İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

5 Ağustos 2016 Cuma

PEYGAMBERLER (NEBİLER) ve PEYGAMBERLİK (NEBİLİK)


  PEYGAMBERLİK  - 2


Ayrıca Bakınız: Bu konu, VIII.C. HZ. MUHAMMED'İN PEYGAMBERLİĞİ YETKİ VE SORUMLULUKLARI konusu ile doğrudan ilişkilidir.


1. GENEL OLARAK PEYGAMBERLİK - 2


b) Peygamberler (Nebiler)


(1)  Hiçbir Peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça, esirlere sahip olmak uygun değildir

Hiçbir peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça, esirlere sahip olmak uygun değildir. Siz şu iğreti dünyanın nimetini istiyorsunuz; Allah ise âhireti istiyor. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 8. sure (ENFÂL) 67. ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)

 (2)  Allah'ın, insanlara nimetidir ki içlerinde peygamberler yaratmıştır

 Mûsa, kavmine şöyle demişti: "Ey toplumum! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. İçinizde peygamberler vücuda getirdi, sizi krallar yaptı, âlemlerden hiç kimseye vermediklerini size verdi." 5. sure (MÂİDE) 20. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

(3)  Peygamberler (nebiler), insanlara müjdeci ve uyarıcıdırlar, onlara saygılı olunmalıdır

İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan Kitap'ı hak olarak indirdi. O Kitap'ta anlaşmazlığa düşenler, o Kitap'ın bizzat muhataplarından başkası değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden, çekişmeye girdiler. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı, Allah, dilediği kişiyi/dileyeni doğru yola iletir. 2. sure (BAKARA) 213. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 33. sure (AHZÂB) 45. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

 (4)  Müminler / inananlar peygamberlere iman ederler

Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, âhıret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri. 2. sure (BAKARA) 177. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların çokları yoldan sapmışlardır. 5. sure (MÂİDE) 81. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir. 33. sure (AHZÂB) 6. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

 (5)  Peygamberler (Nebiler)in, Allah Misaklarını Almıştır

Ve unutma ki Allah, peygamberlerden mîsaklarını almış, şöyle demişti: "Size Kitap'tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 81. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Biz, peygamberlerden mîsaklarını almıştık. Senden de mîsak aldık. Nûh'tan, İbrahim'den, Mûsa'dan, Meryem oğlu İsa'dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sözleşmeyle mîsak aldık; 33. sure (AHZÂB) 7. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

 (6)  Peygamberler (nebiler) i İnkâr edenler o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler

Biz senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o bir şey dilediğinde, şeytan onun düşünce ve dileği içine bir şey atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir. 22. sure (HAC) 52. ayet (Resmi: 22/İniş:88/ Alfabetik:32)

 (7)  Peygamberler (nebiler) Allah'ın sadık/salih kullarıdır, oğlu ve şeriki/ortağı değildir

Ve size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz, müslümanlar haline geldikten sonra inkârı mı emreder size? 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 80. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

"Rahman çocuk edindi" dediler. Hâşâ, bundan arınmıştır O! Onlar, lütuflandırılmış kullardır. 21. sure (ENBİYÂ) 26. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler. 21. sure (ENBİYÂ) 28. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

(8)  Allah her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yapmıştır, suçlular içinden düşmanlar musallat etmiştir

İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar; 6. sure (EN'ÂM) 112. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter. 25. sure (FURKÂN) 31. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

 (9)  Peygamberler (nebiler), Allah yolunda çalışırlar, kimi kimisine üstündür, Allah ve melekleri peygambere salât eder

Nice peygamber, beraberinde kendisini Rabb'e adayan birçok kişi bulunduğu halde savaşmıştır. Onlar, Allah yolunda kendilerine gelip çatan zorluklar yüzünden gevşememiş, zayıflık göstermemiş, susup pusmamışlardır. Allah sabredenleri sever. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 146. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Ey Peygamber! Allah ve inananlardan seni izleyenler sana yeter/Allah, sana da seni izleyen müminlere de yeter! 8. sure (ENFÂL) 64. ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)

Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davûd'a da Zebur'u verdik. 17. sure (İSRÂ) 55. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, o Peygamber'e destek verirler/onun şanını yüceltirler. Ey inananlar! Siz de ona destek olun/onun şanını yüceltin ve ona içtenlikle selam verin. 33. sure (AHZÂB) 56. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

