettiği kilolalarla da medyanın gündemine gelmişti. Peki Yaşar Nuri Öztürk Kimdir? Yaşar Nuri Öztürk'ün hayat hikayesi…
22 Haziran 1951 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğan Yaşar Nuri Öztürk ürk ilahiyat profesörü, hukukçu, yazar, eski milletvekili,felsefeci olarak tanınmaktadır. Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Trabzonlu bir babanın çocuğu olarak Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü.çoğu çaykarada bulunan niyazoğlu sülalesindendir İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve 9 yaşında hafız oldu. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilahiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında “İslam Felsefesi” konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştı. New York'ta “İslam Düşüncesi ve Çağdaş Sufi Düşünce” dersleri okuttu. Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de “Türkiye Milli Kültür Vakfı” ödülünü kazandı. Yurtdışında ve yurtiçinde pek çok yerde İslam zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisinin gerçekleştirdiği “20. Yüzyılın En Önemli Kişileri” listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD- New York’ta (The Theological Seminary of Barrytown) bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde, The World Scripture’ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitabı vardır. Özellikle onun “Kur'an'daki İslâm” adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir. “Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi”ni yapan ilahiyatçı olduğu iddia edilir. 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yapan bu çeviri, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı” sayılmaktadır.
http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/son-dakika-haberi-yasar-nuri-ozturk-hayatini-kaybetti-1286637/


*****
NUR İÇİNDE YAT YAŞAR NURİ ÖZTÜRK HOCAM.

Yılmaz ARSLAN
23 Haziran 2016

NUR İÇİNDE YAT YAŞAR NURİ ÖZTÜRK HOCAM.
Türk milletinde Atatürk öldü öleli emanete bırakılan bir çok beyinlerin işlenmesine sebep oldun.

KUR'AN 'I ANLAYIN DİYE CANINI ORTAYA KOYDUN. MÜCADELE ETTİN.


TEK İSTEDİĞİN MİLLETİN KUR'AN 'I OKUYUP ANLAMASIYDI. Bundan tedirgin olanlar hiç sevmedi seni. Sen huzur içinde yat büyük düşünür. Söylediklerin de yazdıklarında bu milletteki akıl sahiplerine her zaman ışık tutacaktır. Rabbim erenlerine yoldaş kılsın seni

*****
YILMAZ ÖZDİL: Karanlığa meşale

En ufak tıkırtının bile ürkütücü yankılara dönüştüğü, derinliği belirsiz klostrofobik mağaranın içinde, elinde meşaleyle, zifiri karanlığın üstüne yürüyen tek başına bir adam.
*
Yaşar Nuri Öztürk buydu.
*
Tanıdığım en cesur insandı… Ömrü hayatında gazete bile okumamış zır cahil kalabalıklara, mushaf'ı anlatmaya çalıştı.
*
Tehdit edildi.
Linç edildi.
Sürmene bıçağıydı…
Lafını esirgemedi.
*
Yobazla
Hurafeyle
Safsatayla
Üfürükçüyle
Din bezirganıyla mücadele etti.
*
“Yobazın olmadığı her yer cennettir, kadın yaktınız, ozan yaktınız, köpek yaktınız, orman yaktınız, yobaz varken cehenneme gerek yok” dedi.
*
Bu topraklarda Nutuk'tan sonra yazılmış en değerli kitabı… Cumhuriyet'in manevi manifestosu “Allah ile Aldatmak”ı kaleme aldı.
*
“Ben namussuz ateist görmedim ama, namussuz dinci gördüm, Türkiye'nin en büyük açığı namuslu adam açığıdır” dedi.
“İyi insan olmak için Müslüman olmak gerekmiyor ama, Müslüman olabilmek için iyi insan olmak gerekiyor” dedi.
*
“Mustafa Kemal devrimleri aklın prangalarını kırdı, bugün Türkiye'de Atatürk'e nankörlük yapanların Allah'ı kitabı olabilir mi” dedi.
*
Turnusol kağıdı gibiydi.
Gerçekleri anlattıkça, kimin ne mal olduğu hemen ortaya çıkıyordu.
*
Samimi dindarsan mesela…
Onu dinlerken ruhunun gözü gönlü açılıyordu, gülümsüyordun.
Yok eğer kindarsan…
Onu dinlerken suratının rengi değişiyordu, kızarıp bozarıyordun!
*
Kendi kendisine vermişti bu görevi…
Kendi başına üstlenmişti bu ağır sorumluluğu.
Tek başına yürüdü karanlığın üstüne.
Tanıdığım en cesur insandı.
*
Ve, korkunun ecele faydası yoktur.
Sorumluluk sırası artık hepimizdedir…
Yaşar Nuri Öztürk'ün meşalesini taşımak, kitaplarını okumak, okutmak, her yurtseverin görevidir.

