İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

14 Eylül 2016 Çarşamba

KADINLAR

 

İNSAN  


1. 
 İNSANIN YARATILIŞI -5


e) Kadınlar


 (1) İffetsizlik, Sevicilik-Lezbiyenlik, Zina, Zina İftirası

Kadınlarınızdan eşcinsellik/sevicilik yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin; eğer tanıklık ederlerse o kadınları, ölüm canlarını alıncaya ya da Allah kendileri için bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. 4. sure (NİSA) 15. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

İnanmış hür kadınları nikâhlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlarından biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hep birbirinizdensiniz. O halde onları, ailelerinin izniyle nikâhlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezasının yarısı uygulanacaktır. Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedici, çok merhametlidir. 4. sure (NİSA) 25. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

İffetli kadınlara iftira atıp da dört tanık getirmeyenlere gelince, onlara hemen seksen vuruş vurun. Ve onların tanıklıklarını ebediyen kabul etmeyin. Onlar, sapmışların ta kendileridir. 24. sure (NÛR) 4. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

(2) Kadınlar, Temiz, İffetli, Mümin

Bir de melekler şöyle demişlerdi: "Ey Meryem, Allah seni seçti. Seni tertemiz kıldı ve seni âlemlerin kadınları üstüne yüceltti." 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 42. ayet (Resmi: 3/İniş:94/ Alfabetik:7)

Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah'a ve resulüne itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmiştir. Allah'ın bir hoşnutluğu ise hepsinden büyüktür. İşte budur o büyük başarı/o büyük kurtuluş. 9. sure (TEVBE) 71-72. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)

Onu işittiğinizde, erkek ve kadın müminlerin birbirleri için iyi zanda bulunup, "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?" 24. sure (NÛR) 12. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

O bir şeyden habersiz iffetli mümin kadınlara iftira atanlar, dünyada da âhirette de lanete çarptırılmışlardır. Büyük bir azap vardır onlar için. 24. sure (NÛR) 23. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/ziynetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz! 24. sure (NÛR) 31. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Dediler ki: "Biz çok güçlüyüz, çok yaman savaşırız. Buyruk senin. Ne karar vereceğini sen bilirsin." Melike dedi: "Şu bir gerçek ki krallar bir kente/bir memlekete girdiler mi, orada bozgun çıkarırlar; oranın onurlu insanlarını zelil, sefil ederler. İşte böyle yaparlar." "Şimdi ben onlara bir hediye göndereceğim ve bakacağım elçiler neyle geri dönecekler." Elçi, Süleyman'a geldiğinde, o dedi ki: "Siz bana bir mal ile mi destek veriyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha kıymetlidir. Sizin hediyenizle, benden çok siz ferahlarsınız." "Seni gönderenlere dön. Vallahi, karşı koyamayacakları ordularla üstlerine gelirim ve onları oradan, başları eğik, aşağılanmış bir halde sürer çıkarırım." Süleyman kurmaylarına dedi ki: "Onlar teslim olup huzuruma gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?" Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: "Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve gerçekten güvenilir biriyim." Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: "Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Ganî'dir, cömerttir." Emir verdi: "Onun tahtını başkalaştırın, bakalım tanıyacak mı, tanıyamayanların arasına mı girecek?" Melike gelince şöyle denildi: "Senin tahtın da böyle mi?" Dedi: "Bu sanki o. Zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz müslüman olmuştuk." Daha önce Allah dışında ibadet ettikleri, onu engellemişti. Çünkü o, küfre sapmış bir topluluktandı. Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum." 27. sure (NEML) 33-44. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar. Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir. 33. sure (AHZÂB) 35-36. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
Mümin erkeklerle mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı rahatsız edenler, bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. 33. sure (AHZÂB) 58. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Bunun böyle olması, Allah'ın; ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlara, şirke sapmış erkeklerle şirke sapmış kadınlara azap etmesi, mümin erkeklerle mümin kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. 33. sure (AHZÂB) 73. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Allah'tan başka tanrı olmadığını kuşkusuzca bil! Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için af dile. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de varıp ulaşacağınız yeri de bilir. 47. sure (MUHAMMED) 19. ayet (Resmi: 47/İniş:99/Alfabetik:64)

İnanmış erkekleri ve inanmış kadınları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması içindir bu. Sürekli kalıcıdırlar orada. Ve onların çirkin davranışlarını örtüp gizlemesi içindir. İşte bu, Allah katında çok büyük bir kurtuluş ve eriştir. 48. sure (FETİH) 5. ayet (Resmi: 48/İniş:109/Alfabetik:27)

Onlar o kişilerdir ki, küfre sapıp sizi Mescid-i Haram'dan geri çevirdiler, bekletilen kurbanlık hediyelerin, yerlerine ulaşmasına engel oldular. Eğer kendilerini tanımadığınız için çiğneyeceğiniz ve bu bilgisizlik yüzünden üzüntü ve kınayışla karşılaşacağınız inanmış erkeklerle inanmış kadınlar olmasaydı, iş başka türlü olurdu. Böyle olması, Allah'ın, dilediğini rahmetine sokması içindir. Onlar birbirlerinden ayrılmış olsalardı, inkâra sapanları acıklı bir azapla cezalandırırdık. 48. sure (FETİH) 25. ayet (Resmi: 48/İniş:109/Alfabetik:27)

Gün olur, mümin erkeklerle mümin kadınları, ışıkları önlerinde ve sağ yanlarında koşar görürsün. Şöyle denilir: "Bugün size, altlarından ırmaklar akan cennetler müjdeleniyor. Sürekli kalıcısınız içlerinde." İşte büyük başarının ta kendisidir bu. 57. sure (HADÎD) 12. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)

Şu bir gerçek: Sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, bir de Allah'a güzelce borç verenler için karşılıklar kat kat yapılır. Onlar için, onur verici bir ödül de vardır. 57. sure (HADÎD) 18. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)