(10)  Peygamberler (nebiler) inananlar için bir rahmettir, incitmeyin

İçlerinden bazıları da o Peygamber'i incitirler ve şöyle derler: "O, her şeye kulak kesilir." De ki: "Hayır kulağıdır sizin için o; Allah'a iman eder, müminlere güvenir. İnananlarınız için de bir rahmettir o." Allah'ın resulüne eza edenler için korkunç bir azap öngörülmüştür. 9. sure (TEVBE) 61. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)

Ey iman edenler! Size bir yemek için izin verilmedikçe Peygamber'in evlerine girmeyin. Vaktini bekleyip durmaksızın çağırıldığınızda girin, ancak yemeği yiyince hemen dağılın. Söze dalıp lafı koyulaştırmayın. Çünkü böyle davranmanız Peygamber'i rahatsız eder. Fakat o size bir şey söylemekten utanır. Allah ise hakkı dile getirmekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir yoldur. Allah'ın resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra onun eşleriyle nikâhlanmanız, size helal kılınmamıştır. Böyle bir şey Allah katında büyük bir vebaldir. 33. sure (AHZÂB) 53. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

 (11)  Peygamberler (nebiler)e vahyedilenler ümmeti / toplumu içindir

Ey Peygamber! Allah'tan kork ve küfre batmışlarla münafıklara boyun eğme! Kuşkusuz, Allah Alîm ve Hakîm'dir. Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır. Allah'a dayanıp güven! Vekil olarak Allah yeter. 33. sure (AHZÂB) 1-3. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve iddeti iyi sayın! Rabbiniz olan Allah'tan korkun! Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını çiğneyen kendi benliğine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır. 65. sure (TALÂK) 1. ayet (Resmi: 65/İniş:100/Alfabetik:98)

 (12)  Müminler / inananlar peygamberlerden hiç birini diğerinden ayırt etmeden iman ederler

Şöyle deyin: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, onun torunlarına indirilene, Mûsa'ya ve İsa'ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O'na/Allah'a teslim olanlarız." 2. sure (BAKARA) 136. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Resul, Rabb'inden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır." 2. sure (BAKARA) 285. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O'na teslim olanlarız." 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 84. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Şuayb onlardan yüzünü döndürdü de şöyle dedi: "Yemin olsun, ben size Rabbimin mesajlarını ilettim. Size öğüt verdim. Artık küfre batmış bir topluluğa nasıl acırım?" 7. sure (A'RAF) 93. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

(13)  Allahın ayetlerini inkâr edenler haksız yere peygamberleri öldürdüler

Siz şöyle demiştiniz: "Ey Mûsa, biz bir tek yemeğe asla dayanamayız, bizim için Rabb'ine dua et de bize yerin bitirdiklerinden, baklasından, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden, soğanından çıkarıversin." Mûsa şöyle demişti: "Siz daha aşağı bir nimeti daha üstün bir nimete mi değişmek istiyorsunuz? İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır." Ve üzerlerine zillet, eziklik ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah'tan bir gazaba çarpıldılar. Bu böyle oldu, çünkü onlar Allah'ın ayetlerini inkâr ediyor ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. İsyan ettikleri için böyle oldu. Sınır tanımıyor, azgınlık yapıyorlardı. 2. sure (BAKARA) 61. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Onlara, "Allah'ın indirmiş olduğuna inanın" denildiğinde şöyle konuşurlar: "Biz, bize indirilene inanırız." Ve ondan ötesini inkâr ederler. Oysaki o, kendilerinin yanındakini doğrulayıcı bir gerçektir. Söyle onlara: "Madem iman sahibiydiniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini niye öldürüyordunuz?" 2. sure (BAKARA) 91. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Allah'ın ayetlerini inkâr edip haksız yere peygamberleri öldürenler ve insanlar içinden adaletle emredenlerin canına kıyanlar var ya, işte onlara korkunç bir azabı muştula. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 21. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Allah'tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmaları dışında, nerede bulunsalar üzerlerine zillet damgası vurulur. Allah'ın hışmına uğramışlardır. Üzerlerine miskinlik damgası vurulmuştur. Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerine küfrediyor, haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı; isyan etmişlerdi, zulüm ve azgınlık sergiliyorlardı. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 112. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Andolsun ki Allah, "Allah yoksuldur, bizler zenginleriz!" diyenlerin sözünü işitti. Dediklerini de yazacağız, haksız yere peygamberleri öldürmelerini de. Ve şöyle diyeceğiz: "Tadın, yakıp pişiren azabı!" 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 181. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Onlar şöyle demişlerdi: "Allah bize ant verdi, kendisi bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir resule inanmayacağız." Söyle onlara: "Size benden önce o dediğinizle birlikte açık deliller getiren resuller gelmişti. Peki, madem doğru sözlülerdiniz neden onları katlettiniz?" 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 183. ayet (Resmi: 3/İniş:94/ Alfabetik:7)

