İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

AHİRET HAYATI GAYBDIR, GAYBA İNANIRIZ, GERÇEĞİ ALLAH BİLİR


KUR'AN’IN IŞIĞINDA AHİRET HAYATI – 22 (SON)

6.  SONUÇ:

a. AHİRET HAYATI GAYBDIR, GAYBA İNANIRIZ, GERÇEĞİ ALLAH BİLİR


(1) Gayba inanırız, Gerçeği Allah bilir

De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler." 27. sure (NEML) 65. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Yerde ve gökte hiçbir gayb yoktur ki, açıklayıcı bir Kitap'ta olmasın.
27. sure (NEML) 75. 
ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

(2) Ahiret Âlemi

(a)   Ahiret inancı / Ahirete iman

Hem sana vahyedilene hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar. Âhıreti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır. 2. sure (BAKARA) 4. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Bu da bizim, kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir Kitap. Kutsal-bereketli, kendinden öncekini doğrulayıcı. Âhirete inananlar, ona da inanırlar ve onlar namazlarına devam ederler. 6. sure (EN'ÂM) 92. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Ki âhirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere sahip olmaya devam etsinler. 6. sure (EN'ÂM) 113. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Şunu da söyle: "Allah şunu haram etmiştir diye tanıklık edip duran şahitlerinizi getirin." Eğer tanıklık ederlerse sakın onlarla birlikte tanıklık etme! Ayetlerimizi yalanlayanlarla âhirete inanmayanların keyifleri ardınca gitme! Onlar, kendi Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.   6. sure (EN'ÂM) 150. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Onlar, Allah'ın yolundan geri çevirip yolun eğri büğrüsünü isterler. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. 7. sure (A'RAF) 45. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

Ayetlerimizi ve ahirete varılacağını yalan sayanların tüm yaptıkları boşa gitmiştir. Bulacakları karşılık, yapıp ürettiklerinden başkası olmayacaktır. 7. sure (A'RAF) 147. ayet (Resmi: 7/İniş:39/ Alfabetik:9)

O zalimler ki, Allah'ın yolundan alıkoyar, o yolu yamultmak isterler. Onlar, âhireti de inkâr ederler. 11. sure (HÛD) 19. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)

Âhiret azabından korkan için bunda elbette ki bir ibret vardır. O, insanları bir araya getiren bir gündür. Görülesi bir gündür o! 11. sure (HÛD) 103. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)

Yûsuf dedi ki: "Rızıklanacağınız herhangi bir yemek size gelmeden önce onun yorumunu ikinize mutlaka bildiririm." Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, Allah'a inanmayan ve âhireti de tamamen inkâr eden bir toplumun milletini terk ettim." 12. sure (YÛSUF) 37. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: "Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" Bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost olanların ta kendileridir; orada sürekli kalacaklardır. 13. sure (RA'D) 5. ayet (Resmi: 13/İniş:87/Alfabetik:85)

Tanrınız bir tek tanrıdır. Böyle iken, âhirete inanmayanlar, kibre saplandıkları için kalpleri inkârcı olmuştur. 16. sure (NAHL) 22. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Âhirete inanmayanlar için kötülük örneği var. En yüce örnekse Allah içindir. O'dur Azîz, O'dur Hakîm. 16. sure (NAHL) 60. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Âhirete inanmayanlar var ya, onlar için biz korkunç bir azap hazırlamışızdır. 17. sure (İSRÂ) 10. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Kim de âhireti ister ve inanmış olarak ona yaraşır bir gayretle çalışırsa, böylelerinin gayretleri teşekkürle karşılanır. 17. sure (İSRÂ) 19. ayet (Resmi: 17/İniş:50/ Alfabetik:46)
 
Kur'an okuduğunda, seninle, âhirete inanmayanlar arasına gizli bir perde çekeriz. 17. sure (İSRÂ) 45. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

O korunanlar ki, hiç görmeden Rablerinden korkarlar. Kıyamet saatinden de ürperirler onlar. 21. sure (ENBİYÂ) 49. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

Kim Allah'ın dünyada ve âhirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa; bir sebeple göğe uzansın, sonra öteki ilişkilerini kessin de bakıversin: Oyunu, öfkelendirdiği şeyleri gerçekten giderecek mi? 22. sure (HAC) 15. ayet (Resmi: 22/İniş:88/ Alfabetik:32)