Ey iman sahipleri! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eğer onların mümin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere döndürmeyin. Ne bu mümin kadınlar o kâfirlere helaldir ne de o kâfirler bunlara helaldir. Bu kadınlar için harcadıklarını o kâfirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, bu kadınları nikâhlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kâfirlerin iffet ve nikâhlarına yapışmayın. Kâfirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mümin kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah'ın hepinize buyruğudur. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir. 60. sure (MÜMTEHİNE) 10. ayet (Resmi: 60/İniş:111/Alfabetik:71)

Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla bey'atleş ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. 60. sure (MÜMTEHİNE) 12. ayet (Resmi: 60/İniş:111/Alfabetik:71)

"Rabbim! Beni, anne babamı, inanmış olarak evime gireni, tüm inanmış erkekleri ve inanmış kadınları affet! Zalimlerin de sadece helâk ve perişanlığını artır!" 71. sure (NÛH) 28. ayet (Resmi: 71/İniş:71/Alfabetik:83)

Şu bir gerçek ki, inanan erkeklerle inanan kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmemiş olanlar için, cehennem azabı vardır. Onlar için yangın azabı da vardır. 85. sure (BÜRÛC) 10. ayet (Resmi: 85/İniş:27/Alfabetik:14)

(3) Kadınlar, Karşıtları, Çiftleri, Benzer Sıfatlılar

Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartışana de ki: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, öz benliklerimizi ve öz benliklerinizi çağıralım, mübâhele edelim de Allah'ın lanetini yalancılar üzerine salalım." 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 61. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
 
İkiyüzlülerin erkekleri de kadınları da birbirinin aynıdır: Kötülüğe özendirirler, iyilikten alıkoyarlar, harcamamak için ellerini sıkarlar. Onlar Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu. İkiyüzlüler, yoldan sapmışların ta kendileridir. Allah, erkek münafıklara da kadın münafıklara da küfre sapanlara da içinde sürekli kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O yeter onlara. Allah lanet etmiştir onlara. Sonu gelmez bir azap var onlar için. 9. sure (TEVBE) 67-68. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)
Murdar karılar murdar erkeklere, murdar erkekler de murdar karılara... Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara... Bunlar, ötekilerin söylediklerinden arınmışlardır. Bunlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. 24. sure (NÛR) 26. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Dediler: "Birtakım putlara tapıyoruz. Onların önünde toplanıp tapınmaya devam edeceğiz." 26. sure (ŞUARA) 71. ayet (Resmi: 26/İniş:47/Alfabetik:94)

Bunun böyle olması, Allah'ın; ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlara, şirke sapmış erkeklerle şirke sapmış kadınlara azap etmesi, mümin erkeklerle mümin kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. 33. sure (AHZÂB) 73. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Ancak terk edilenler içinde kalan kocakarı hariç. 37. sure (SÂFFÂT) 135. ayet (Resmi: 37/İniş:56/ Alfabetik:90)

Ve Allah hakkında kötü sanılar besleyen erkek münafıklarla kadın münafıklara ve erkek putperestlerle kadın putperestlere, o kötülük girdabı başlarına dönesilere azap etsin diyedir bu. Allah onlara öfkelenmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennem hazırlamıştır. Kötü bir varış yeridir o. 48. sure (FETİH) 6. ayet (Resmi: 48/İniş:109/Alfabetik:27)

O gün ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere şöyle derler: "Bize bakın da ışığınızdan bir parça alalım." Şöyle denir onlara: "Arkanıza dönün de bir ışık arayın." Nihayet aralarına kapısı olan bir sur çekilir. İçinde rahmet vardır onun. Dış tarafı ise azap. 57. sure (HADÎD) 13. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)

Eğer, kâfirler tarafına geçmiş eşleriniz yüzünden birşeyleriniz inkârcılara gider, sonra da onlardan size kaçan kadınlar yüzünden ödeme sırası size gelirse, eşleri gitmiş olan müminlere, harcadıkları miktarı verin. Kendisine inandığınız Allah'tan korkun. 60. sure (MÜMTEHİNE) 11. ayet (Resmi: 60/İniş:111/Alfabetik:71)

(4) Kadınlar, Boşama

Eğer boşamaya kesin karar vermişlerse, şüphesiz Allah çok iyi işiten, çok iyi bilendir. 2. sure (BAKARA) 227. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Anneler çocuklarını - emzirmeyi tamamlamak isteyen kimseler için - tam iki yıl emzirirler. Annelerin yiyeceklerini ve giyeceklerini örfe uygun biçimde hazırlamak çocuğun babasına aittir. Hiç bir benlik yaratılış kapasitesi dışında bir şeyle yükümlü tutulamaz. Anne çocuğu yüzünden, çocuğun babası da kendi çocuğu yüzünden zarara sokulmasın. Mirasçı için de aynı ilke uygulanır. Eğer anne-baba karşılıklı anlaşma ve danışma sonucu çocuğu sütten kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak belirlediğiniz ücreti güzelce teslim etmek şartıyla, bunu yapmanızda bir günah yoktur. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı en iyi biçimde görmektedir. 2. sure (BAKARA) 233. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
 
Kendilerine dokunmadan veya onlar için herhangi bir mehr belirlemeden kadınları boşamanızda sizin için günah yoktur. Ancak onları nimetlendirin. İmkânları geniş olan kendi gücünce yapar bunu, imkânları sınırlı olan da kendi gücünce yapar. Örfe uygun bir nimetlendirme... Güzel düşünüp güzel davrananlar üzerine bir borç... Bir mehr belirlemişseniz ve kadınları hiç dokunmadan boşamışsanız, kestiğiniz mehrin yarısını verin. Ancak kadınların vazgeçmesi ile, nikah bağı elinde bulunan erkeğin durumu müstesna. Erkekler olarak sizin vazgeçmeniz takvaya daha yakındır. Aranızdaki lütufkârlık farkını unutmayın. Allah, yapmakta olduklarınızı en iyi şekilde görmektedir. 2. sure (BAKARA) 236-237. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
Boşanmış kadınlar için örfe uygun bir geçim imkânı sağlanması Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur. 2. sure (BAKARA) 241. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın. 33. sure (AHZÂB) 49. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
 
Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve iddeti iyi sayın! Rabbiniz olan Allah'tan korkun! Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını çiğneyen kendi benliğine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır. Sürelerini doldurma noktasına geldiklerinde o kadınları ya örfün gerektirdiği biçimde tutun yahut da yine örfün gerektirdiği şartlarla onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de tanık tutun. Tanıklığı Allah için tam bir biçimde yapın. Allah'a ve âhiret gününe inanan kişiye işte bu şekilde öğüt verilmektedir. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder. Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz, Allah, emrini yerine getirecektir. Allah her şey için bir ölçü/bir kader belirlemiştir. Âdetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Hiç âdet görmemiş kadınların süreleri de böyledir. Gebe olan kadınların süreleri ise yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa, O ona işinde bir kolaylık nasip eder. İşte bu, Allah'ın size indirmiş olduğu emridir. Kim Allah'tan korkarsa O, onun çirkinliklerini örter ve onun ödülünü büyütür. O kadınları, imkânlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. Geniş imkâna sahip olan bu geniş imkânından harcasın. Rızkı kendisine ölçü ile verilmiş olan da Allah'ın kendisine verdiğinden infak etsin. Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. 65. sure (TALÂK) 1-7. ayet (Resmi: 65/İniş:100/Alfabetik:98)

(5) Kadınlar, Evlilik Arzusu Kalmamış Hayızdan ve Evlattan Kesilmiş Kadınların Tesettürü / Örtünmesi / Dış Giysisi

Artık nikâh arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların, süslerini göstermek için ortalıkta dolaşmamaları şartıyla dış giysilerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama sakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah, her şeyi işitir, her şeyi bilir. 24. sure (NÛR) 60. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

(6) Kadınlar, Kısas, Dişiye Dişi

 Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hür kişiye karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi... Kim kardeşi tarafından herhangi bir şekilde affa uğrarsa, bu durumda örfü izlemek ve affedene en güzel biçimde bir ödeme yapmak gerekir. İşte bu, Rabb'inizden size bir hafifletme ve bir rahmettir. Kim bundan sonra azgınlık ve düşmanlık ederse onun için korkunç bir azap vardır. 2. sure (BAKARA) 178. ayet (Resmi: 2/İniş:92/ Alfabetik:11)

(7) Erkeklerle Kadınların İlişkisi Bağı-Rabıtası

Sana adet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde, Allah'ın emrettiği yerden onlara gidin." Şu bir gerçek ki Allah, çok tövbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever. Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediğiniz şekilde varın. Öz benlikleriniz için önceden bir şeyler gönderin. Allah'tan korkun ve bilin ki, O'na mutlaka ulaşacaksınız. İman sahiplerine müjde ver. 2. sure (BAKARA) 222-223. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
Ey iman sahipleri! Belirli bir süre için birbirinize borç verdiğinizde onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabb'inden korksun da borcundan hiç bir şey eksiltmesin. Borç altına giren, aklı ermez yahut zayıf, çaresiz biri ise yahut yazdırmaya gücü yetmiyorsa, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun. Eğer iki erkek yoksa rızanızla kabul edeceğiniz tanıklardan bir erkek ve iki kadın gerekir. Bu, kadınlardan biri şaşırırsa / unutursa ötekisi ona hatırlatsın diyedir. Tanıklar, çağırıldıklarında çekimser davranmasınlar. Küçük veya büyük, borcu, süresine kadar yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında adalete daha yakın, tanıklık için daha sağlam, kuşkuya düşmemeniz için daha elverişlidir. Ancak aranızda döndürüp durduğunuz tamamen peşin bir ticaret söz konusu ise onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Karşılıklı alışveriş yaptığınızda da tanık bulundurun. Yazıcıya da tanığa da zarar verilmesin. Böyle bir şey yaparsanız bu, kendinize kötülük olur. Allah'tan korkun. Allah size öğretiyor. Allah, her şeyi en iyi biçimde bilendir. 2. sure (BAKARA) 282. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Allah'ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin! Allah, her şeyi iyice bilmektedir. 4. sure (NİSA) 32. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın / bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür. 4. sure (NİSA) 34. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Ey Peygamber, eşlerine şöyle söyle: "Eğer şu iğreti dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, haydi gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım." "Yok eğer Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır." Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık/kanıtlanmış bir edepsizlik yaparsa, kendisi için azap iki katına çıkarılır. Ve bu, Allah için çok kolaydır. Sizden kim, Allah'a ve resulüne itaat eder, iyilik yaparsa, ona da ücretini iki kat olarak veririz. Kendisi için bol ve bereketli bir rızık da hazırlamışızdır. Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer korunup takvaya sarılıyorsanız sözü kırıtarak söylemeyin ki, kalbinde maraz bulunan biri ümide kapılmasın. Örfe uygun söz söyleyin. Evlerinizde de vakarlı oturun. İlk cahiliye teşhirciliği gibi kendinizi teşhir etmeyin. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah sizden kiri/lekeyi gidermek istiyor ey Ehlibeyt, sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor. Evlerinizde Allah'ın ayetlerinden ve hikmetten okunanları hatırlayın. Kuşkusuz, Allah Latîf'tir, Habîr'dir. Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar. 33. sure (AHZÂB) 28-35. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. 33. sure (AHZÂB) 59. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbirinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir. 49. sure (HUCURÂT) 11. ayet (Resmi: 49/İniş:105/Alfabetik:37)

(8) Kadınlar, Hz. Yusuf’a Tuzak Kuran

Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce şöyle konuştu: "Bu sizin tuzaklarınızdandır. Sizin tuzaklarınız gerçekten çok yamandır." 12. sure (YÛSUF) 28. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

Şehirde bazı kadınlar şöyle konuştular: "Azîz'in karısı genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Öyle anlıyoruz ki, kadın tam bir çılgınlığa düşmüş." 12. sure (YÛSUF) 30. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

Kral: "Bu yorumu yapanı bana getirin." dedi. Elçi kendisine gelince, Yûsuf dedi ki: "Kralına dön de sor bakalım, o ellerini kesen kadınların derdi neydi? Rabbim, o kadınların hilelerini çok iyi bilmektedir." 12. sure (YÛSUF) 50. ayet (Resmi: 12/İniş:53/ Alfabetik:110)
 (9) Kadınlar, Evlenme

Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından - müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de - çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten - o hoşunuza gitse de - çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler. 2. sure (BAKARA) 221. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Kadınlara mehirlerini nazik ve cömert bir şekilde örf ve çevrenin kabullerine uygun olarak verin. Eğer ondan birazını kendileri kişisel istekleriyle size sunmuşlarsa artık onu içinize sine sine yiyin. 4. sure (NİSA) 4. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Geçmişte kalanlar hariç, babalarınızın nikâhlamış olduğu kadınlarla evlenmeyin. Böyle bir şey açık bir edepsizlik, nefret gerektiren bir kötülüktür. Çirkin bir yoldur bu. Size, şu kadınlarla evlenmek haram kılınmıştır: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle birleştiğiniz hanımlarınızdan doğmuş olup evlerinizde oturan üvey kızlarınız -eğer anneleriyle birleşmemişseniz o takdirde sizin için bir günah yoktur- ve sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları. İki kız kardeşi birlikte almanız da haram kılınmıştır. Eskide kalanlar müstesna. Allah çok affedici, çok merhametlidir. Harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikâhlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır. Bu, üzerinize Allah'ın yazdığıdır. Bunlar dışındakileri, mallarınızı vererek almanız; şunu bunu dost tutmayarak iffetli yaşamanız, zina etmemeniz şartıyla size helal kılınmıştır. Kendilerinden nimetlendiğiniz kadınların mehirlerini onlara bir hak olarak verin. Mehir kesişmeden sonra karşılıklı hoşnutluğa bağlı hallerde üzerinize günah yoktur. Allah, her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir. İnanmış hür kadınları nikâhlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlarından biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hep birbirinizdensiniz. O halde onları, ailelerinin izniyle nikâhlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezasının yarısı uygulanacaktır. Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedici, çok merhametlidir. 4. sure (NİSA) 22-25. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Eğer bir kadın kocasının sadakatsizliğinden, yahut kendisine sırt çevirmesinden endişe ederse aralarını bir barış girişimiyle düzeltmelerinde kendileri için bir sakınca yoktur. Ve barış hep hayırdır. Nefisler, cimrilik ve doymazlığa hazır hale getirilmiştir. Güzel davranır, sakınıp korunursanız Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olacaktır. 4. sure (NİSA) 128. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınların iffetlileriyle, sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların iffetli hanımları da mehirlerini verdiğiniz takdirde; iffetinizi korumanız, zinadan uzak kalmanız ve şunu-bunu dost tutmamanız şartıyla size helaldir. İmanı tanımayıp nankörlük edenin ameli boşa gitmiştir. Ve o, âhirette de hüsrana uğrayanlardandır. 5. sure (MÂİDE) 5. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

İçinizden bekârları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vâsi'dir, Alîm'dir. 24. sure (NÛR) 32. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın. Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alîm'dir, Halîm'dir. Bundan sonra sana artık başka kadınlar helal olmaz. Bunları, başka eşlerle değiştirmek de -onların güzellikleri hoşuna gitse bile- helal olmaz. Elinin sahip olabilecekleri müstesna. Allah her şey üzerinde bir Rakîb'dir, her şeyi gözetlemektedir. 33. sure (AHZÂB) 49-52. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
Ey iman sahipleri! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eğer onların mümin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere döndürmeyin. Ne bu mümin kadınlar o kâfirlere helaldir ne de o kâfirler bunlara helaldir. Bu kadınlar için harcadıklarını o kâfirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, bu kadınları nikâhlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kâfirlerin iffet ve nikâhlarına yapışmayın. Kâfirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mümin kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah'ın hepinize buyruğudur. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir. 60. sure (MÜMTEHİNE) 10. ayet (Resmi: 60/İniş:111/Alfabetik:71) 


(10) Kadınlar, Hayvan Sularken Hz. Musa'nın Görüp Yardım Ettiği (Sonrasında Biriyle Evlendiği):

Medyen suyuna ulaştığında, su başında halktan bir grup gördü. Hayvanlarını suluyorlardı. Biraz ötelerinde çekingen bir halde duran iki kadın fark etti. "Derdiniz nedir?" dedi. "Şu çobanlar çekilip gidinceye kadar biz hayvanlarımızı sulamayız. Üstelik babamız da ileri yaşta bir ihtiyardır." dediler. Bunun üzerine Mûsa, onların sulama işini yaptı. Sonra gölgeye çekilip şöyle dedi: "Rabbim, bana indireceğin her nimeti bekleyen bir çaresizim." Tam o sırada kadınlardan biri, utangaç bir tavırla yürüyerek ona geldi. Dedi: "Babam, bizim için yaptığın sulamaya karşılık sana bir şeyler vermek üzere seni çağırıyor." Mûsa gelip ihtiyara hikâyeyi anlatınca, o dedi ki: "Korkma, artık zalimler topluluğundan kurtuldun." Kadınlardan biri şöyle dedi: "Babacığım, ücretle tut onu. Her halde ücretle çalıştırdıklarının en hayırlısı olacak; güçlü, güvenilir biri." 28. sure (KASAS) 23-26. ayet (Resmi: 28/İniş:49/Alfabetik:53) 

(11) Kadınlar, Zayıf ve Güçsüz, Mazlum ve Çaresiz Olanlar

Size ne oluyor da Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz bizi, halkı zulme sapmış şu kentten çıkar; katından bize bir dost gönder, katından bize bir yardımcı gönder!" diye yakaran mazlum ve çaresiz erkekler, kadınlar, yavrular için savaşmıyorsunuz! 4. sure (NİSA) 75. ayet (Resmi: 4/İniş:98/ Alfabetik:82)

Kadınlardan, erkeklerden, yavrulardan hiçbiri beceri gösteremeyen, hiçbir yol bulamayanların durumu farklıdır. 4. sure (NİSA) 98. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