Başlarına gelenler; ahitlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflıdır" demeleri yüzündendir. Doğrusu, Allah küfürleri yüzünden kalpleri üzerine mühür basmıştır da pek azı müstesna, iman etmezler. 4. sure (NİSA) 155. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. 8. sure (ENFÂL) 30. ayet (Resmi: 8/İniş:93/ Alfabetik:22)

 (14)  Peygamberler (nebiler), Hakka/hakikate bir tanık, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderilmişlerdir

İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan Kitap'ı hak olarak indirdi. O Kitap'ta anlaşmazlığa düşenler, o Kitap'ın bizzat muhataplarından başkası değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden, çekişmeye girdiler. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı, Allah, dilediği kişiyi/dileyeni doğru yola iletir. 2. sure (BAKARA) 213. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 33. sure (AHZÂB) 45. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

 (15)  Peygamberler (nebiler) in Hanımları

O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir. 33. sure (AHZÂB) 6. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Ey Peygamber, eşlerine şöyle söyle: "Eğer şu iğreti dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, haydi gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım." "Yok eğer Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır." Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık / kanıtlanmış bir edepsizlik yaparsa, kendisi için azap iki katına çıkarılır. Ve bu, Allah için çok kolaydır. Sizden kim, Allah'a ve resulüne itaat eder, iyilik yaparsa, ona da ücretini iki kat olarak veririz. Kendisi için bol ve bereketli bir rızık da hazırlamışızdır. Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer korunup takvaya sarılıyorsanız sözü kırıtarak söylemeyin ki, kalbinde maraz bulunan biri ümide kapılmasın. Örfe uygun söz söyleyin. Evlerinizde de vakarlı oturun. İlk cahiliye teşhirciliği gibi kendinizi teşhir etmeyin. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah sizden kiri/lekeyi gidermek istiyor ey Ehlibeyt, sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor. Evlerinizde Allah'ın ayetlerinden ve hikmetten okunanları hatırlayın. Kuşkusuz, Allah Latîf'tir, Habîr'dir. 33. sure (AHZÂB) 28-34. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alîm'dir, Halîm'dir. Bundan sonra sana artık başka kadınlar helal olmaz. Bunları, başka eşlerle değiştirmek de -onların güzellikleri hoşuna gitse bile- helal olmaz. Elinin sahip olabilecekleri müstesna. Allah her şey üzerinde bir Rakîb'dir, her şeyi gözetlemektedir. Ey iman edenler! Size bir yemek için izin verilmedikçe Peygamber'in evlerine girmeyin. Vaktini bekleyip durmaksızın çağırıldığınızda girin, ancak yemeği yiyince hemen dağılın. Söze dalıp lafı koyulaştırmayın. Çünkü böyle davranmanız Peygamber'i rahatsız eder. Fakat o size bir şey söylemekten utanır. Allah ise hakkı dile getirmekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir yoldur. Allah'ın resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra onun eşleriyle nikâhlanmanız, size helal kılınmamıştır. Böyle bir şey Allah katında büyük bir vebaldir. 33. sure (AHZÂB) 50-53. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

(16)  Kadın Peygamber Yoktur. Allah Resul / Elçi Olarak Kadın Göndermemiştir

Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?" 12. sure (YÛSUF) 109. ayet (Resmi: 12/İniş:53/ Alfabetik:110)

Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun. 16. sure (NAHL) 43. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi, sorun zikir/Kur'an ehline, eğer bilmiyorsanız... 21. sure (ENBİYÂ) 7. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

 (17)  Resul ve Nebiler Aynı Soydan Gelirler

Birbirinden gelen soylar halinde. Allah, hakkıyla işiten, gereğince bilendir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 34. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Biz ona İshak'ı ve Yakub'u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh'a ve onun soyundan olan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e, Yûsuf'a, Mûsa'ya, Hârun'a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz. 6. sure (EN'ÂM) 84. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Atalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını da... Onları seçtik ve onları dosdoğru bir yola kılavuzladık. 6. sure (EN'ÂM) 87. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Âdem'in soyundan, Nûh'la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı. 19. sure (MERYEM) 58. ayet (Resmi: 19/İniş:44 /Alfabetik:63)