Toplumunun, dünya hayatında servet ve refaha ulaştırdığımız halde inkâra sapıp âhiretteki buluşmayı yalanlayan kodaman takımı şöyle dedi: "Bu adam, sadece sizin gibi bir insan; yemekte olduğunuzdan yiyor, içmekte olduğunuzdan içiyor." 23. sure (MÜ'MİNÛN) 33. ayet (Resmi: 23/İniş:74/Alfabetik:70)

Ama âhirete inanmayanlar, o yoldan hep yan çiziyorlar. 23. sure (MÜ'MİNÛN) 74. ayet (Resmi: 23/İniş:74/Alfabetik:70)

O müminler ki, namazı kılar, zekâtı verirler. Ve âhirete tam bir biçimde inananlar da onlardır. Şu bir gerçek ki, âhirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar. İşte bunlardır kendilerine azabın korkuncu öngörülen. Âhirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır. 27. sure (NEML) 3-5. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)
Hayır, onların bilgileri âhiret konusunda yetersiz kalmıştı. Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Hayır, hayır! Onlar, onu göremeyecek kadar kördürler. İnkârcılar dediler ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gerçekten biz bundan sonra ortaya mı çıkarılacağız?" 27. sure (NEML) 66-67. ayet (Resmi: 27/İniş:48/ Alfabetik:81)
Ki onlar namazı kılarlar, zekâtı verirler. Ve onlar âhirete de gözle görmüşçesine inanırlar. 31. sure (LOKMAN) 4. ayet (Resmi: 31/İniş:57/Alfabetik:59)

Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah'ı çok ananlara güzel bir örnek vardır. 33. sure (AHZÂB) 21. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Oysaki onun, onlar üzerinde hiçbir sultası yoktu. Sadece biz; âhirete inananı, onun hakkında kuşkuya düşenden ayırmak için böyle yapıyorduk. Rabbin her şey üzerinde Hafiz'dir, kollar, korur, gözetir. 34. sure (SEBE') 21. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)

Allah yalnız başına anıldığında, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir; O'nun dışındakiler anıldığında ise hemen müjdelenmiş gibi sevinirler. 39. sure (ZÜMER) 45. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

Onlar zekâtı vermezler. Ölüm sonrası hayatı inkâr edenler de onlardır.   41. sure (FUSSİLET) 7. ayet (Resmi: 41/İniş:61/Alfabetik:30)

Dediler ki: "Şu dünya hayatımızdan başkası yok. Ölüyoruz, diriliyoruz. Bizi zamandan başkası helâk etmiyor." Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Sadece sanıda bulunuyorlar. 45. sure (CÂSİYE) 24. ayet (Resmi: 45/İniş:65/Alfabetik:15)

O âhirete inanmayanlar, meleklere mutlaka dişilerin adlarını takarlar. 53. sure (NECM) 27. ayet (Resmi: 53/İniş:23/Alfabetik:80)

(b)  Ahiret, Bir başka âlemdir. Ahirete iman ederek Dünya'daki yaşamını ona göre düzenleyenlerle Ahirete inanmadan yaşayanlar bir değildir

Biz onları, yurdu düşünme özellikleriyle yücelen tertemiz kullar yaptık. 38. sure (SÂD) 46. ayet (Resmi: 38/İniş:38/Alfabetik:88)

Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır." 39. sure (ZÜMER) 9. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

 (c)  Bu Dünya'da her şeyin bir sonu vardır, Kıyamet mutlaka gelecektir


Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler. 7. sure (A'RAF) 34. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran. 15. sure (HİCR) 85. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)

Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. O saate/dünyanın sonuna ilişkin emirse bir göz açıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah her şeye kadirdir. 16. sure (NAHL) 77. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Böylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında görüşleri galip gelenlerse şöyle dediler: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz."  18. sure (KEHF) 21. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

Ve saat mutlaka gelecektir. Kuşku yok onda. Ve Allah kabirlerdeki şuurlu varlıkları diriltecektir. 22. sure (HAC) 7. ayet (Resmi: 22/İniş:88/Alfabetik:32)

Yoktur onun oluşunu yalanlayacak. 56. sure (VÂKIA) 2. ayet (Resmi: 56/İniş:46/Alfabetik:107)