(12) Kadınlar, Kazandıklarından Bir Pay Vardır

Allah'ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin! Allah, her şeyi iyice bilmektedir. 4. sure (NİSA) 32. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

(13) Kadınlar, Erkeklerle Karşılaştırıldığında Hakları

Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç âdet ve temizlenme süresi beklerler. Eğer Allah'a ve âhıret gününe inanmakta iseler, Allah'ın onların rahimlerinde yarattığını saklamaları kendilerine helal olmaz. Kocaları, bu süre içinde herhangi bir şekilde barışmak isterlerse eşlerini geri almaya herkesten daha çok hak sahibidirler. Kadınların, örfe uygun biçimde, sorumluluklarına benzer hakları da vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 2. sure (BAKARA) 228. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Rableri onlara cevap verdi: "Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım." Allah katındandır karşılıkların en güzeli. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 195. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Ey iman edenler! Kadınlara, zor ve baskı kullanarak mirasçı olmanız size helal olmaz. Kendilerine vermiş bulunduğunuz şeylerin bir kısmını çarpıp götürmek için onları sıkıştırmanız da helal değildir. Kanıta bağlanmış bir fuhuş yapmaları hali müstesna. Onlarla iyi ve güzel geçinin. Onlardan tiksindinizse olabilir ki, siz bir şeyi çirkin bulursunuz da Allah, ona çok hayır koymuş olur. 4. sure (NİSA) 19. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür. 4. sure (NİSA) 34. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Senden kadınlar hakkında fetva soruyorlar. De ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor." Yazılmış hakları olanı kendilerine vermeyip de kendileriyle nikâhlanmak istediğiniz kadınların yetimleri hakkında, ezilip horlanan çocuklar hakkında, yetimler için adaleti yerine getirmeniz hakkında. Kitap'ta olup da yüzünüze karşı okunan şeyler var. Hayır olarak yaptığınız her şeyi Allah, hakkıyla bilmektedir. 4. sure (NİSA) 127. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Şunu da söylediler: "Şu hayvanların karınlarındakiler erkeklerimize özgülenmiştir; kadınlarımıza haramdır. Yavru ölü doğarsa kadın-erkek hepsi onda hak sahibidir." Bu nitelendirmeleri yüzünden Allah cezalarını verecektir. Hakîm'dir O, Alîm'dir. 6. sure (EN'ÂM) 139. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Artık nikâh arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların, süslerini göstermek için ortalıkta dolaşmamaları şartıyla dış giysilerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama sakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah, herşeyi işitir, her şeyi bilir. 24. sure (NÛR) 60. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Peygamber'in hanımlarına; babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetindeki kadınlar ve anlaşmalarıyla sahip olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur. Allah'tan korkun, ey Peygamber hanımları! Kuşkusuz, Allah her şeye tanıklık etmektedir. 33. sure (AHZÂB) 55. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

(14) Kadınlar, Cennetteki

Bunlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine kurulacaklar. O ne güzel karşılık, o ne güzel dayanak! 18. sure (KEHF) 31. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

İnce ipekten, parlak atlastan giymiş olarak, karşılıklı oturmaktadırlar. 44. sure (DUHÂN) 53. ayet (Resmi: 44/İniş:64/Alfabetik:19)


Üzerlerinde yeşil ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir. 76. sure (İNSÂN) 21. ayet (Resmi: 76/İniş:90/Alfabetik:43)


RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal


Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal 


13 Eylül 2016 Salı

AHMET AKYOL'DAN BİR BAYRAM YAZISI: GEÇMİŞİ SİLİNENLERDENİM


CAN KARDEŞİM, GÖNÜL DOSTUM, 1965 KHO. DEVREMİZİN YÜZ AKLARINDAN, SEVGİLİ AHMET AKYOL’UN, “BÜYÜK RESMİN TAMAMINI GÖSTEREN” VE HEPİMİZİN DUYGULARINA TERCÜMAN OLAN BU HÜZÜNLÜ BAYRAM YAZISINI, “ALLAH’TAN BAŞKA HİÇ KİMSENİN VE HİÇBİR GÜCÜN, GÖNÜLLERDE OLANI SİLEMEYECEĞİ İNANCIMI VURGULAYARAK”,  DİKKAT VE DEĞERLENDİRMENİZE SUNARIM

M. KEMAL ADAL




BİR BAYRAM YAZISI

Ahmet Akyol
12 Eylül 2016

GEÇMİŞİ SİLİNENLERDENİM

İstanbul, Ortaköy’ de, tamamı ahşap ve iki katlı cumbalı evlerle dolu Cudiefendi Sokak’ ta, eski bir Osmanlı evinin başodasında doğmuşum.

Bu ev yıkıldı; yerine 5 katlı bir beton yığını dikildi. Bina, Boğaziçi Köprüsü’ nden geçerken görünüyor ama ben o çirkin yapıyı görmemek için diğer tarafa bakıyorum.

Okula, babamın görev yerine yakınlığından dolayı, İstanbul, Kartal, Soğanlıköy İlkokulu’ nda başladım. “Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım” diye başlayan andımızı ilk kez burada Türk Bayrağı’nın önünde söylemeyi öğrendim.

Tüm dünyada örnekleri olmasına rağmen, nedense bu ant birkaç sene önce kaldırıldı.

Öğretmenimiz Malike DÖNMEZ idi. İlkokul birinci sınıfta bize ATATÜRK’ ü ve yaptıklarını, bu ülkeyi nasıl kazandırdığını, anlatırdı. ATATÜRK’ ün naaşının 10 Kasım 1953 günü Etnografya Müzesi’ nden Anıtkabir’ e nakledilişi, radyodan canlı yayınlanmış, Malike öğretmenim sınıfa getirdiği küçük bir radyoda yayını bize yaşlı gözlerle dinletmişti.

Malike öğretmenim vefat etti, Allah rahmet eylesin, okulumuz da yıkıldı, artık yok.