*****

BEKİR COŞKUN: Hocam öldü…

Ona hiç “Parmak biraz kaçınca oruç bozulur mu hocam?” gibi sorular sormadık…
Bize İslam felsefesini, asr-ı saadeti, tasavvufu, inanç ve mantığı, iman sömürüsünü, İslam sosyolojisini anlattı…
Arada “Peki hocam, doktor dereceyi soksa bozulur mu?” diye sorsak…
Kızardı…
*
Benim hocam senin hocan gibi değildi…
Cebinde külah, elinde tespih, sırtında kara cübbe olmazdı…
Ama konuştuğu zaman profesörler, aydınlar, yazarlar, bilim adamları, siyasetçiler ağzının içine bakardı…
*
“Günah örtü ile örtülmez” derdi hocam…
“Din akıl mantık işi değildir” diyenlere “Din akıl mantık işidir” derdi…
Senin gibi bağnaz…
Cahil…
Yobaz değildi…
*
Burası önemli:
Din adına işlenen bunca suça, bunca rezalete, bunca utanmazlığa rağmen; aydın ve bilinçli insanlar hâlâ Müslümansa, Yaşar Nuri Hoca onlara gerçeğini anlattığı içindir…
Anladın mı ne dedik?..
Anlamak işine gelmediyse, hocam şöyle derdi:
“Eşek olsa anlardı…”
*
Sosyal medyaya baktım dün; bir ölmüşün arkasından yapılacak ağır hakaretler, aşağılamalar, küfürler vardı…
Yobazlar onu sevmediler…
Hırsızı sevdiler…
Düzenbazı sevdiler…
Sahtekarı sevdiler…
İnsanları yakanları sevdiler…
Çocuklara tecavüz edenleri sevdiler…
Ama onu sevmediler…
Çünkü ilkel insanın tahammül edemediği şeydir o; medeni adamdı…
*
Mukayese et şimdi senin imamla:
4 dil bilirdi…
Farsça, Arapça, Fransızca, İngilizce eserler yazdı…
Fransa'da, Amerika'da, Almanya'da ders verdi…
Kütüphanesinde 7 bin kitabı vardı…
Böyle olunca; tabii ki yobaza battı…
*
Bu ülkenin aydınlık insanları ile birlikte uğurluyoruz onu…
Nur içinde yatsın…
Hocam, adam gibi adamdı…
*****



Ömer AKBIYIK
24 Haziran 2016

Yaşar Nuri Bey,seni özlemle anacağız.Ö.A.

*****
Yaşar Nuri Hoca böyle anılacak...
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/s/i/1x1.gifhttp://www.yenicaggazetesi.com.tr/s/i/1x1.gif
24.06.2016 00:00
Arslan BULUT

Cemaatin, "Hz. İsa etrafında bütünleşelim" dediği ve aydınların tutuklanmaya başlandığı o zor günlerde biz"Bu ülkenin insanları olarak, millî duyarlılıkta Atatürk etrafında, dini duyarlılıkta da Hz. Muhammed etrafında birleşelim" diyorduk.

Bu tavrımız sebebiyle, Yaşar Nuri Öztürk, bir toplantıda karşılaştığımızda, herkesin duyacağı şekilde, bana veHayri Köklü'ye seslenerek, "Sizi tebrik ediyorum, asıl adamlık bugün lazım. Siz onu yapıyorsunuz"demişti. 

Yaşar Nuri Hoca, aynı tespit üzerinden önemli uyarılar yapacak ve şöyle diyecekti.
"* Emperyalist ruh ve emellerini bugün küreselleşme perdesi altında yaşatan Batı, işte bu yüzden İslâm dünyasında iki mirasın tahribini esas almıştır, stratejilerinin omurgasına oturtmuştur. Bu miraslardan birincisi,Hazreti Muhammed (Mustafa) mirasıdır; yani, İslâm'dır; ikincisi de Mustafa (Kemal) mirası; yani, AtatürkCumhuriyetidir.

* Hazreti Muhammed mirasını çökertmek için Hazreti Muhammed'e hakaret ve Muhammed devrinin bittiğine ilişkin kampanyalar açıldı Batı'da. İki strateji belirlenmiştir bu noktada: Birisi, Muhammed'e hakaret; birisi de, İsa'yı tek kurtarıcı olarak tekrar geri getirmek. Birinci strateji Müslüman düşmanı Batılılara yazdırılıp çizdirilen hakaretlerle yürütülürken, ikinci strateji Türkiye'deki dinci cemaatlerin İsa methiyeleriyle kotarılmıştır.

* Atatürk mirasına yönelen şer ise tahribatını üç başlık altında öne çıkarmaktadır. Kişiden gittiğinde Atatürk'e saldırmakta, ilkeden gittiğinde laikliğe saldırmakta, kuvvet ve kurumdan gittiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmaktadır.

Türkiye'yi ve Türk Devletinin egemenliğini tahrip siyasetlerinin saldırı hedeflerinde daima bu üç değer vardır.

Atatürk mirasını bir direnç gücü olmaktan çıkarıp, Anadolu'da 1071 Malazgirt'ten beri sürdürülen kavgayı tamamlamak istiyorlar. Kurtuluş Savaşı gibi muhteşem ve müthiş bir destanı yazmış milletin çocukları, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak için gereken ateşi, kendi topraklarından yaratacak gücü gösterecektir.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk"İnsanlığı Kemiren İhanet: Dincilik" kitabının girişine Giordano Bruno'nun bir sözünü koymuştu:

"Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanır."

İşte bu durum münafıklığın ta kendisidir."

Siyasi münafıklığı, Yaşar Nuri Öztürk, Mâûn Suresi kitabında şöyle incelemişti:

"Kur'an, mümin, kâfir, münafık, müşrik gibi inanç kimliklerine Mâûn suresi ile bir tip daha ekliyor: Mürai! Mürai, sadece inanç tiplerinin en şeriri değildir; o aynı zamanda mahlûkların da en şeriridir. Mürai, inanç durumu, menfaatlerine göre sürekli değişen bir tiptir! Bu tip mahlûklar, görünürde inanır; ibadet ve taata devam eder ama riyakârdır, din ve ibadetle sağladığı itibarı halkın malını talan etmek için kullanır."

Hoca, görüşlerini 2006 yılının 23 Nisan günü Meclis kürsüsünden de söyleme fırsatı bulmuştu:

"Egemenliğimizin daha ilk günlerinden beri karşılaştığı temel tehlikelerin birincisi irticaî tehdit, ikincisi bölücü tehdittir.

İrtica, dinin ihanet aracı yapılması halinde vücut bulan kötülüğün adıdır. İrtica, tarihte hep Hristiyan Batı çıkarlarına kullanılmış ve işletilmiştir. Günümüzde daha çok 'siyasal İslâm' unvanıyla Batı tarafından sahneye çıkarılan irtica, tarihi boyunca desteği, itibarı, alkışı Müslümanlardan almış; ama hizmeti, bilerek veya bilmeyerek, bir biçimde Batı emperyalizmine vermiştir.

İslâm'ın ana kaynağı Kur'an, irticaı, hem de irtica kökünden bir kelime kullanarak 'ehli kitap hesabına işleyen fitne' olarak tanıtmaktadır."

Yaşar Nuri Hoca, eserleriyle bu büyük fitnenin karşısında durmaya devam edecek. Allah rahmet eylesin.

*****
Selam...


HZ. MUHAMMED'İN AYRICALIKLI YÖNÜ ve HZ. PEYGAMBERE YÖNELİK TESELLİLER


I.                  HZ. MUHAMMED'İN AYRICALIKLI YÖNÜ:


 Her peygamberin biri kulluk, diğeri de peygamberlik olmak üzere iki vasfı vardırhttp://www.mumsema.org/images/smilies/nokta.gif Hz. Muhammed de bir beşer (insan) peygamber olarak, kulluk vasfındaki hatalarına (zelle) rağmen, Peygamberlik vasfında hatasızdır. Çünkü vahyin kontrolündedir. Bu vasfıyla “İsmet” sıfatına sahip olan Hz Muhammed, “nübüvvet” ve “tebliğ” de kesinlikle masum ve günahsız olup, diğer insanlardan ayrıcalıklıdır.


 Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.” (33. sure (AHZÂB) 36. ayet)

 “Nûn! Yemin olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde, Senin için kesintisiz bir ödül var. Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.” (68. sure (KALEM) 1-4. ayet)

 ıp genişletmedik mi senin göğsünü! İndirmedik mi üzerinden ağır yükünü! Ki o, belini çatırdatmıştı senin. Ve yüceltmedik mi senin şanını!” (94. sure (İNŞİRAH) 1-4. ayet)

 “Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol / uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.” (17. sure (İSRÂ) 79. ayet)

 “Rabbinin hükmüne sabret! Kuşkusuz, sen bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığında, Rabbinin hamdiyle tespih et!” (52. sure (TÛR) 48. ayet)

 O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir. (33. sure (AHZÂB) 6. ayet)

 Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alîm'dir, Halîm'dir. Bundan sonra sana artık başka kadınlar helal olmaz. Bunları, başka eşlerle değiştirmek de -onların güzellikleri hoşuna gitse bile- helal olmaz. Elinin sahip olabilecekleri müstesna. Allah her şey üzerinde bir Rakîb'dir, her şeyi gözetlemektedir. Ey iman edenler! Size bir yemek için izin verilmedikçe Peygamber'in evlerine girmeyin. Vaktini bekleyip durmaksızın çağırıldığınızda girin, ancak yemeği yiyince hemen dağılın. Söze dalıp lafı koyulaştırmayın. Çünkü böyle davranmanız Peygamber'i rahatsız eder. Fakat o size bir şey söylemekten utanır. Allah ise hakkı dile getirmekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir yoldur. Allah'ın resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra onun eşleriyle nikâhlanmanız, size helal kılınmamıştır. Böyle bir şey Allah katında büyük bir vebaldir.” (33. sure (AHZÂB) 50-53. ayet)

 Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik. Ki Allah senin günahından geçmiş olanı da gelecek olanı da bağışlasın, nimetini senin üzerinde tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola kılavuzlasın.” (48. sure (FETİH) 1-2. ayet)

II.               HZ. PEYGAMBERE YÖNELİK TESELLİLER:


 Hz Muhammed, “nübüvvet” ve “tebliğ” de, “Sünnetullah” işleyişinin tabii bir sonucu olarak, inanmayanların red, küfür, nankörlük, riya, hakaret, eziyet vs. davranışları karşısında duyduğu üzüntülerden dolayı, Allah tarafından peygamber ayrıcalığı olarak vahiyle, hem teselli edilmiş ve hem de doğru hareket tarzına yönlendirilerek desteklenmiştir.


 Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan. Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.” (73. sure (MÜZZEMMİL) 10-11. ayet)

 “Yemin olsun kuşluk vaktine, Gelip oturduğu vakit geceye ki, Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. Sonrası, senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır. Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın! O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı? Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi? Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi? O halde, yetimi örseleme, Yoksulu/dilenciyi azarlama! Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir!” (93. sure (DUHÂ) 1-11. ayet)

 ıp genişletmedik mi senin göğsünü! İndirmedik mi üzerinden ağır yükünü! Ki o, belini çatırdatmıştı senin. Ve yüceltmedik mi senin şanını!” (94. sure (İNŞİRAH) 1-4. ayet)

 Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i / iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini. O halde, sen de Rabbin için namaz kıl ve göğsünü gererek dimdik dur / sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et / namazı vakti girer girmez kıl / kavrayışını bilgi ile derinleştir / eti yenecek hayvan kes! Kuşkun olmasın ki ebter / soyu kesik, seni kötüleyenin ta kendisidir!” (108. sure (KEVSER) 1-3. ayet)

 Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davûd'u an! O, tespih nağmeleri döktüren bir kul idi.” (38. sure (SÂD) 17. ayet)

 Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz.” (36. sure (YÂSÎN) 76. ayet)

  Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki resuller de yalanlanmıştır. Bütün işler ve oluşlar Allah'a döndürülür.” (35. sure (FATIR) 4. ayet)

 Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Resulleri onlara açık seçik mesajlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi. Sonra ben, inkâr edenleri yakaladım. Ama nasıl oldu benim azabım?!” (35. sure (FATIR) 25-26. ayet)

 Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak verdiğimiz nimetlere gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha süreklidir. Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır!” (20. sure (TÂHÂ) 131-132. ayet)

 Onlar yüzünden tasalanma. Kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.” (27. sure (NEML) 70. ayet)

 “Rabbin, o İsrailoğulları arasında hükmünü verip gereğini yapacaktır. Azîz'dir, Alîm'dir O. Allah'a dayanıp güven, çünkü sen apaçık gerçeğin üzerindesin. Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın. Teslim olmuş kişiler halinde ayetlerimize inananlardan başkasına sesini duyuramazsın.” (27. sure (NEML) 78-81. ayet)

 Onların sözü seni üzmesin. Tüm onur ve kudret Allah'ındır. O her şeyi işitir, her şeyi bilir.” (10. sure (YÛNUS) 65. ayet)

 “Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden / ikililerden / iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik. Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen! Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!" (15. sure (HİCR) 87-89. ayet)

 Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz. Şimdi sen, Rabbine hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol! Sana şaşmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (15. sure (HİCR) 97-99. ayet) 

 Söylediklerinin seni kederlendirdiğini çok iyi biliyoruz. Gerçek şu ki, onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler Allah'ın ayetlerine karşı direnmekteler. Yemin olsun ki, senden önce de resuller yalanlanmış ama yalanlanmalarına, eziyet görmelerine sabretmişlerdi. Nihayet yardımımız onlara ulaştı. Allah'ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir. Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.” (6. sure (EN'ÂM) 33-35. ayet)

 İnkâr edenin küfrü seni tasalandırmasın! Onların dönüşü bizedir; yapıp ettiklerini onlara haber vereceğiz. Kuşkusuz, Allah, göğüslerin içindekini bilmektedir. Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini şiddetli bir azaba süreceğiz.” (31. sure (LOKMAN) 23-24. ayet)

 Allah'ın ayetleri hakkında, küfre sapmış olanlardan başkası çekişip didişmez. Onların beldelerde dolaşıp durmaları seni aldatmasın. Onlardan önce Nûh kavmi yalanlamıştı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ümmet kendilerine gelen elçiyi yakalasınlar diye uğraştı. Ve hakkı işlemez kılmak için yanlışı / tutarsızlığı esas alarak mücadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmuştu azabım?!” (40. sure (MÜ'MİN) 4-5. ayet)

 Öyleyse sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. Günahın için af dile. Akşam ve sabah, Rabbini överek tespih et!” (40. sure (MÜ'MİN) 55. ayet)

 Sen sabret! Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını belki sana gösteririz, belki de seni vefat ettiririz. Sonunda onlar bize döndürülecekler.“ (40. sure (MÜ'MİN) 77. ayet)

 Biz o Kur'an'ı senin dilinle / senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler. Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.” (44. sure (DUHÂN) 58-59. ayet)

 Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettiği gibi sabret! O inkârcılar için acele etme! Tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmışlar topluluğundan başka kim helâk edilir!” (46. sure (AHKAF) 35. ayet)

 “İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli." Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar. Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.” (51. sure (ZÂRİYÂT) 52-54. ayet)

 Sabret! Senin sabrın da Allah'ın yardımıyladır. Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma! Hiç kuşkusuz, Allah, sakınanlar ve güzel düşünüp güzel iş yapanlarla beraberdir.” (16. sure (NAHL) 127-128. ayet)

 Rabbinin hükmüne sabret! Kuşkusuz, sen bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığında, Rabbinin hamdiyle tespih et! Gecenin bir bölümünde ve yıldızların ardından da O'nu tespih et!” (52. sure (TÛR) 48-49. ayet)

 O halde, sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler / seni küçümseyemeyeceklerdir.” (30. sure (RÛM) 60. ayet)

 Seni yerinden çıkaran o kentinden çok daha kuvvetlice nice kentler vardı ki, biz hepsini helâk ettik; hiçbir yardımcıları olmadı.” (47. sure (MUHAMMED) 13. ayet)

 Sonunda şunu söylemekten başka bahaneleri kalmaz: "Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz, ortak koşanlar değildik." (6. sure (EN'ÂM) 23. ayet)


RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...