Yemin olsun, Nûh'u ve İbrahim'i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap'ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır. 57. sure (HADÎD) 26. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)

c) Peygamberlik (Nebilik)


Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar / Rabbânîler olun!" 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 79. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz. Şimdi şu insanlar bütün bunları inkâr ederlerse biz, bunları inkâr etmeyecek bir topluluğu onlara vekil ederiz. 6. sure (EN'ÂM) 89. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Sabi dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı." 19. sure (MERYEM) 30. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)

Biz, İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Onun soyu içine peygamberliği ve Kitap'ı yerleştirdik ve onun ödülünü dünyada verdik. Âhirette de o, elbette ki iyilik ve barış sevenler arasında olacaktır. 29. sure (ANKEBÛT) 27. ayet (Resmi: 29/İniş:85/ Alfabetik:8)

Yemin olsun, biz, İsrailoğullarına Kitap'ı, hükmetme gücünü, peygamberliği verdik, onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık ve kendilerini âlemler üzerine imtiyazlı kıldık. 45. sure (CÂSİYE) 16. ayet (Resmi: 45/İniş:65/Alfabetik:15)

Yemin olsun, Nûh'u ve İbrahim'i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap'ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır. 57. sure (HADÎD) 26. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)


RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal 




4 Ağustos 2016 Perşembe

KAMUOYU DUYURUSU ( Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Merkezi) - (ARŞİVLİK REFERANSTIR. MKA)



02 AĞUSTOS 2016

Kırk yılı aşkın süredir neredeyse tüm iktidarların desteğini alarak veya onlarla uyum içinde hareket ederek, devletin tüm kurum ve kuruluşlarına sızmak suretiyle, buraları adeta işgal etmiş olan Fethullah Gülen Cemaati mensupları; 15 Temmuz 2016 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve devletin birçok kurumunun içine sızmış olan müritleri aracılığıyla Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Milletine karşı haince bir saldırı düzenlemiş, yüzlerce vatandaşımızı vahşice katletmiş, binlerce vatandaşımızın yaralanmasına neden olmuştur.

            Ancak, kontrolünde bulunduğu üst aklın ve bu acımasız vatan hainlerinin hesaba katmadığı Türk Ulusunun direnci ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetler mensupları ile kahraman güvenlik güçlerimizin de canları pahasına yaptığı mücadele sonucunda emellerine ulaşamamışlardır.
                                        
            Bu insanlık dışı, canice hareketi en şiddetli şekilde bir kez daha lanetliyor, aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar ve milletimize geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

            Başarısızlığa uğratılan hain kalkışma ve sonrasında hayatın normale dönmesi için yürütülen faaliyetler kapsamında; Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilmesini ve alınan tedbirlerin bir kısmını anlayışla karşılıyoruz.

            Bununla birlikte; şu ana kadar Kanun Hükmünde Kararnamelerle alınmış olan kararların çoğunun maalesef karşı karşıya olunan tehdidin bertaraf edilmesinden ziyade, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  “demokratik kontrol altına alınması” gerekçesi ile onlarca, hatta yüzlerce yıl boyunca oluşan, tarihimizin derinliklerinden gelen yapı ve kurumların devletin ortak aklının katkılarını da içeren ayrıntılı ve kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, birkaç günlük yüzeysel çalışmalarla tamamen değiştirildiğini üzülerek izlemekteyiz.

            Bu kararların tamamı Milli İradenin oluştuğu TBMM’nde müzakere edilip kabul edilecek kanunlarla yapılmış olsaydı, bu yapılanlara karşı olumlu veya olumsuz düşüncelerimiz saklı kalmak kaydıyla, söylenecek çok fazla bir şey olmayabilirdi.

            Ancak, kırk yıldır devletin tamamına sızan ve sonunda hain bir kalkışmayla milletimizi ve Türk Silahlı Kuvvetlerini küresel olarak etkisizleştirme hedefi ile hareket eden Fethullah Gülen Terör Örgütünün oluşturduğu tehditle mücadelenin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut ana yapısını değiştirmekten geçmediği son derece açıktır. Zaten şu anda kamuoyu üzerinde yapılmakta olan algı operasyonları veya en hafifinden bilgi noksanlığından kaynaklanan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  sivil iktidarın kontrolünde olmadığı iddiası kesinlikle gerçeklerden uzaktır.