İlkokul 3 ncü sınıfa Erzincan’ da İnönü İlkokulu’ nda başladım. Okul, Trabzon Caddesi kenarında, Orduevi’ nin karşısındaydı. Okul, kerpiçten çok eski bir binaydı. Hemen yanında da Kurtuluş İlkokulu vardı.

Trabzon Caddesi’ nin adı değişti, İnönü İlkokulu da tamamen yıkıldı. Tabi Kurtuluş İlkokulu da…

Muhabere Astsubayı olan babam, göreve gönderildiği Güneydoğu’ da çok genç yaşta vefat etti; biz, annem ve üç kardeş, Ortaköy’ e anneanneme sığındık.

Ortaokula Boğaz kıyısındaki Gaziosmanpaşa Ortaokulu’ nda başladım. Eski bir saray olan okulun duvarları ve tavanı manda derisiyle kaplıydı; o kadar güzel resimlerle süslüydü ki, bakmaya doyamazdım. Bu okulda Orta 1 ve Orta 2’ yi okudum.

Gaziosmanpaşa Ortaokulu, yıllar sonra, 13 Temmuz 2002’de tamamen yandı. Yangın sigortadan çıkmış (!) Bahçesi uzun süre otopark olarak kullanıldı, şimdilerde galiba otel olacakmış!

1959 yılında, o yıl açılan Selimiye Askeri Orta Okulu’na gittim; 1960 yılında 3 ncü sınıftan mezun oldum. Okulun ilk mezunlarındanım. Anadolu’ nun dört bir yanından gelen, maddî durumları okumaya pek elverişli olmayan ailelerin çocukları için bu okul, yeni bir hayata umutla atılmanın ilk adımıydı. Askerliği bu okulda iyice benimsedim. Küçük yaşta yatılı okuduğum için, aileme bağlılığım arttı. 

Amirlere itaati, büyüklere saygıyı, selâm vermeyi, öğretmen gelirken kenara çekilip saygıyla yol vermeyi, büyüklerin yanında yüksek sesle konuşulmaması gerektiğini, ATATÜRK, vatan- millet ve bayrak sevgisini o küçücük yaşımda zihnime kazıdım; benim için yaşam biçimi oldu.

Bu okul, birkaç sene sonra tamamen kapatıldı. Neden açıldı, neden kapatıldı, hâlâ anlayabilmiş değilim!

1960 yılında Selimiye Askeri Ortaokulu’ ndan mezun olunca, Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ ne gönderildim. Okuldan mezun olanlar Kuleli, Erzincan ve Bursa askerî liselerinden birine gönderiliyordu, benim şansıma da Bursa çıkmış. Işıklar Askeri Lisesi tarihî bir okuldu, muhteşemdi. 1961 yılında bu okulun birinci sınıfından mezun oldum. Mezuniyet töreninden önce bizi askeri kampa götürdüler. Spor, küçük çaplı ve basit askerî eğitimler yaptık. Yaklaşık bir ay kadar süren kampın sonunda, bir meydanda toplandık. Okul komutanımız çok duygusal bir konuşma yaptı. Sonra hep bir ağızdan “Ey Vatan Gözyaşların Dinsin, Yetiştik Biz” diye bir marş söyledik, hepimiz ağlıyorduk. Neden diyeceksiniz, okulumuz kapanmıştı da ondan! O zamanlar (Yıl: 1961, askerî darbenin en güçlü olduğu yıllar) aramızda bir söylence dolaşıyordu, “Bursa’ da askerî okul istenmiyormuş” diye!

Işıklar Askeri Lisesi, 1961 yılında kapandıktan uzun yıllar sonra “Işıklar Askerî Hava Lisesi” olarak yeniden açıldı ama 2016 yılındaki o uğursuz prematüre darbe girişimi görünümlü terör eylemini müteakip tamamen kapatıldı. Demek, okul yani o muhteşem tarihî taş bina suçluymuş(!)

1961 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesi öğrencileri ikiye ayrıldı; öğrencilerin yarısı İstanbul’ da Kuleli Askeri Lisesi’ ne, diğer yarısı da Erzincan Askeri Lisesi’ ne gönderildi.

Ben de Kuleli Askeri Lisesi ne gidenler arasındaydım.

Lise2 ve Lise 3’ ü Kuleli Askerî Lisesi’ nde okudum. Bu okuldan 1963 yılında mezun oldum. Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Genelkurmay Başkanları, Kuvvet Komutanları, sanatçılar, bilim adamları yetiştiren bu okulda okumaktan ve “Kuleli Mezunu” olmaktan gurur duyuyorum. Lise öğrencisiyken, sırtımda Kuleli Askeri Lisesi formasıyla, Dolmabahçe stadyumunda yapılan atletizm yarışmalarında yer almanın verdiği heyecan ve hazzı hâlâ hissederim. O stadyumda Cahit ÖNEL, Muharrem DALKILIÇ, Gürkan ÇEVİK ile aynı havayı teneffüs etmenin ne olduğunu, bilenler bilir. Sevgili Ekrem ANAR ile beraber yarıştığımız son koşuyu hâlâ zevkle hatırlarım.

Kuleli Askeri Lisesi denince aklıma ilk gelen hatıralardan biri de, diploma töreniyle ilgili. O gün, diplomaları ailelerimizin ve komutanlarımızın huzurunda alacaktık. Son Sınıf Subayı, bize hitaben bir konuşma yaptı ve konuşmaya aynen şöyle başladı:

“Evlâtlarım, sakın özür dilemeyin!” Biz de aileler de hepimiz şok yaşadık, okulun iç bahçesinde büyük bir sessizlik oldu. Sınıf Subayı, sonra şöyle devam etti,” Yani, demek istiyorum ki, sonradan özür dileyecek bir iş yapmayın. Elinizde olmayan bir nedenle olumsuz bir gelişme olmuşsa, hemen özür dileyin ve hatanızı düzeltin.” Konuşmanın bundan sonrasını hiç hatırlamıyorum.