 (d)  Bu Dünya'da nasıl yaşarsan Ahirette onların karşılığını alırsın


İşte bunlar, âhıret karşılığında dünyayı satın alan kişilerdir. Azap, hafifletilmeyecektir onlardan. Hiç bir şekilde yardım da edilmeyecektir onlara. 2. sure (BAKARA) 86. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Süleyman'ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarına uydular. Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil'de Hârût ve Mârût adlı iki melek üzerine indirileni öğretiyorlardı. Oysa ki o iki melek, "Biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma!" demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. İnsanlar onlardan erkekle eşinin arasını açacakları şeyi öğreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu satın alanın âhırette hiç bir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir. Öz benliklerini sattıkları şey ne kötüdür! Bir bilebilselerdi... 2. sure (BAKARA) 102. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Allah'ın mescitlerini, içlerinde O'nun adı anılıyor diye engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişiden daha zalim kim olabilir!.. Böylelerinin, o mescitlere girmeleri ancak korka korka olacaktır. Böyleleri için dünyada bir rezillik vardır. Âhırette ise bunlara çok büyük bir azap öngörülmüştür. 2. sure (BAKARA) 114. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Gerekli ibadetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah'ı anın. Tıpkı atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla. İnsanlardan bazısı şöyle der: "Ey Rabb'imiz, bize dünyada ver." Böylesi için âhırette bir nasip yoktur. 2. sure (BAKARA) 200. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar, De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O'na ve Mescid-i Haram'a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır." Fitne/baskı ve bozgunculuk, cana kıymaktan daha büyük bir kötülüktür. Eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. İçinizden kim irtidâd edip dininden dönerse kâfir olarak ölür. Böylelerinin amelleri dünyada da âhırette de boşa gitmiştir. Ateş ehlidir onlar. Sürekli kalacaklardır orada. 2. sure (BAKARA) 217. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Kim İslam'dan / Allah'a teslim olmaktan gayrı bir din ararsa artık o, ondan asla kabul edilmeyecektir. Ve o, âhirette hüsrana düşenlerdendir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 85. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Küfür içinde koşuşanlar sana üzüntü vermesin. Şu bir gerçek ki, onlar Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara âhirette bir nasip vermemeyi istemektedir. Onlar için çok büyük bir azap öngörülmüştür. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 176. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınların iffetlileriyle, sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların iffetli hanımları da mehirlerini verdiğiniz takdirde; iffetinizi korumanız, zinadan uzak kalmanız ve şunu-bunu dost tutmamanız şartıyla size helaldir. İmanı tanımayıp nankörlük edenin ameli boşa gitmiştir. Ve o, âhirette de hüsrana

Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Âhirette de onlara büyük bir azap vardır. 5. sure (MÂİDE) 33. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. "Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin." derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; âhirette de büyük bir azap var onlara. 5. sure (MÂİDE) 41. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Tıpkı sizden öncekiler gibi. Onlar kuvvetçe sizden daha zorlu, mallar ve çocuklar bakımından daha zengindiler. Kendi nasipleriyle zevk sürdüler. Siz de kendi payınıza düşenle zevk sürdünüz. Tıpkı sizden öncekilerin kendi nasipleriyle zevklendikleri gibi. Tıpkı onların dalıp gittiği gibi siz de dalıp gittiniz. İşte böylelerinin amelleri dünyada da âhirette de boşa çıkmıştır. İşte böyleleri hüsrana batmıştır. 9. sure (TEVBE) 69. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)

Öyleleridir ki bunlar, âhirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Sanayi olarak ürettikleri, orada işe yaramaz olmuştur. Yapıp ettikleri de bâtıl hale gelmiştir. 11. sure (HÛD) 16. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)

Hiç kuşku yok ki bunlar, âhirette de hüsranın en beterine uğrayanlar olacaklardır. 11. sure (HÛD) 22. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)

Bu böyledir, çünkü, onlar şu iğreti hayatı âhirete tercih etmişlerdir. Ve Allah, küfre sapanlar topluluğunu doğruya kılavuzlamaz. 16. sure (NAHL) 107. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Hiç kuşkusuz, âhirette hüsrana uğrayacaklar da bunlardır. 16. sure (NAHL) 109. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Bu dünyada kör olan, âhirette de kördür. Yolca da daha sapıktır o. 17. sure (İSRÂ) 72. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

İnsanlardan bazısı da Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder. Kendisine bir hayır isabet ettiğinde, onunla tatmin bulup yatışır; kendisine bir fitne, bir deneme gelip çattığında yüzüstü geri dönüverir. Dünyada da kayba uğramıştır böylesi, âhirette de. Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur. 22. sure (HAC) 11. ayet (Resmi: 22/İniş:88/Alfabetik:32)

İman edenler içinde edepsizliğin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar için dünyada da âhirette de korkunç bir azap öngörülmüştür. Allah bilir ama siz bilmezsiniz. 24. sure (NÛR) 19. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

O bir şeyden habersiz iffetli mümin kadınlara iftira atanlar, dünyada da âhirette de lanete çarptırılmışlardır. Büyük bir azap vardır onlar için. 24. sure (NÛR) 23. ayet (Resmi: 24/İniş:102/ Alfabetik:84)

Allah'ı ve resulünü incitenleri Allah dünyada da âhirette de lanetlemiştir. Onlar için, alçaltıcı bir azap da hazırlanmıştır. 33. sure (AHZÂB) 57. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir. 41. sure (FUSSİLET) 16. ayet (Resmi: 41/İniş:61/Alfabetik:30)

Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın! Çünkü bunlar âhiretten ümitlerini kesmişlerdir. Tıpkı, kabir halkından olan inkârcıların, ümitlerini kestikleri gibi... 60. sure (MÜMTEHİNE) 13. ayet (Resmi: 60/İniş:111/Alfabetik:71)

(e)  Ahiretten gafil olma, Ahireti tanı-bil


Onlar basit ve iğreti hayattan, bir dış görünüşü bilirler. Ama âhiretten tam bir gaflet içindedirler onlar! 30. sure (RÛM) 7. ayet (Resmi: 30/İniş:84/Alfabetik:87)

"Yok eğer Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır." 33. sure (AHZÂB) 29. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

 (f)  Ahiret, inananlar / müminler için daha hayırlı daha güzeldir


İğreti / sefil hayat küfre sapanlara süslü gösterilmiştir; onlar, iman sahipleriyle alay ederler. Takvaya sarılanlar, kıyamet günü onların tepelerinde olacaktır. Allah, dilediğini hesapsız bir biçimde rızıklandırır. 2. sure (BAKARA) 212. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Kendilerine, "Ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin!" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir grup, insanlardan Allah'tan korkmuş gibi, hatta daha şiddetli bir korkuyla korkar oldu. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir süreye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için âhiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız." 4. sure (NİSA) 77. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Şu iğreti, basit hayat bir oyun ve eğlenceden başka şey değildir. Sakınıp korunanlar için âhiret yurdu elbette ki daha iyidir. Hâlâ aklınızı işletemeyecek misiniz? 6. sure (EN'ÂM) 32. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Hiçbir peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça, esirlere sahip olmak uygun değildir. Siz şu iğreti dünyanın nimetini istiyorsunuz; Allah ise âhireti istiyor. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 8. sure (ENFÂL) 67. ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)

Ey iman sahipleri! Size ne oldu ki, "Allah yolunda seferber olun" denilince yere çakılıp kaldınız. Âhiretten vazgeçip iğreti hayata mı razı oldunuz? O iğeti hayatın nimeti âhiret yanında pek azdır. 9. sure (TEVBE) 38. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)

Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?" 12. sure (YÛSUF) 109. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

Allah, dilediği kimse için rızkı alabildiğine açar da sınırlayıp kısar da. İğreti dünya hayatıyla sevinip şımardılar. Oysaki dünya hayatı, âhirete oranla sadece küçük bir nimetlenme. 13. sure (RA'D) 26. ayet (Resmi: 13/İniş:87/Alfabetik:85)

Bak nasıl, kimini kimine üstün kıldık! Ama âhiret, dereceler bakımından elbette daha büyük, lütuflandırma bakımından daha yücedir. 17. sure (İSRÂ) 21. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Şu iğreti dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka şey değil. Âhiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur. Ah, bilebilselerdi! 29. sure (ANKEBÛT) 64. ayet (Resmi: 29/İniş:85/Alfabetik:8)

Sonrası, senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır. 93. sure (DUHÂ) 4. ayet (Resmi: 93/İniş:11/Alfabetik:18)


 (g)  Zamanını yalnız Allah'ın bildiği kıyametle herkes ne kazandığını bilecek


"Kuşku duyma ki o saat gelecektir. Onu neredeyse gizleyeceğim ki, her benlik gayretinin karşılığını elde etsin." 20. sure (TÂHÂ) 15. ayet (Resmi: 20/İniş:45/Alfabetik:96)

O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hiçbir benlik yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah Alîm'dir, Habîr'dir. 31. sure (LOKMAN) 34. ayet (Resmi: 31/İniş:57/Alfabetik:59)

İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır! 33. sure (AHZÂB) 63. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin mülkü/yönetimi kendine ait olan o Allah'ın şanı yücedir. Kıyamet saatine ilişkin bilgi O'nun katındadır. Siz de O'na döndürüleceksiniz. 43. sure (ZUHRUF) 85. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)


 (h)  Her toplumun/milletin/ümmetin bir sonu/eceli vardır, Dünya yaşamı Ahiret yaşamına göre çok-çok kısadır


Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler. 7. sure (A'RAF) 34. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

Onları huzuruna toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler; aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmamış bulunanlar, hüsrana uğramışlardır. 10. sure (YÛNUS) 45. ayet (Resmi: 10/İniş:51/Alfabetik:109)

De ki: "Ben kendime bile Allah'ın istediği dışında bir zarar verme yahut yarar sağlama gücünde değilim. Her ümmetin bir eceli var. Ecelleri geldiğinde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler." 10. sure (YÛNUS) 49. ayet (Resmi: 10/İniş:51/Alfabetik:109)

Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen bir şey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler. 16. sure (NAHL) 61. ayet (Resmi: 16/İniş:70/ Alfabetik: 75)

Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkârlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı. 30. sure (RÛM) 55. ayet (Resmi: 30/İniş:84/Alfabetik:87)

 (i)  Dünya ve Ahiret güzelliklerini birlikte iste. Yalnız dünyayı seçme. Ahiret, Dünya'dan iyi / üstündür


Öz benliğini beyinsizliğe itenden başka kim, İbrahim'in milletinden yüz çevirir? Yemin olsun ki biz onu dünyada seçip yüceltmiştik. Ve o, âhırette de barış ve iyilik sevenlerden biri olacaktır elbette... 2. sure (BAKARA) 130. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Onlardan kimi de şöyle yakarır: "Ey Rabb'imiz, bize dünyada da güzellik ver, âhırette de güzellik ver. Ve bizi ateş azabından koru." 2. sure (BAKARA) 201. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Allah da onlara, hem dünya nimetini verdi hem de âhiret sevabının en güzelini. Allah, güzel düşünüp güzellik sergileyenleri sever. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 148. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

İğreti hayatı âhiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Allah yolunda çarpışıp da öldürülen yahut galip gelene biz, yakında, büyük bir ödül vereceğiz. 4. sure (NİSA) 74. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Şu iğreti, basit hayat bir oyun ve eğlenceden başka şey değildir. Sakınıp korunanlar için âhiret yurdu elbette ki daha iyidir. Hâlâ aklınızı işletemeyecek misiniz? 6. sure (EN'ÂM) 32. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a varis olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında birşey söylememelerine ilişkin Kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitap'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz? 7. sure (A'RAF) 169. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

İman edip hayra ve barışa yönelik işler yaparak Rablerine içten bir bağlılıkla boyun eğenlere gelince, onlar cennet halkıdırlar. Sürekli kalacaklardır orada. 11. sure (HÛD) 23. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)

İman edip takvaya sarılanlar için âhiretteki ödül elbette daha değerlidir. 12. sure (YÛSUF) 57. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?" 12. sure (YÛSUF) 109. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

Allah, inananları dünya hayatında da âhirette de tutarlı sözle sağlamlaştırır. Allah, zalimleri şaşırtır. Allah, dilediğini yapar. 14. sure (İBRÂHİM) 27. ayet (Resmi: 14/İniş:72/Alfabetik:40)

Zulme uğratıldıktan sonra Allah uğrunda hicret edenlere biz, dünyada elbette güzelce mekân tutturacağız. Âhiretin ödülü mutlaka daha büyüktür. Bir bilselerdi! 16. sure (NAHL) 41. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Dünyada ona güzellik verdik, âhirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır. 16. sure (NAHL) 122. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Âhiret ekini isteyenin o ekinini artırırız; dünya ekini isteyene de ondan veririz. Ama böylesi için âhirette bir nasip yoktur. 42. sure (ŞÛRÂ) 20. ayet (Resmi: 42/İniş:62/Alfabetik:95)


b. SONUÇ:


 Benim anladığım ahiret hayatındaki cennet ve cehennem tasvirleri temsilidir, mecazdır. (2/Bakara/24-26; 13/Rad/35; 47/Muhammed/15)

 Cennet kapısının anahtarını  ve cehennemin yakıtını insan, bu dünyada seçim, tercih ve eylemleriyle hazırlayıp beraberinde Ahirete götürür.

Korunup sakınanları Allah, kendi başarıları yüzünden kurtarır. Ne kötülük dokunur onlara ne de kederlenirler.” (39/Zümer/61)

Ey iman sahipleri! Eğer Allah'tan korkarsanız, Allah size hakla bâtılı/iyiyle kötüyü ayırma gücü verir, kötülüklerinizi örter. Allah, o büyük lütfun sahibidir (8/Enfal/29)

Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız.” (16/Nahl/97)

Onun katında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur / hiç kimsenin ona, karşılık olarak verilecek bir nimeti yoktur.Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç. Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.” (92/Leyl/19-21)


 Allah’ın tertemiz bir hayat yaşatıp da Ahirette hoşnut olan kullarından oluruz İnşallah.

DİP NOT:

“Kur’an'a nispet ettiğimiz sınırlı anlayışımız veya Kur’an’dan anladığımız, Kur’an’ın mutlak manası ve mutlak hükmü olarak gösterilemez.”


ve

“Kuran’ın Bütününü bilmeden bir kısmını; Bir ayetini ihmal ederek de diğer ayetlerini doğru anlayamayız.”



"Kim güzel bir işe aracı olursa ondan ona bir pay vardır. Kim kötü bir şeye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah her şeye, herkese gıda ulaştırır, Mukît'tir." 4. sure (NİSA) 85. ayet



RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...


​ T.C. / M. Kemal Adal 




2 Ağustos 2016 Salı

669 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ÖZETİ (ARŞİVLİK REFERANSTIR.-MKA)

      

Mahmut Esen
E. Mülkiye Başmüfettişi

gönderen:Mahmut Esen mahmutesen@gmail.com
yanıt:Turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com
alıcı:Muzaffer İlaldı ,
turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com,
erzincan-kemaliye-egin-grubu@googlegroups.com
tarih:2 Ağustos 2016 16:28
konu:[Türkiye] 669 sayılı KHK


Olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde zaruri olan tedbirlerin alınması ve Milli Savunma Üniversitesinin kurulmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesini amaçlanmayan, 31.07.2016 gün ve 29787 sayılı R.G. yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan, toplumumuzu yakından ilgilendirmekte olan 669 sayılı KHK’nin; arz ettiği önem, çok sayıda kanunda değişiklik yapılmasını kapsaması hususu da dikkate alınarak, kamuoyunu bilgilendirme bağlamında tarafımdan hazırlanmış genişletilmiş sistematik bir özeti aşağıya çıkarılmıştır.

              Yararlı olmasını diler, saygılarımı sunarım.
                                                                                           Mahmut ESEN
                                                                                           E. Mülkiye Başmüfettişi

1-Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı/irtibatı belirlenerek KHK ekli listede gösterilmiş olan: (125) Sb, (68) Astsb. TSK’dan; (9) general, 910 Sb. ve 277 Astsb.  J.Gn.K.’dan  çıkarılmıştır.

 Bu kişilerin mahkûmiyet kararı aranmaksızın, askeri rütbe ve memuriyetleri alınmakta, yeniden eski teşkilatlarında, kamu hizmetinde veya özel güvenlik şirketlerinde istihdam edilmeleri önlenilmiştir.  Ayrıca silah ruhsatları, pilot lisansları ve pasaportları iptal edilmektedir. (Md.2)

2- 15.07.2016 tarihinden sonra milli güvenlik gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan kamu görevlileri hakkında ilgili mevzuatında öngörülen soruşturma açma süreleri olağanüstü hal süresince uygulanmayacaktır( Disiplin cezalarında zaman aşımı durdurulmaktadır.) (Md.3)

3- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179 uncu maddesi uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamayacak, bu yöndeki talepler mahkemelerce reddedilecektir. (Md. 4)

4- Kurmay subay yetiştirmek/lisansüstü eğitim vermek amacıyla yeni kurulan Enstitülerden; Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarından ile Astsubay meslek yüksekokullarından oluşanMilli Savunma Bakanlığı (MSB) bünyesinde Milli Savunma Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Ayrıca (ilk kez) MSB taşra teşkilatı kurulmaktadır. (Md. 5-9)

5-357 sayılı Askeri Hakimler Kanununda geniş kapsamlı ek/değişiklikler yapılmıştır. (Md.12-20)

(-Askeri hakimler MSB kararı ile mesleğe kabul edilecektir. Birinci sınıfa ayrılma/ birinci sınıf olma işlemleri MSB yapılacaktır. İstifa/emeklilik işlemleri MSB tarafından kabul edilecektir. Müsteşarın başkanlığında MSB seçilen iki hakimden oluşan komisyon tarafından askeri hakimlere meslekten çıkarılma dahil her türlü disiplin cezasının verilebilecektir.  Hakkında soruşturma yapılan hakim MSB tarafından görevinden uzaklaştırılabilecek/başka yerde görevlendirilebilecektir. İhtiyaç halinde hukuk fakültesi mezunu asteğmenler MSB tarafından hakimlik kadrolarına atanabilecektir. Adaylık süresini tamamladığı halde henüz kararnameleri çıkarılmayanların görevlerine son verilmektedir. Görevde bulunan askerî hâkimlerin birinci sınıfa ayrılma/ birinci sınıf olma tarihleri yeniden belirlenecektir. Olağanüstü hal dönemi süresince askeri hakim atamalarında teminat aranmayacak ve meslekten çıkarılma işlemlerinde KHK hükümleri uygulanacaktır.)

6-211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda bazı ek ve değişiklikler yapılmıştır. (Md.21-32)

( Kanun kapsamındaki personel, TSK mensup subay ve astsubaylar olarak daraltılmış,  “Askeri öğrenciler” ibaresi kanun metninden çıkarılmıştır. Genelkurmay Başkanlığına atanabilmek için kuvvet komutanlığı yapmış olma koşulu kaldırılmıştır. Astsubay alınabilecek fakülte ve yüksekokulların MSB tarafından belirlenecektir. Asteğmen-albay rütbesindeki subay ile astsubay atamaları Kuvvet Komutanlıklarının teklifi ve MSB onay ile yapılacaktır.)

7-1324 Sayılı Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanunda değişiklikler yapılmıştır. (Md. 33,34)

(Barışta, kuvvet komutanlıklarının kadro ve teşkilatlarının MSB kadro ve kuruluşlarında gösterileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. )

8- 1325 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanunda çok yönlü ek/değişiklikler yapılmıştır. (Md. 35-42)

( MSB taşra teşkilatı kurulmaktadır. Bakanlıkta görevlendirilecek TSK personelinin kadroları MSB tarafından belirlenecek ve görevlendirmeleri MSB yapacaktırKuvvet komutanlıkları MSB bağlanmıştır. Cumhurbaşkanı / Başbakan gerekli gördüklerinde kuvvet komutanları ile bağlılarından doğrudan bilgi alabilecek/emir verebilecektir.  MSB merkez teşkilatında  (Başbakanlık merkez teşkilatında olduğu gibi)       kamu kurum ve kuruluş (mahalli idareler dahil) personeli geçici olarak görevlendirilebilecektir. MSB izni ile Silahlı Kuvvetler hesabına yabancı devlet harp okullarında askeri öğrenci okutulabilecektir. İhtiyaç halinde lise ve dengi okul mezunu olup fakülte ve yüksekokullara devam hakkını kazanan öğrenciler seçildikleri takdirde askeri öğrenci olarak öğrenim yapabilecektir.)

9- 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununda ek ve değişikler yapılmıştır.(Md.43,43)

( AYİM’de daireler, biri başkan altı üyeden oluşacak,  üyelerden dördü hakim, ikisi ise bu  sınıftan olmayan subaylardan olacaktır. ) 

10-1612 sayılı Yüksek Askeri Şuranın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda değişiklikler yapılmıştır. (Md.45-50)

YAŞ üyeleri; Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet/Dışişleri/İçişleri/MSB ile Kuvvet Komutanlarından oluşmaktadır. YAŞ, Başbakanın gerek gördüğü hallerde Silahlı Kuvvetler ve diğer konularda görüş bildirecektir. Sekretarya görevleri MSB tarafından yürütülecektir.)

111739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda değişiklik yapılmıştır. (Md.51)

(Askeri eğitim kurumlarının derece ve müfredatı MSB ile birlikte belirlenecektir.)

12-4566 sayılı Harp Okulları Kanununda çok yönlü değişikliler yapılmıştır. (Md. 52-80)

( Harp Okulları Kanununun amaç ve kapsam maddelerindeki TSK ibareleri kaldırılmıştır. Okullar, kuvvet komutanlıkları yerine MSB ile irtibatlandırılmıştır. Okullarda koordinasyon sağlamak, direktif vermek; kadro ve kuruluşlarını belirlemek şeklindeki Genelkurmay Başkanlığı yetkileri MSB verilmiştir. Harp okullarının kadro ve kuruluşları ile eğitim ve öğretim esaslarının belirlenmesi; dekan vb. atanması, disiplin yönünden öğrencinin okulla ilişiğinin kesilmesi konularında MSB yetkilendirilmiştir. Dekan/dekan yardımcısı ve enstitü müdürünün asker kişi olması koşulu kaldırılmıştır.

Harp okullarında görevli doçent/profesörlerin/okutmanların atamaları; öğretim görevlilerinin okul dışı görevlere atanmaları/görevlendirilmeleri, yabancı uyruklu öğretim elemanlarının görevlendirilmesi; (kısa süreli olanlar hariç) öğretim elemanlarının bilimsel/mesleki toplantılara katılmaları ve inceleme araştırma yapmaları;  harp okullarının denetimleri konularında MSB yetkilendirilmiştir.

Harp okullarının öğrenci kaynağının lise ve dengi okul mezunları olduğu şeklinde değişiklik yapılmıştır. Harp okullarındaki lisans ve lisans üstü eğitim ve öğretim konularında kuvvet komutanlıklarına veya Genelkurmay Başkanlığına ait yetkiler MSB bırakılmıştır.)

13-4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanununda çok yönlü ek/değişiklikler yapılmıştır. (Md.81-103)

(4566 sayılı Harp Okulları Kanununda gerçekleştirilmiş ek/değişiklikler paralelinde, aynı nitelikte ( okulların MSB bağlanması, okulların öğrenci kaynağının lise ve dengi okul mezunları olduğunun belirtilmesi, 4752 sayılı Kanunda yer alan kuvvet komutanlıkları/J.Gn. K/Sahil Güvenlik K. veya Genel Kurmay Başkanlığına ait mevcut yetkilerin MSB devri vb.) değişiklikler yapılmıştır.

14- Harp Akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatılmıştır. 3563 sayılı Harp Akademileri Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. ( Md.105,106)

(Askeri liseler/ astsubay hazırlama okulları ile harp okullarındaki öğrenciler ilgisine göre  Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK tarafından giriş sınavlarındaki aldıkları puanlar üzerinden durumlarına uygun okul/fakültelere naklen yerleştirilecektir. Bu yıl mezun olacak öğrencilerin atamaları yapılmayacaktır.)

15-Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve asker hastanelerinin devri yapılmaktadır. (106-109)

( Gülhane Askeri Tıp Akademisine bağlı eğitim hastaneleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi ile asker hastaneleri, dispanser ve benzeri sağlık hizmet birimleri ile Jandarma Genel Komutanlığına ait sağlık kuruluşları her türlü borç/alacak ve mal varlığıyla birlikte Sağlık Bakanlığına devredilmiştir.   Gülhane Askeri Tıp Akademisine bağlı yükseköğretim birimleri ise Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilmiştir. Er ve erbaşlar genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır. Bu kurumlarda görevli personelin devrine ilişkin işlemler konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.)

16-2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununda ek/değişiklikler yapılmıştır. (Md.110-113)

(J.Gn.K. ile Sahil Güvenlik K. lığının er ve erbaş ihtiyacı üç yıl süre ile MSB karşılanacaktır. Subay ve astsubay ve diğer personel ihtiyacını karşılamak amacıyla Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi kurulmuştur.  Yüksek öğretim kurumu olan Akademi bünyesinde fakülte, enstitü, astsubay MYO bulunacaktır. Akademi İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Akademi başkanı İçişleri Bakanı tarafından atanacaktır. Başkanın sivil kişi olması da olanaklıdır. Akademinin öğrenci kaynağı; lise ve dengi okullar, ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunlar olacaktır. İhtiyaç halinde uzmanlık isteyen ( Akademinde bölümü bulunmayan) fakülte mezunlarının bazı koşullarla İçişleri Bakanının onayı ile doğrudan kadrolara atanması yapılabilecektir. Akademi için 184 adet kadro ihdas edilmiştir.)

Selam...


​ T.C. / M. Kemal Adal