            Türk Silahlı Kuvvetleri, çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerden önce de Anayasa ve yasalar gereği tamamen sivil otoritenin emri ve kontrolü altındaydı. Genelkurmay Başkanı, Başbakana karşı sorumlu olup tüm terfiler ve atamalar aslında sivil otoritenin kontrolünden ve onayından geçmekteydi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm mali faaliyetleri ile kullandığı kaynaklar en geniş şekilde Sayıştay denetimine tabiydi. Kuvvet geliştirme ve tüm tedarik faaliyetleri de siyasi iktidarın direktif ve talimatları çerçevesinde yürütülmekteydi.


            Bütün bunları göz ardı ederek 2011 yılına kadar FETÖ ile hiçbir sorunu olmayan, hatta ne istedilerse verdiklerini ifade eden siyasi iktidarın hiçbir sorumluluğu olmadığını düşünerek, yaşananların tek sorumlusu sanki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut yapısı imiş gibi bu değişiklikleri yapmaya kalkışmak, eğer art niyet yoksa en azından teşhisin yanlış konulduğunun göstergesidir.

            Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bu yapıyla etkin mücadele edilememiş olmasının tek nedeni TSK’nın istihbarat ve bu kapsamda kendi personelini dahi izleme, takip ve araştırma yetkisinin hiçbir şekilde olmamasından ve Genelkurmayın teknik istihbarat kaynağı olan GES K.lığının da bir süre önce elinden alınmış olmasından kaynaklandığı unutulmamalıdır.

            Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanına bağlanmış olması ve Milli Savunma Bakanı, Başbakan veya Cumhurbaşkanının doğrudan ast kademelere emir verme düşüncesi, tüm dünya askerlik tarihi bakımından en önemli harp prensibi olan “Emir Komuta Birliğini” ortadan kaldırmıştır. Bu durum milli güvenliğimizi ciddi şekilde tehlikeye düşürecek sonuçlar doğurabilir.

            Yüksek Askeri Şura’nın yapısının bu şekilde değiştirilmiş olmasının gerekçesi hiçbir şekilde anlaşılamamıştır. Eğer ana görevi liyakat derecelerine göre terfilere karar vermek olan YAŞ’ta siyasi iktidara yakın olanların terfileri amaçlanıyor ise, bunun sonuçlarının, tarihimizdeki Balkan Harbinde yaşandığı gibi çok ağır olacağı bilinmelidir. Bu düzenlemelerle Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin siyasete karışmaması istenirken aksine siyasetin içine çekilmiş olacağı değerlendirilmektedir.

            Askeri liselere FETÖ mensuplarının sızması, aslında buna göz yumanların uygulamalarının sonucu olmasına rağmen, sistemi yeniden düzeltmek çok kolay iken, değer ve önemini şanlı tarihimizden alan bu kurumları kapatmanın uygun olmadığı değerlendirilmektedir.  

            Ankara ve İstanbul gibi şehirlerin içerisinde kalmış olan kışlaların şehrin dışına çıkarılma kararı aslında doğru bir karar olabilir.  Bununla birlikte onlarca yılda oluşan bu birliklerin, uygun yerlerde tüm tesisleriyle ihtiyacı karşılayacak, yenilerinin yapılarak mevcut kışlalarından çıkartılmaları yerine apar topar kışlalarından atılmaya çalışılmasının gerekçesi anlaşılamamıştır.

            Yukarıda belirtilen ve kararnamelerle yapılan çok kapsamlı değişikliklerin Fethullahçı Terör Örgütü ile mücadeleden ziyade, bu kalkışma bahane edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  üzerinde iktidarın istediği operasyonları icra etmesi fırsatını yakalamış olduğu düşüncesi ile hareket ettiği izlenimini vermektedir.

            Bu değişikliklerin, Cumhuriyet tarihi boyunca özenle siyaset dışı kalmaya gayret eden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni siyasetin içine çekeceği bilinmelidir.

            Sonuç olarak;  Kanun Hükmünde Kararnameler ile alınan kararların sağduyu ile bir kez daha değerlendirilmesi ve milli birlik ve beraberliğin en azından 15 Temmuz 2016’dan bugüne kadar yaratılan olumlu siyasi ortam ve koşullar dikkate alınarak TBMM çatısı altında müzakere edilerek, gerekli düzenlemelerin yapılmasını, aksi takdirde aceleyle alınmış bu kararların acısının yakın gelecekte fazlasıyla çekileceği Yüce Türk Milletine saygıyla duyurulur.



Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Merkezi





















KAVRAM OLARAK, İTİKAT, PEYGAMBERLİK, GENEL OLARAK PEYGAMBERLİK


  PEYGAMBERLİK  - 1


Ayrıca Bakınız: Bu konu, VIII.C. HZ. MUHAMMED'İN PEYGAMBERLİĞİ YETKİ VE SORUMLULUKLARI konusu ile doğrudan ilişkilidir.


1. GENEL OLARAK PEYGAMBERLİK - 1


a)  Kavram Olarak, İtikat, Peygamberlik, Genel Olarak Peygamberlik


Ey âdemoğulları! İçinizden size ayetlerimi yüzünüze karşı anlatan resuller geldiğinde, korunup hallerini düzeltenlere hiçbir korku dokunmayacaktır. Onlar tasalanmayacaklardır da. Ayetlerimizi yalanlayıp onlar karşısında burun kıvıranlara gelince, bunlar ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır onun içinde. 7. sure (A'RAF) 35-36. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)
Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi. 36. sure (YÂSÎN) 30. ayet (Resmi: 36/İniş:41/Alfabetik:108)

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı. Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her şeyi görmektedir. 25. sure (FURKÂN) 20. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter. 25. sure (FURKÂN) 31. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

Eğer dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik. 25. sure (FURKÂN) 51. ayet (Resmi: 25/İniş:42/ Alfabetik:29)
 
Kitap'ta Mûsa'yı da an. Çünkü o, içtenlik ve dürüstlüğe erdirilmişti ve o bir resul, bir peygamberdi. Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik. Onu, fısıldaşan kimse kadar yaklaştırdık. Rahmetimizden ona kardeşi Hârun'u bir peygamber olarak armağan ettik. Kitap'ta İsmail'i de an. Çünkü o, vaadinde sadıktı; bir resuldü, bir peygamberdi. Ailesine namazı, zekâtı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi. Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi. Onu yüce bir mekâna yükselttik. İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Âdem'in soyundan, Nûh'la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı. Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır. Tövbe eden, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi iş yapan müstesna. Böyleleri cennete girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklar. Rahman'ın, kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetlerine girecekler. Kuşkusuz, O'nun vaadi yerine gelir. 19. sure (MERYEM) 51-61. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)
Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davûd'a da Zebur'u verdik. 17. sure (İSRÂ) 55. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka bir şey engel olmadı: "Allah, bir insan mı resul gönderdi?" De ki: "Eğer yeryüzünde doygunluğa ulaşmış melekler dolaşır olsaydı, elbette gökten onlara bir melek resul gönderirdik." 17. sure (İSRÂ) 94-95. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)
Nûh'un ardından birçok resulleri daha toplumlarına gönderdik. Onlara açık seçik kanıtlar getirdiler. Ama onlar daha önceden yalanladıkları şeye bir türlü inanmadılar. Azgınlığa sapanların kalplerini biz, işte böyle mühürleriz. 10. sure (YÛNUS) 74. ayet (Resmi: 10/İniş:51/ Alfabetik:109)

Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?" 12. sure (YÛSUF) 109. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)
 
Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz! Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi. Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz. Ona inanmazlar. Oysaki öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir. 15. sure (HİCR) 10-13. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)
İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar; 6. sure (EN'ÂM) 112. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? "Kendi aleyhimize tanıklık ettik." dediler. İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler. Sebep şudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helâk edici değildir. 6. sure (EN'ÂM) 130-131. ayet (Resmi: 6/İniş:55/ Alfabetik:20)

Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar. 6. sure (EN'ÂM) 48. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Biz ona İshak'ı ve Yakub'u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh'a ve onun soyundan olan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e, Yûsuf'a, Mûsa'ya, Hârun'a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas... Hepsi iyilik ve barış için çalışanlardandı. İsmail, Elyesa', Yûnus ve Lût... Hepsini âlemlere üstün kıldık. Atalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını da... Onları seçtik ve onları dosdoğru bir yola kılavuzladık. Allah'ın yol göstermesidir bu. Kullarından dilediğini bununla iletir iyiye ve güzele. Eğer onlar şirke bulaşsalardı yapıp ettikleri kendilerine yararsız hale gelirdi. İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz. Şimdi şu insanlar bütün bunları inkâr ederlerse biz, bunları inkâr etmeyecek bir topluluğu onlara vekil ederiz. İşte böyleleri, Allah'ın yol gösterdiği kimselerdir. Sen de onların yolunu izle ve şöyle söyle: "Ben şu yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece âlemlere bir öğüttür." 6. sure (EN'ÂM) 84-90. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)
De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim." 46. sure (AHKAF) 9. ayet (Resmi: 46/İniş:66/Alfabetik:3)

İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli." Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar. 51. sure (ZÂRİYÂT) 52-53. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)
Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Küfre sapanlar ise bâtıla yapışarak onunla hakkı kaydırmak için uğraşıyorlar. Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler. 18. sure (KEHF) 56. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: "Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden sakının!" 16. sure (NAHL) 2. ayet (Resmi: 16/İniş: 70/Alfabetik: 75)

Andolsun, biz her ümmette şöyle tebliğ yapan bir resul görevlendirdik: "Allah'a kulluk/ibadet edin, tağuttan kaçının. Sonra bunlardan kimine Allah kılavuzluk etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün. 16. sure (NAHL) 36. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun. 16. sure (NAHL) 44. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri / Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler. 16. sure (NAHL) 43-44. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Azîz'dir, Hakîm'dir O! 14. sure (İBRÂHİM) 4. ayet (Resmi: 14/İniş:72/Alfabetik:40)

Sizden öncekilerin, Nûh kavminin, Âd'ın, Semûd'un ve onlardan sonrakilerin haberleri ulaşmadı mı size? Allah'tan başkası bilmez onları. Peygamberleri onlara açık deliller getirmişti de onlar ellerini ağızlarına itip şöyle demişlerdi: "Biz size gönderileni kesinlikle tanımıyoruz ve biz sizin çağırdığınız şey konusunda karmaşa ve çıkmaza iten bir kuşku içindeyiz." Resulleri dediler ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kuşku? O sizi, günahlarınızı affetsin, belirli bir süreye kadar size zaman tanısın diye çağırıyor." Şöyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yüz geri çevirmek istiyorsunuz. Hadi açık bir kanıt getirin bize!" Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler." Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk/ibadet edin." 21. sure (ENBİYÂ) 25. ayet (Resmi: 21/İniş:73/ Alfabetik:21)

Yemin olsun, senden önceki resullerle de alay edilmiştir. Sonunda, onlarla eğlenenleri, alay konusu yaptıkları şey kuşatıverdi. 21. sure (ENBİYÂ) 41. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi, sorun zikir / Kur'an ehline, eğer bilmiyorsanız... Biz onları yemek yemez bir ceset olarak yaratmadık. Onlar sonsuza dek kalıcı da değillerdi. Sonra onlara verilen söze sadık kaldık da onları ve dilediklerimizi kurtardık. Ve israfa saplanıp haddi aşanları helâk ettik. 21. sure (ENBİYÂ) 7-9. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)
Sonra onların ardından başka bir nesil oluşturduk. Onlara da içlerinden şu yolda tebliğde bulunan bir resul gönderdik: Allah'a kulluk/ibadet edin. O'ndan başka tanrınız yok sizin. Hâlâ ürpermiyor musunuz? Toplumunun, dünya hayatında servet ve refaha ulaştırdığımız halde inkâra sapıp âhiretteki buluşmayı yalanlayan kodaman takımı şöyle dedi: "Bu adam, sadece sizin gibi bir insan; yemekte olduğunuzdan yiyor, içmekte olduğunuzdan içiyor." "Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, o takdirde mutlaka hüsrana uğrayanlar olursunuz." "Size, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra tekrar meydana çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?" "Heyhat! Size vaat edilen o şey ne kadar uzak!" "Hayat, şu dünya hayatımızdan başkası değildir. Ölürüz, yaşarız ama biz tekrar diriltilecek değiliz." "O, yalan düzüp Allah'a iftira eden bir adamdan başkası değil. Biz ona inanmıyoruz." O peygamber şöyle yakardı: "Rabbim, beni yalanlamaları karşısında yardım et bana!" Allah buyurdu: "Biraz sonra kesinlikle pişman olacaklar." Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu! Sonra onların arkasından başka nesiller oluşturduk. Hiçbir ümmet ne süresinden ileri geçebilir ne de geri kalır. Sonra, resullerimizi art arda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk! 23. sure (MÜ'MİNÛN) 31-44. ayet (Resmi: 23/İniş:74/Alfabetik:70)
Gerçek, Rabb'inden gelir. O halde sakın kuşkuya düşenlerden olma. 2. sure (BAKARA) 147. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan Kitap'ı hak olarak indirdi. O Kitap'ta anlaşmazlığa düşenler, o Kitap'ın bizzat muhataplarından başkası değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden, çekişmeye girdiler. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı, Allah, dilediği kişiyi/dileyeni doğru yola iletir. 2. sure (BAKARA) 213. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