Benim hayatımda çok derin izler bırakan, Kuruluşu uzun yıllar öncesine giden, her taşından tarih fışkıran bu okul, kısa bir süre önce, okula sınav soruları çalınarak bazı öğrenciler yerleştirildiği için, tamamen kapatıldı. Yani, sınav sorularını çalarak okula yandaşlarını sokanlar değil de tarihî okul suçlu bulundu! O taş duvarlar, o tarihî bina yani… Gözden kaçmasın, bu okulda yandaş olunmamış, okula yandaşlar sokulmuş! Bazı öğrenciler, daha askerî liselere girmeden önce millî değerlere ters ve düşman olan farklı bir ideoloji ve doktrinle donatılarak okula yerleştirilmiş.

Kuleli Askeri Lisesi’ nden Ankara’ da Kara Harp Okulu’ na gittim. Mekteb-i Harbiye’ yi izaha ne gerek var?

Mekteb-i Harbiye işte!

Bakın ne diyor bu okulun marşı: 

“Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.” (nigâhban= bekçi)

Dünyada her ülkede, o ülkenin temelini subaylar oluşturur. Subay eğitimi, basit bir üniversite eğitimi değildir. Subay eğitimi, teorik ve uygulamalı eğitimin yanında millî tabanlı bir ideoloji ve doktrine dayanır.

Mezunu olmakla onur duyduğum bu okul da kısa bir süre önce kapatıldı!

Okuduğum ve mezun olduğum tüm askerî okulların kapatılması, bende çok derin yaralar açtı. Askerî okullar olmasaydı, ben okuyamazdım, ya da istediğim okullarda okuyamazdım. Okullarımın kapatılması benim tüm aidiyet duygumu yok etti. 

Köklerim kesildi, geçmişim silindi, köksüz devşirmelere döndüm.

Bilerek ya da bilmeyerek, ordunun ve de özellikle subayların itibarlarının zedelenmesi, ağrıma gidiyor; içimdeki acı azalacağına giderek artıyor.

Görev yaptığım yerlere gelince…

İlk görev yerim, Erzurum’ da 490 Sahra Roket Taburu’ ydu. Tam mevcutlu muhteşem bir taburdu, bir süre sonra bu tabur lağvedildi.

Güney illerimizden birindeki bir Mekanize Tugay’ ın Topçu Alayı’ na tayin edildim. Bu tugay, bir süre sonra Zırhlı Tugay’a dönüştü, Topçu Alayı kaldırıldı, yeni bir teşkilâtlanmaya gidildi.

Sınavları kazanarak Kara Harp Akademisi’ ne girdim. Bu akademiye girmek de zordur, okumak da, okulu bitirmek de… Mezun oldum, Kurmay oldum. Ne var ki, bu okul da kısa bir süre önce kapatıldı, İNANAMADIM, HALEN DE İNANAMIYORUM!

Trakya’ ya bir birliğe Tabur Komutanı olarak gittim; görevimi tamamladıktan sonra ayrıldığım birliğim komple lağvedildi. (Aklımdayken sorayım: Kore Savaşı’ nın sancağı madalyalı kahraman 241 nci Piyade Alayı nerede acaba?)

Silâhlı Kuvvetler Akademisi’ ne gittim, kısa bir süre önce o da kapatıldı.

4 seneye yakın Kurmay Başkanlığını yaptığım ( kuruluşunda şehrin yerleşim alanlarının oldukça dışında konuşlandırılan) Zırhlı Tugay, çok kısa bir süre önce, şehrin içinde kaldığı için, bulunduğu yerden çıkarıldı.

Hani insan kendini bir yere ait hisseder ya! Ben artık bu aidiyet duygusunu kaybettim, mutlu olmak içimden gelmiyor!

Gönlümün kırıklığını anlatabilecek kelime var mı, bilmiyorum, bulsam kullanacağım.

Kafamı kaldırıp etrafa bakınıyorum.

Bir ülkenin ulusal bayramlarının önemi ortadadır, bunu açıklamaya kalkmak bile insana utanç veriyor.

Ne var ki, ulusal etkinlikler, (herhalde tesadüftür) her seferinde bir bahaneyle erteleniyor.

Gazete okudum, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ ni açan, Kurtuluş Savaşı’ nı veren, Cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Mareşal üniformalı resmi bile, TBMM için fazla ve gereksiz bulunmuş.

Yıllar önce, Büyük Ortadoğu Projesi’ nin ne olduğunu anladığım an, “Eyvah” dedim, “ Amerika, ne yapıp edip bizi Suriye’ ye sokacak!”

(Son durum: Arka arkaya şehit haberleri geliyor!)

Türkiye, benim için 50 yıl öncesinden çok farklı!

Büyüklerim, dostlarım, arkadaşlarım, tesadüfen de olsa bu satırlara göz atanlar,
Yazacak çok şey var da, elim gitmiyor.

Kısaca şöyle diyelim:

Her esen rüzgârın bir melodisi vardır, anlamak isteyen kulaklara çok önemli şeyler fısıldar. Ancak o melodinin ne söylediğini anlamak için, öncelikle o sese kulak vermek gerekir.

Derler ki, melekler, mutluluğu insanın içine saklamışlar; İçinizdeki o mutluluğu bulup çıkarmakta artık size kalmış!

Çok mu uzattım?

Haklısınız, artık yazıyı bitirelim!

Haa, bayram mı?

Doğru.

Bayram!

Ben bayram yazısından kaçıyorum, yazı beni kovalıyor!

Birlik ve beraberliğimiz hiç bozulmasın!      

Sevgiyle, mutlulukla, huzurla, barışla, güvenle kalın, e mi?

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 12 Eylül 2016)

Ahmet AKYOL   
                       

ERKEKLER



İNSAN  


 1. 
 İNSANIN YARATILIŞI -4


d) Erkekler


(1) Erkekler, Genel

Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bildiği halde- şöyle dedi: "Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum." 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 36. ayet (Resmi: 3/İniş:94/ Alfabetik:7)

Rableri onlara cevap verdi: "Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım." Allah katındandır karşılıkların en güzeli. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 195. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah'tan bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir. 4. sure (NİSA) 11. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Allah'ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin! Allah, her şeyi iyice bilmektedir. 4. sure (NİSA) 32. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür. 4. sure (NİSA) 34. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Erkek veya kadın, inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işler yapanlar cennete gireceklerdir. Ve zerre kadar zulme uğratılmayacaklardır. 4. sure (NİSA) 124. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Fetva istiyorlar senden. De ki: "Allah size, ana-babasız ve çocuksuz kişi hakkında şöyle fetva veriyor: 'Çocuğu olmayan, bir kız kardeşi bulunan kişi öldüğünde, onun terekesinin yarısı kız kardeşindir. Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kız kardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur. Eğer ölenin iki kız kardeşi varsa terekenin üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar, kadın-erkek, birçok kardeşlerse bu durumda erkek kardeşe, iki kız kardeşin payı kadar verilir.' Allah size açık-seçik bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her şeyi gereğince bilmektedir. 4. sure (NİSA) 176. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 5. sure (MÂİDE) 38. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Allah ne bahîre yapmıştır ne sâibe ne vasîle ne de hâm. Ne var ki küfre sapanlar yalan uydurarak Allah'a iftira ediyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar. 5. sure (MÂİDE) 103. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)

Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden de iki. De ki "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığını mı? Eğer doğru sözlü iseniz bana ilimle haber verin." 6. sure (EN'ÂM) 143. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız. 16. sure (NAHL) 97. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

"Âlemlerin içinden erkeklere gidiyor da, 26. sure (ŞUARA) 165. ayet (Resmi: 26/İniş:47/ Alfabetik:94)

"Kötü bir iş yapan, sadece yaptığı kadarıyla cezalandırılır. Erkek ve kadından mümin olarak iyi bir iş yapana gelince, işte böyleleri cennete girerler ve orada hesapsız bir biçimde rızıklandırılırlar." 40. sure (MÜ'MİN) 40. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Yahut onları erkekler ve dişiler halinde çift verir. Dilediğini de kısır yapar. O'dur bilen, O'dur güç yetiren. 42. sure (ŞÛRÂ) 50. ayet (Resmi: 42/İniş:62/Alfabetik:95)

Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. 49. sure (HUCURÂT) 13. ayet (Resmi: 49/İniş:105/Alfabetik:37)

Hiç kuşkusuz, iki çifti, erkeği ve dişiyi yaratan O'dur; 53. sure (NECM) 45. ayet (Resmi: 53/İniş:23/Alfabetik:80)
 
Nihayet ondan iki çifti, erkeği ve dişiyi vücuda getirdi. 75. sure (KIYÂMET) 39. ayet (Resmi: 75/İniş:31/Alfabetik:56)

Sizleri çiftler olarak yarattık. 78. sure (NEBE) 8. ayet (Resmi: 78/İniş:80/Alfabetik:79)

Yemin olsun erkeği de dişiyi de yaratana, 92. sure (LEYL) 3. ayet (Resmi: 92/İniş:9/Alfabetik:58)

 (2) Erkekler, Erkek ve Dişi-Çift

Yahut onları erkekler ve dişiler halinde çift verir. Dilediğini de kısır yapar. O'dur bilen, O'dur güç yetiren. 42. sure (ŞÛRÂ) 50. ayet (Resmi: 42/İniş:62/Alfabetik:95)

Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. 49. sure (HUCURÂT) 13. ayet (Resmi: 49/İniş:105/Alfabetik:37)

Hiç kuşkusuz, iki çifti, erkeği ve dişiyi yaratan O'dur; 53. sure (NECM) 45. ayet (Resmi: 53/İniş:23/Alfabetik:80)
 
Nihayet ondan iki çifti, erkeği ve dişiyi vücuda getirdi. 75. sure (KIYÂMET) 39. ayet (Resmi: 75/İniş:31/Alfabetik:56)

Sizleri çiftler olarak yarattık. 78. sure (NEBE) 8. ayet (Resmi: 78/İniş:80/Alfabetik:79)

Yemin olsun erkeği de dişiyi de yaratana, 92. sure (LEYL) 3. ayet (Resmi: 92/İniş:9/Alfabetik:58) 


RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal 


12 Eylül 2016 Pazartesi

2016 YILI KURBAN BAYRAMI KUTLAMASI



Türk Vatanında, Türk  bayrağı altında, yekpare bir üniter, ulus devlet olarak, milletçe hep bir arada, mutlu, sevgi dolu ve huzurlu bayramlar özlemi ile:

Başta Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Halaskar ​Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silâh arkadaşları olmak üzere, canları ve kanlarıyla bu toprakları vatan yapıp,​ bize emanet eden ve bu emaneti korumak için canlarını ve kanlarını feda eden tüm şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

 Allah'ın  aileniz ve sevdiklerinizle birlikte size, milletimize ve tüm inananlara nice huzurlu, güzel, aydınlık, bereketli, hayırlı bayramlar göstermesini; geçemeyeceğimiz sınavlar ile bizleri sınamamasını;

Zulme uğrayan tüm mazlum ve masumlar ile yakınlarına ve sevenlerine sabır ve tez zamanda selamet nasip etmesini;

Zalimlere "adaleti ile", mazlum ve mağdurlara da "merhameti ile" tecelli etmesini niyaz ediyorum.

Geleceğiniz mutlu ve yolunuz aydınlık, her şey her türlü şerden uzak ve gönlünüze göre güzel ve hayırlı olarak, 2016 KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU VE   ULUSUMUZUN DİRLİĞİNE, MAZLUMLARIN KURTULUŞUNA, İNSANLIĞIN HUZUR, BARIŞ VE HİDAYETİNE VESİLE OLSUN. 

İnşallah...

Lakin hepimiz tarafından açık ve şüphesiz bilinmelidir ki:

"Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur" (53 / NECM  / 39)

“…Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini / birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez…” (13 / RA'D /  11)

 Şu bir gerçek kiAllah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (4 / NİSA / 58)

“Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun çıkarmayın. Ürpererek ve ümit ederek dua edin O'na. Hiç kuşkusuz, Allah'ın rahmeti, Güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.” (7 / A’RAF / 56)


HUZURLU VE MUTLU NİCE BAYRAMLARA SELAMETLE…



M. Kemal Adal