İşte resuller! Biz onların bazısını bazısına üstün kılmışızdır. Allah, onlardan bazısıyla konuşmuştur. Bazılarını da derecelerle yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya açık ayetler verdik ve onu Ruhulkudüs'le güçlendirdik. Allah dileseydi, onların ardından gelenler, açık-seçik mesajlar kendilerine ulaştıktan sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak tartışmaya girdiler de içlerinden bazısı iman etti, bazısı küfre saptı. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ne var ki, Allah dilediğini yapıyor. 2. sure (BAKARA) 253. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi/kamu malından aşırması olacak şey değildir. Her kim hıyanet eder, kamu malından bir şey aşırırsa, aşırdığını kıyamet günü yüklenip getirir. Sonra her benliğe; kazandığı tam olarak ödenir. Hiç birine zulmedilmez. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 161. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Seni yalanladılarsa, senden önce de resuller yalanlandı. Açık-seçik deliller, kutsal sayfalar ve aydınlatıcı Kitap'ı getirmişlerdi onlar. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 184. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Allah; Âdem'i, Nûh'u, İbrahim Ailesi'ni, İmran Ailesi'ni seçerek âlemlere üstün kılmıştır; Birbirinden gelen soylar halinde. Allah, hakkıyla işiten, gereğince bilendir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 33-34. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
Dininize uyandan başkasına inanmayın." Söyle onlara: "Hidâyet, Allah'ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vâsî'dir, varlığı sürekli genişletir; Alîm'dir, her şeyi en iyi şekilde bilir." Rahmetini dilediğine özgüler. Allah, büyük lütfun sahibidir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 73-74. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!" Ve size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz, müslümanlar haline geldikten sonra inkârı mı emreder size? Ve unutma ki Allah, peygamberlerden mîsaklarını almış, şöyle demişti: "Size Kitap'tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi. Tüm bunlardan sonra yüz çevirenler, sapıkların ta kendileridir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 79-82. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah'ın yolu, yöntemi buydu. Allah'ın emri, belirlenmiş bir kaderdir/ölçüdür. Onlar ki Allah'ın mesajlarını tebliğ edip O'ndan korkarlar, Allah'tan gayrı hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter. 33. sure (AHZÂB) 38-39. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
Biz, peygamberlerden mîsaklarını almıştık. Senden de mîsak aldık. Nûh'tan, İbrahim'den, Mûsa'dan, Meryem oğlu İsa'dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sözleşmeyle mîsak aldık; Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır. 33. sure (AHZÂB) 7-8. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
Biz, tıpkı Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'e, Yûnus'a, Hârun'a, Süleyman'a da vahyettik. Dâvud'a da Zebur'u verdik. Resuller var, hayat ve hatıralarını daha önce sana anlattık; resuller var, hayat ve hatıralarını sana anlatmadık. Allah, Mûsa'ya kelime kelime söz söylemişti. Müjdeleyici ve uyarıcı resuller gönderdik ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı kanıtı olmasın. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 4. sure (NİSA) 163-165. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)
Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahîm olarak bulacaklardı. 4. sure (NİSA) 64. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Yemin olsun, biz, resullerimizi açık seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavî'dir, Azîz'dir. Yemin olsun, Nûh'u ve İbrahim'i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap'ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır. Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır. 57. sure (HADÎD) 25-27. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)
Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre için bir yazı vardır. Allah dilediğini silip yok eder, dilediğini sâbit tutar. Kitap'ın anası/ana Kitap O'nun katındadır. 13. sure (RA'D) 38-39. ayet (Resmi: 13/İniş:87/Alfabetik:85)
Resulünü hidayet ve hak dini getirmek üzere o gönderdi ki, ortak koşanlar hoşlanmasa bile, onu tüm dinlerden üstün kılsın. 61. sure (SAFF) 9. ayet (Resmi: 61/İniş:108/Alfabetik:89)

RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal