İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

28 Ekim 2016 Cuma

ALLAH’IN KULLARI


V. İBADET


A.  ALLAH'A KULLUK - 2  


3. KULLAR


a) Genel olarak kulların durumu (Allah Kullarına –İnsan ve cin topluluklarına- Haber veriyor)


İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler. 14. sure (İBRÂHİM) 31. ayet (Resmi: 14/İniş:72/Alfabetik:40)

 "Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç / kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna." 15. sure (HİCR) 42. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)

 Haber ver kullarıma: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, Gafûr ve Rahîm. 15. sure (HİCR) 49. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)

Göklerde ve yerde bulunan herkes, Rahman'a kul olarak gelecektir. 19. sure (MERYEM) 93. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)

 Eğer nankörlüğe saparsanız şu bir gerçek ki, Allah size muhtaç olmayacak bir Gani'dir. O, kulları için inkar ve nankörlüğe razı olmaz. Eğer şükrederseniz bunu sizin için rızasına uygun bulur. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, işlemiş olduklarınızı haber verecektir. O, göğüslerin saklamakta olduklarını çok iyi bilir. 39. sure (ZÜMER) 7. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın toprağı / yeryüzü geniştir. Sadece sabredenlere, ücretleri hesapsız ödenecektir." 39. sure (ZÜMER) 10. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

Onların üstlerinde ateşten gölgeler, altlarında da gölgeler vardır. İşte Allah, kullarını bundan korkmaya çağırıyor. "Ey kullarım, benden korkun!" 39. sure (ZÜMER) 16. ayet (Resmi: 39/İniş:59/ Alfabetik:114)

b) İman eden / inanan (mümin) ve salih amelli / iyi (müslim) kullar. (Allah kullarına çok yakındır.  Onları işitir, görür, bilir ve onlara cevap/karşılık verir)


Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karîb'im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler. 2. sure (BAKARA) 186. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

 De ki: "Bu sayılanlardan daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'tan bir hoşnutluk olacaktır. Allah, kulları en iyi biçimde görmektedir." 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 15. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Seninle kanıt yarıştırmaya girerlerse şöyle söyle: "Ben yüzümü Allah'a teslim ettim. Bana uyanlar da." Kitap verilenlerle ümmîlere de sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa doğruya ve güzele kılavuzlanmışlardır. Yüz çevirirlerse sana düşen sadece tebliğ etmektir. Allah, kullarını görmektedir. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 20. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Bilmediler mi ki, Allah'tır kullarından o tövbeyi kabul eden, o sadakaları alan. Ve Allah'tır, O Tevvâb, O Rahîm... 9. sure (TEVBE) 104. ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)

Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı. 12. sure (YÛSUF) 24. ayet (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

"İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna." 15. sure (HİCR) 40. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)

"Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç / kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna." 15. sure (HİCR) 42. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)

"Kuşkusuz, benim kullarım üzerinde senin hiçbir sultan olmayacaktır." Vekil olarak Rabbin yeter. 17. sure (İSRÂ) 65. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Kullarımdan bir zümre "Rabbimiz, inandık; affet bizi, acı bize, sen merhametlilerin en hayırlısısın" diyorken, 23. sure (MÜ'MİNÛN) 109. ayet (Resmi: 23/İniş:74/Alfabetik:70)

İçinizden bekârları / dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vâsi'dir, Alîm'dir. 24. sure (NÛR) 32. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "selam" derler. 25. sure (FURKÂN) 63. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

Onlar, önlerinde ve arkalarında, gökten ve yerden neler var, görmediler mi? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Hiç kuşkusuz, bütün bunlarda Allah'a yönelen her kul için mutlak bir ibret vardır. 34. sure (SEBE') 9. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)

Aynı şekilde, insanlardan, hayvanlardan, davarlardan da çeşitli renklerde olanlar var. Kulları içinde Allah'tan ancak bilginler ürperir. Allah Azîz'dir, Gafûr'dur. 35. sure (FATIR) 28. ayet (Resmi: 35/İniş:43/Alfabetik:24)

Allah'ın içtenliğe erdirilmiş temiz kulları başkadır. 37. sure (SÂFFÂT) 40. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Ancak Allah'ın samimi, temiz kulları kurtuldu. 37. sure (SÂFFÂT) 74. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Allah'ın samimi, seçkin kulları müstesna. 37. sure (SÂFFÂT) 128. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

"İçlerinden sadece samimi, seçkin kullar dışta kalacaktır." 38. sure (SÂD) 83. ayet (Resmi: 38/İniş:38/ Alfabetik:88)

Allah, küfre sapanlarla ilgili olarak Nûh'un karısı ile Lût'un karısını örnek verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki barışçı kulun nikâhı altında idiler, onlara hıyanet ettiler de eşleri, Allah'tan onlara gelecek olanı hiçbir şeyle geri çeviremediler. Şöyle dendi onlara: "Girin ateşe diğer gireceklerle birlikte!" 66. sure (TAHRÎM) 10. ayet (Resmi: 66/İniş:106/Alfabetik:97)

Allah'ın kulu kalkmış O'na yakarırken, onlar onun üzerine keçeleşir gibi üşüşüyorlardı. 72. sure (CİN) 19. ayet (Resmi: 72/İniş:40/Alfabetik:16)

Bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler ve onu fışkırtarak akıtırlar. 76. sure (İNSÂN) 6. ayet (Resmi: 76/İniş:90/Alfabetik:43)

Gir kullarımın arasına! 89. sure (FECR) 29. ayet (Resmi: 89/İniş:10/Alfabetik:25)

c) Lütuflandırılmış / seçkin kullar


"Rahman çocuk edindi" dediler. Hâşâ, bundan arınmıştır O! Onlar, lütuflandırılmış kullardır. 21. sure (ENBİYÂ) 26. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

d) Peygamberler ki hepsi Allah’ın İnanan kullarıdır ve onlara indirilen Kitaplar,  Allah'ın hidayeti /kılavuzlamasıdır, bütün kullar için Hak /Doğru yol rehberidir


Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin! Allah dışındaki destekçilerinizi / tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru sözlü kişilerseniz... 2. sure (BAKARA) 23. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Allah'ın yol göstermesidir bu. Kullarından dilediğini bununla iletir iyiye ve güzele. Eğer onlar şirke bulaşsalardı yapıp ettikleri kendilerine yararsız hale gelirdi. 6. sure (EN'ÂM) 88. ayet (Resmi: 6/İniş:55/ Alfabetik:20)

Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler." 14. sure (İBRÂHİM) 11. ayet (Resmi: 14/İniş:72/Alfabetik:40)

Bütün varlıkların tespihi o kudretdir ki, ayetlerimizden bazılarını kendisine gösterelim/kendisini ayetlerimizden bir parça olarak gösterelim diye kulunu, gecenin birinde Mescit-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya yürütmüştür. Hiç kuşkusuz, O'dur Semî' ve Basîr. 17. sure (İSRÂ) 1. ayet (Resmi: 17/İniş:50/ Alfabetik:46)

Ey Nûh ile beraber taşıdığımız kişilerin soyu! Gerçek şu ki, Nûh çok şükreden bir kuldu. 17. sure (İSRÂ) 3. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik. 18. sure (KEHF) 65. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

Rabbinin rahmetinin, Zekeriyya kuluna anılışıdır bu... 19. sure (MERYEM) 2. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)
Sabi dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı." 19. sure (MERYEM) 30. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)

 Yemin olsun, Mûsa'ya şöyle vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüt! Denizde onlar için kuru bir yol aç! Size yetişecekler diye korkma, endişelenme.!" 20. sure (TÂHÂ) 77. ayet (Resmi: 20/İniş:45/Alfabetik:96)

Mûsa'ya şunu vahyettik: Kullarımı geceleyin yola çıkar. Mutlaka peşinize takılacaklar. 26. sure (ŞUARA) 52. ayet (Resmi: 26/İniş:47/Alfabetik:94)

Yemin olsun, biz, Davûd'a da Süleyman'a da bir ilim verdik. Onlar şöyle dediler: "Bizi, mümin kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun." 27. sure (NEML) 15. ayet (Resmi: 27/İniş:48/ Alfabetik:81)

O, (Nuh)  bizim inanan kullarımızdandı. 37. sure (SÂFFÂT) 81. ayet (Resmi: 37/İniş:56/ Alfabetik:90)

O (İbrahim) da bizim inanan kullarımızdandı. Biz ona, hayrı ve barışı sevenlerden bir peygamber olan İshak'ı müjdeledik. Ona da İshak'a da bereketler lütfettik. Onların zürriyetlerinden iyi düşünüp iyi davranan da var, öz benliğine açıkça zulmeden de var. Yemin olsun, biz Mûsa ve Hârun'a da lütufta bulunduk. Onları ve toplumlarını büyük sıkıntıdan kurtardık. Onlara yardım ettik de galip gelenler kendileri oldular. Onlara, açık seçik bilgi sunan Kitap'ı verdik. Her ikisini dosdoğru yola kılavuzladık. Sonradan gelenler içinde, her ikisini hatırlatan bir şey bıraktık. Selam olsun Mûsa'ya ve Hârun'a! Güzel düşünüp güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz! O ikisi de bizim inanan kullarımızdandı. 37. sure (SÂFFÂT) 111-122. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Bizim inanan kullarımızdandı o (İlyas). 37. sure (SÂFFÂT) 132. ayet (Resmi: 37/İniş:56/ Alfabetik:90)

Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davûd'u an! O, tespih nağmeleri döktüren bir kul idi. 38. sure (SÂD) 17. ayet (Resmi: 38/İniş:38/Alfabetik:88)

Davûd'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kul! Hep Allah'a sığınır, yakarırdı. 38. sure (SÂD) 30. ayet (Resmi: 38/İniş:38/Alfabetik:88)

Kulumuz Eyyûb'u da an! Hani, Rabbine şöyle seslenmişti: "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu." "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak bir yer, işte içilecek soğuk bir su!..." dedik. Ona bizden bir rahmet ve özü temizlere bir hatırlatma olarak, ailesini ve beraberlerinde, benzerlerini bağışladık. "Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o. Güçlü kuvvetli, bakış ve görüş sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an! 38. sure (SÂD) 41-45. ayet (Resmi: 38/İniş:38/Alfabetik:88)

Meryem'in oğlu, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek yaptığımız bir kuldu. 43. sure (ZUHRUF) 59. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini. 53. sure (NECM) 10. ayet (Resmi: 53/İniş:23/Alfabetik:80)

Onlardan önce Nûh kavmi yalanlamıştı. Yalanladılar kulumuzu ve "Mecnundur bu!" dediler. Ve durduruldu kulumuz. 54. sure (KAMER) 9. ayet (Resmi: 54/İniş:37/Alfabetik:52)

Allah'ın kulu kalkmış O'na yakarırken, onlar onun üzerine keçeleşir gibi üşüşüyorlardı. 72. sure (CİN) 19. ayet (Resmi: 72/İniş:40/Alfabetik:16)

e) Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter. Kulları aralarında ihtilafa /ayrılığa düştüğü konularda hüküm verici Allah'tır


Nûh'tan sonra da nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter. 17. sure (İSRÂ) 17. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

De ki: "Ey Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan, ey görülemeyeni ve görüleni bilen! Sen hüküm vereceksin kulların arasında, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında." 39. sure (ZÜMER) 46. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

f) Allah kullarına yeter. Tevekkül edenler O'na dayanıp güvenirler


Allah, kuluna Kafi değil mi, yetmiyor mu? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur. 39. sure (ZÜMER) 36. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, yemin olsun "Allah!" diyecekler. De onlara: "Peki Allah dışındaki yakardıklarınız hakkında ne diyorsunuz? Allah bana bir zarar vermek istese, O'nun vereceği zararı uzaklaştırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese, O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O'na dayanıp güvenirler." 39. sure (ZÜMER) 38. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

g) Kulların kulluğu / amelleri / yapması gerekenler (Dünya ve Ahirette, Kullar arasındaki ilişki)


Allah'a kulluk edin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetim ve öksüzlere, çaresizlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, size bağımlı olanlara iyi ve güzel davranın. Allah, kasılıp böbürlenen şımarıkları sevmez. 4. sure (NİSA) 36. ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)

Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar? 16. sure (NAHL) 71. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan yürüyeceğim yahut da seneler ve seneler harcayacağım." 18. sure (KEHF) 60. ayet (Resmi: 18/İniş:69/ Alfabetik:54)

Orayı geçtiklerinde Mûsa, genç arkadaşına dedi ki: "Hadi, getir şu sabah yemeğimizi. Vallahi bu yolculuğumuz yüzünden epey çektik." 18. sure (KEHF) 62. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını / ırzlarını korusunlar. Süslerini / ziynetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini / başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz! İçinizden bekârları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vâsi'dir, Alîm'dir. 24. sure (NÛR) 31-32. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: Sabah namazından önce, öğlen vaktinde elbiselerinizi çıkardığınızda, akşam kılınan namazdan sonra... Kaygılanacağınız üç vakittir bunlar. Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir. 24. sure (NÛR) 58. ayet (Resmi: 24/İniş:102/Alfabetik:84)

Size öz benliklerinizden bir örnek verdi: Ellerinizin altında bulunanlarda, size verdiğimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz ortaklarınız var mı? İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz. 30. sure (RÛM) 28. ayet (Resmi: 30/İniş:84/Alfabetik:87)

 Peygamber'in hanımlarına; babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetindeki kadınlar ve anlaşmalarıyla sahip olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur. Allah'tan korkun, ey Peygamber hanımları! Kuşkusuz, Allah her şeye tanıklık etmektedir. 33. sure (AHZÂB) 55. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)

Çevrelerinde, kendilerine özgülenmiş genç uşaklar dolaşır; sanki sedeflerinde saklı inciler. 52. sure (TÛR) 24. ayet (Resmi: 52/İniş:76/Alfabetik:106)

Gencecik uşaklar dolanır çevrelerinde. Sürekli hizmete adanmışlardır. 56. sure (VÂKIA) 17. ayet (Resmi: 56/İniş:46/Alfabetik:107)

Dolaşır çevrelerinde, sürekli görevlendirilmiş gençler. Görseydin onları, dizilmiş inciler sanırdın. 76. sure (İNSÂN) 19. ayet (Resmi: 76/İniş:90/Alfabetik:43)

h) Kullar, En güzel olan neyse onu söylesinler. Çünkü şeytan, yamukluk sokar. Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır


Kullarıma de ki: En güzel olan neyse onu söylesinler. Çünkü şeytan, aralarına yamukluk sokar. Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. 17. sure (İSRÂ) 53. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

i) Allah dışında yakardıklarınız /Allah'a ortak koşulanlar da sizin gibi kullardır


Allah dışında yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda haklıysanız, hadi çağırın onları da size cevap versinler. 7. sure (A'RAF) 194. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

Küfre sapanlar, beni bırakıp da kullarımı veliler edineceklerini mi sandılar. Biz cehennemi bir konuk evi olarak inkârcılar için hazırladık. 18. sure (KEHF) 102. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

"Rahman çocuk edindi" dediler. Hâşâ, bundan arınmıştır O! Onlar, lütuflandırılmış kullardır. 21. sure (ENBİYÂ) 26. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

Onları ve Allah dışındaki taptıklarını haşredeceği gün şöyle sorar: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar mı yoldan çıktılar?" 25. sure (FURKÂN) 17. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

Kullarından O'na bir pay çıkardılar/bir parça isnat ettiler. Hiç kuşkusuz, insan apaçık bir nankördür. 43. sure (ZUHRUF) 15. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

Rahman'ın kulları olan melekleri, dişiler saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar? Tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekilecekler. 43. sure (ZUHRUF) 19. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

j) Allah'a ortak koşulanlar da kulları saptırmaktan sorgulanırlar


Onları ve Allah dışındaki taptıklarını haşredeceği gün şöyle sorar: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar mı yoldan çıktılar?" 25. sure (FURKÂN) 17. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

"Çünkü eğer sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar ve kötülük üreten nankörden başkasını doğurmazlar." 71. sure (NÛH) 27. ayet (Resmi: 71/İniş:71/Alfabetik:83)

k) Allah kullarından dilediğine vahiy indirir


O Refî'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Rûh'u kullarından dilediğine indirir. 40. sure (MÜ'MİN) 15. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

l) Hiç kuşkusuz kullarına acıyan esirgeyen gerçek bağışlayıcı Allah'tır, Gafur, Rahman ve Rahim'dir


Haber ver kullarıma: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, Gafûr ve Rahîm. 15. sure (HİCR) 49. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)

Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: "Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden sakının!" 16. sure (NAHL) 2. ayet (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

Rahman'ın, kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetlerine girecekler. Kuşkusuz, O'nun vaadi yerine gelir. 19. sure (MERYEM) 61. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)

Yemin olsun, zikirden sonra Zebur'da şunu yazmıştık: Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım vâris olacaktır. 21. sure (ENBİYÂ) 105. ayet (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

Bunun üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve dedi: "Rabbim, bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkân ver. Ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven kullarının arasına sok." 27. sure (NEML) 19. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

De ki: "Hamd Allah'a, selam O'nun seçip yücelttiği kullarına! Allah mı hayırlı, yoksa onların ortak tuttukları mı?" 27. sure (NEML) 59. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Ey benim iman eden kullarım! Hiç kuşkusuz, benim yerkürem geniştir. O halde, yalnız bana kulluk/ibadet edin. 29. sure (ANKEBÛT) 56. ayet (Resmi: 29/İniş:85/Alfabetik:8)

Yemin olsun, daha önce ilk nesillerin çoğu da sapmıştı. Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik. Bir bak, nasıl oldu uyarılanların sonu! 37. sure (SÂFFÂT) 71-73. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın toprağı/yeryüzü geniştir. Sadece sabredenlere, ücretleri hesapsız ödenecektir." 39. sure (ZÜMER) 10. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

De ki: "Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafur, mutlak Rahim'dir." 39. sure (ZÜMER) 53. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

O Refî'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Rûh'u kullarından dilediğine indirir. 40. sure (MÜ'MİN) 15. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Allah, kullarına çok lütufkârdır; dilediğini rızıklandırır. O'dur en güçlü, O'dur en yüce... 42. sure (ŞÛRÂ) 19. ayet (Resmi: 42/İniş:62/Alfabetik:95)

Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder. 42. sure (ŞÛRÂ) 23. ayet (Resmi: 42/İniş:62/ Alfabetik:95)

"Ey kullarım! Bugün size korku yok; sizler tasalanmayacaksınız da! 43. sure (ZUHRUF) 68. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

Gir kullarımın arasına! 89. sure (FECR) 29. ayet (Resmi: 89/İniş:10/Alfabetik:25)

m) Peygamberler de Allah'ın kullarıdır, Kullarına kitap indiren ve iyi kullarını Kitap'a varis/mirasçı kılan Allah'tır


Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin! Allah dışındaki destekçilerinizi / tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru sözlü kişilerseniz... 2. sure (BAKARA) 23. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Doğru ile yanlışın ayrılış günü, iki topluluğun karşılaştığı gün, kulumuza indirmiş olduğumuza inanıyorsanız şunu bilin: Ganimet/kazanç olarak elde ettiğiniz şeylerin beşte biri Allah'a, resule, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışa aittir. Allah her şeye kadirdir. 8. sure (ENFÂL) 41. ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)

Hamd o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi. 18. sure (KEHF) 1. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

Şanı yücedir o kudretin ki; gökte burçlar yarattı, orada bir kandil ve ışık yansıtıcı bir ay oluşturdu. 25. sure (FURKÂN) 61. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)

Sonra, kullarımız arasından seçtiklerimizi Kitap'a mirasçı kıldık. İçlerinden öz nefsine zulmeden var. Orta yolda gideni var. Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçeni var. İşte bu, büyük lütfun ta kendisidir.    35. sure (FATIR) 32. ayet (Resmi: 35/İniş:43/Alfabetik:24)

Yemin olsun, elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz hükümleşmişti: 37. sure (SÂFFÂT) 171. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

O Refî'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Rûh'u kullarından dilediğine indirir. 40. sure (MÜ'MİN) 15. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini. 53. sure (NECM) 10. ayet (Resmi: 53/İniş:23/Alfabetik:80)

O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine, gerçeği apaçık gösteren ayetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir. 57. sure (HADÎD) 9. ayet (Resmi: 57/İniş:112/Alfabetik:33)


RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal 




27 Ekim 2016 Perşembe

VATAN TAPUSU BİLİNÇLİ PAYDAŞLARINDIR


Prof. Dr. 
Sadık K. Tural 

                        “Türklerin vatan sevgisiyle dolu göğüsleri,
                          düşmanların lânetlenmeye lâyık ihtiraslarına karşı,
                         dâimâ demirden bir duvar gibi yükselecektir.” M. K. Atatürk

İnsan, sevme (sevgi, şefkat, merhamet) özelliği ile doğan, bu yapılandırıcıyı, sesine, sözlerine ve davranışına yansıtan tek varlıktır. Sevgi,  farklı ölçülerde, farklı zamanlarda , farklı varlıklara yöneltilen bir özel enerjidir.

Algı gücü, ilham zenginliği ölçüsünde belirginleşen çok özel sevgiyle oluşan yönelişlerin ilk dördü, Allah sevgisi, peygamber sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisidir. Bu dört sevginin her biri, zekâyı ayrı ayrı işleterek, akla, ruha ve bedene yeni konumlar kazandırıyor, yapılandırıyor.

İlk atalardan bugüne kadar var olagelen vatan sevgisi, bir coğrafyayı güzel, özel, değerli ve kutsal kabul etmekle temellenen, mensupluk ve sahiplik duygusudur.

Hemşehrilik, vatanseverliğin mahallî benlik sayabileceğimiz ilk tabakasıdır. Mahallî benlik veya kimlik, ilk ve doğal tabaka olarak kalmalı, yöreperestliğe , ilkel bir mensubiyet öfkesine, ayrışma şizofrenisine dönüştürülmemelidir.

Vatanseverlik, toplulukları benzeştirip, bütünleştiren güçlü bir benimsemedir. Vatanseverlik, ayrıştırma niyetli, ötekileştirme sonuçlu değerlendirmeleri geçersiz kılan, yüksek ve özel bir duyarlılıktır…

İnsanın diğer insanlarla benzeşmesi, sosyalleştirme süreçlerinin sonucudur. Gelenek, görenek ve ortak metinler ile inançlar, ‘ben’leri, ‘biz’ yapma işlevi taşımaktadır. Yasalar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler de, vatandaşların birbiriyle uyumlanmasını sağlamanın araçlarıdır. Ortak dileklerin, düşüncelerin ve hukukun oluşturduğu ortak payda, benzeşme ve bütünleşmeyi sağladığı oranda işlevlidir.

Her insan, liberal, kapitalist, sosyalist, nasyonalist, marksist, faşist, dinci veya taassupsuz dindar yahut mezhepçi, tarikatçİ, deist veyahut ateist adı verilen gruplardan birine mensup olabilir. Farklı sevgilerden doğan aitliklerin, taraftarlıkların, mensuplukların temelinde, yalnızlığı gideren benimsemeler, tepkiler ve hattâ öfkeler bulunabilmektedir. Bu, ‘izm’ damgalı benimseyiş ve davranış göstergelerini hazırlayan düşünce ve ideallerin her birinin taraftarları, diğerine öfke, hattâ kin duyabilmektedir. Öfkeli gruplar, oluşumlarının veya devamlılıklarının, ötekine ilgi ve sevgi duymamaktan geçtiğini sanıyorlar. Her türden grupların mensupları, tarihe bakışta az çok benzeşebilmektedir. Uzak atalara saygı ve tarihe ilgi ve sevgi konularında, benzeşen düşünce sahipliği, çok  anlamlı bir göstergedir.

Türklerin, eski inancı olan tek tanrılı kamlık dininde, toprağın, suyun, evin, dağın, ağacın, ormanın, gölün, nehrin birer ruhu var idi. Ocağın ruhu denilen gizemli güç, evlilikle oluşan birlikteliği iç ve dış olumsuzluklara karşı koruyor idi. Özü, temiz insanların söyledikleri, ata ruhlarına ulaşabiliyor, dilekler gerçekleşebiliyor idi.

Kamlık dinindeki bu inanışlar, günümüzde, az çok yaşıyor denebilir: Evlere ocak’ demeyi sürdürüyoruz. Ocak ve / veya toprağa ait ruhlar, farklı şiddetteki elektrikleriyle, her insanı  vatan sevgisiyle donatırlar. Ortak paydası vatan, en büyük ortak böleni vatancılık olan bir benzeştiricilik, her yaştaki insanı sarıp sarmalar. Bir insan, bilgisi ve duyarlılığı oranında, vatanın bölünmezliği hükmünü, bilincine taşır.

Vatanseverlik, bir toprak parçasına ilişkin sahiplenme içgüdüsü de, bir ideoloji veya inanç sistemi de değildir. Vatan sevgisi, açıklanması kolay olmayan, fakat göstergeleriyle insana özel bir farkındalık ve kut verebilen, farklı bir enerjidir. Vatanını sevmek, her tür ideolojinin üstündedir; inançların ise, içindedir. Vatanseverlik, gerçek kahramanların iç kalesindeki sönmeyen ateş, özlerindeki közleri saklayan ocaktır.

Toprağın ruhuna saygısı ve vatana sevgisi olmayanın duyamayacağı bir çağrı var: Tarihin ruhunun, ataların ruhunun, toprağın ruhunun ortak çağrısı şu:

Vatan, keçeyle, kerpiçle, tuğlayla, taşla örüp, ev kurduğunuz, ocak tüttürdüğünüz; vatan, mezar / kabir kazıp ölülerinizi gömdüğünüz; vatan, ekip, dikip biçip, ürününü yeyip, hayvan otlattığınız; havasını, suyunu tükettiğiniz; vatan, anneniz kadar aziz, yavuklunuz kadar sevgili; vatan, özel kut ve sırları bulunan bir güzelliktir. Toprağın, ataların, tarihin ruhundan gelen çağrıları duyabilip ve uyabilirseniz, vatan sizin olacaktır.

Şu düşünce buluşma parolamız olmalı: Güçlü şahsiyetlerin yönlendirmeleriyle, özgürlüğü, adaleti, mutluluğu ve huzuru paylaşan bir düzeni kurabilmiş ve yaşayabilen, bütünleşme bilinci taşıyan bir toplumun vatandaşı olmak.

Bencillik ile diğergamlık arasında gidip gelen insan ilişkileri, paraya, eşyaya ve geleceğe duyulan bağımlılık ölçüsünde değişir; seven de, sevilen de farklılaşır. Vatandaşlık kavramının, yalnızca bir hukuk terimi olabildiği toplumlarda, eğitim iflas ettiği, siyaset / idare gereksizleştiği, adalet işletilemediği için, çözülmeci, bölücü ve ayrıştırıcı odaklar, savaş nâraları atmaya başlar: Ayrışma, sevgisizlik ve kirli bilgi egemen olur.

Her insan vatandaştır, ama vatanın bilinçli paydaşı olmayabilir. Her insan, şehitlere ve gazilere saygısı ve sorumluluk bilinci; zenginlikler karşısındaki duyarlılığı ve farkındalığı; geleceğe borçluluk düşüncesi oranında, vatanın paydaşıdır. Bundan dolayı vatandaşlık, bir hukuk kavramı veya ilkel paydaşlık olmaktan kurtarılıp bilinçli vatanseverliğin ilk basamağı yapılmalıdır.

 Vatan, ortak tapulu servettir. Tapunun hem maddî, hem manevî değerini hesaplamak için, şehitlerin ve gazilerin kan ve canlarına, her gün bu topraklara gömdüğümüz ölenlerimizin bedenlerini ekleyip, temiz emeklerle çarpmalı…

Bağışlanmış veya yolda bulunmuş malın kıymeti olmazmış; atalarına karşı yeterince saygısı ve sevgisi bulunmayanlar, kendisine kalan mirası, ya bilinçsizce harcar, ya ahmakça kiralar, ya da ucuza satarmış. Vatanın bilinçli paydaşları, öncelikle yerin altındakilerden utanarak, sonra da, geleceğe karşı sorumluluk duyarak, bütün güçleriyle mirasyedilik edenlere karşı çıkarlar.

İki farklı hücreyi birleştirip, bütünleştirip, yeni bir canlıya korugan olan rahim gibi, toprak da, toplumların niyet ve emeklerini ödüllendiren bir dünyadır. İnsan, toprağın istediği kadar çalıştığında, toprağa, sevgi, saygı ve emekle yaklaştığında, karşılığını almaktadır. Anne, karşılıksız şefkat ve merhametle çocuğunu seven; konu çocukları olunca, bencilliğini ve beklentilerini bir yana atan insan... Türk dilinde toprak ve vatan, anadır.

Son iki yüz yıllık Türk tarihini okumamış veya anlamamış olanlar ile ataların çığlıklarını duymayanlar için neler yapılmalı? Ataların, türkülere, ağıtlara emanet ettikleri vatan aşkını, yeni yetişenlere nasıl kazandırmalı? Âşık Veysel’in nazmına yansıyan insan-toprak bütünleşmesi, bilince nasıl taşınacak? Yağmurların, akarsuların sesini, denizlerin enginliğini, yazın sıcağını, güzün hüzünlü yellerini, kışın ayazını veya karını  can evinde yaşamak nasıl sürdürülecek? Toprağın ruhundan ataların ruhlarından gelen uyarıların öğretilmesi de, bilince dönüştürülmesi de, devlet’in öncelikli görevi değil mi?

Yaratık adını vediğimiz canlı ve cansızlar ile makinaların dışında ve üstünde  olan, Mutlak Yaratıcı ve Benzersiz Güç’e ait özelliklerden imanla kavranılabilenlere kut diyebiliriz. Kut, bir varlığın özündeki çok ayrıcalıklı değer; kut, Yaratan’ın bağışladığı baht / talih / kader ile bu özellikten doğan, ayrıcalık, ün ve mutluluk… Her insanın, farklı kut gücü ile doğduğuna inanmak da, kut’u  çok olanlardan bir kişinin devleti yöneten olması da, kamlık dinine ait kabullerden… Kutsuzluk ise, uğursuzluk, değersizlik.  Bir toplumun sahip olduğu il (bağımsız devlet), erk (bağımsız buyurma, denetleme, cezalandırma gücü) ve yurt (vatan) kut taşıdığı ölçüde ,o toplum zamana ve mekâna tamgasını vurabiliyor. Kamlık inancında İl de,  erk   de, yurt da KUT   toplamış, taşıyor  olabilirdi, olmalı idi; yöneten ise kut’a sahipliği ölçüsünde  kutlu idi.

 Kutsal kelimesi, kuta ilişkin anlamında , mukaddes kelimesini karşılayan Türkçe bir söz. Vatan,  devlet ve emek kutsaldır. Bu üçlünün kutsallığını vazgeçilmez sayan ve saydıran ise, yönetimin ,hukukun ve ordunun gücü ve bağımsızlığıdır.

       Türk tarihinin eski devirlerinde, il, erk, yurt üçlüsünün kut’unu korumak, Yaratan’a yaklaşmak için, ön şartlardan idi. Kut, İslâm’ın Peygamberi’nin, Bedir ve Uhud’daki başkomutanın Vatan sevgisi imandandır hadisi veşehitlerin, Peygamber’in yoldaşı olduğu’ hükmü ile bir yeni boyut kazanmıştır.

Dinini ve imanını öfkeli bir militanlığa dönüştüren bazıları, vatanseverliğe karşı çıkıyorlar. Vatan, sınırlarını Peygamber’in övdüğü şehitlerin ve gazilerin çizdiği topraktır: Bu ata  uyarısıdır: “Vatanın her parçası, istisnasız, Türk tarihinin maddî ve kesin dayanaklarıdır.”

Vatanı kimler sahiplenip, kimler koruyacak? Orhan Şâik Gökyay’ın, vatan   tapusunun sahiplerini sıraladığı, “Bu Vatan Kimin?” şiirinin ilk dörtlüğü şöyledir:

Bu vatan toprağın kara bağrında/ Sıra dağlar gibi duranlarındır
Bir tarih boyunca onun uğrunda/ Kendini tarihe verenlerindir

             Emperyalist güç odakları, 250 yıldan beri ,Müslüman Türklüğü  Trakya’dan,  ve Anadolu’dan kovma planları yapıp uygulamaya koydular. Onlar, tuzaklarını kurarken, aramızdan seçtikleri maşaları da kullandılar. Vatanseverliği yetersiz olanlar, ya korktukları için, ya da çıkarlarından dolayı, emperyalistlerin tuzaklarına daha kolay düşerler. Vatanseverler ise, güç birliği yapmayı gerektiren durumlarda, ataların, tarihin ve toprağın onlardan beklediklerini yaparlar, yapmışlardır.

             Vatan topraklarına ilgiyle, sevgiyle, coşkuyla  yaklaşanlar, eğer benzeşmenin, bütünleşmenin  birlikte yaşamanın bilinçli gönüllüleri olabiliyorsa, kimse korkmasın.

‘Kızılca gün’lerde, ayrışma yıllarında ataların çığlıkları, bilinçlilerin kulaklarına “Her şeyi bir yana bırak! Durma, söndür şu yangını!” demiştir, diyecektir. Atalardan bu tür görev çağrısını alan Gazi Paşa, her farklılığı kenara bırakabilenleri , bilinçli gönüllüleri yanına alıp vatanı kurtardı.

Yurtseverlik, toprağın, ataların, tarihin ruhları birleşip, çok özel sevgilerle bezenip, psikolojik, sosyolojik benimseyiş ve davranışlara dönüşüp güzellikler ve özlemleri yansıtmamızı sağlayan iç aynamızdır. İç aynasını korumayanların, bu dünyası da, âhireti de, cehennemdir.

İçindeki vatanseverlik aynasına bakmayanlar da, basit hırslar yüzünden iç aynası biraz kirlenmiş olanlar da, vatanın bölünüp parçalanması karşısında, duyarsızlıktan kurtulmaya, iç aynalarının temizliğine çalışmalıdır.

Ey ata ruhlarıyla, toprakla konuşan şairler, romancılar, hikâyeciler, piyes veya senaryo yazarları! İç aynanızı parlatın, duyarlılığınızın meyvelerini çığlık çığlık   paylaşın.

Son vatansever ölmedikçe, vatanın, düşmanlardan ve düşmanlıklardan kurtarılma umudu vardır. Umut, mücadelenin mayasıdır; umut ,yarınlarda var olmanın tohumudur.

Düşmanlar, umudunu kaybedenler, korkaklar ve duyarsızlar yüzünden zafer kazanır…   

2- 30 Mayıs 2014              SADIK        KEMAL          T U R A L
 


KAVRAM OLARAK, İBADET, ALLAH'A KULLUK


V. İBADET

A.  ALLAH'A KULLUK - 1  

1. KAVRAM OLARAK, İBADET, ALLAH'A KULLUK


Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde Kur'an'dan, kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah'ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde Kur'an'dan, kolay geleni okuyun! Namazı kılın! Zekâtı verin. Güzel bir ödünçle Allah'a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin. Hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok esirgeyicidir. 73. sure (MÜZZEMMİL) 20. ayet (Resmi: 73/İniş:3/Alfabetik:74)

Onları ve Allah dışındaki taptıklarını haşredeceği gün şöyle sorar: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar mı yoldan çıktılar?" Derler ki: "Tespih ederiz seni; seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmazdı. Ama sen onları ve atalarını öylesine nimetlendirdin ki, zikiri / Kur'an'ı unuttular ve helâke giden bir topluluk oldular." İşte haklarında söz söyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı olabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız. 25. sure (FURKÂN) 17-19. ayet (Resmi: 25/İniş:42/Alfabetik:29)
Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir o. O'na kulluk / ibadet et ve O'na ibadette sabırlı ol. O'na adaş olacak birini biliyor musun? 19. sure (MERYEM) 65. ayet (Resmi: 19/İniş:44/Alfabetik:63)

Allah'ın yanına başka bir ilah koyma ki, yapayalnız ve horlanmış olarak oturup kalmayasın. Rabbin şöyle hükmetti: O'ndan başkasına kulluk / ibadet etmeyin, anaya babaya çok iyi davranın: Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara "Öf!" bile deme; onları azarlama, onlara tatlı, iltifatlı söz söyle. 17. sure (İSRÂ) 22-23. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)
Emin ol, bu Kitap'ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız Allah'a özgüleyerek O'na kulluk / ibadet et! Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz. 39. sure (ZÜMER) 2-3. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O'na özgüleyerek, Allah'a dua edin! 40. sure (MÜ'MİN) 14. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Rabbiniz buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size! Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. 40. sure (MÜ'MİN) 60. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Ey insanlar! Sizi de sizden öncekileri de yaratan Rabb'inize ibadet edin ki, korunabilesiniz. 2. sure (BAKARA) 21. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar / Allah'a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O! 22. sure (HAC) 78. ayet (Resmi: 22/İniş:88/Alfabetik:32)

Ve kim didinir, gayret sarfederse hiç kuşkusuz kendi benliği lehine gayret sarfetmiş olur. Gerçek olan şu ki, Allah, âlemlere muhtaç olmaktan uzak, mutlak bir Ganî'dir. 29. sure (ANKEBÛT) 6. ayet (Resmi: 29/İniş:85/Alfabetik:8)

Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri / benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım. 51. sure (ZÂRİYÂT) 56. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)

2. YALNIZ VE ANCAK ALLAH'A KULLUK EDİLİR, YAKARILIR, TÖVBE VE BAĞIŞLANMA DİLENİR


Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 1. sure (FÂTİHA) 5. ayet (Resmi: 1/İniş:5/Alfabetik:23)

Allah bunu size bir müjde olması ve onunla kalplerinizi yatıştırması dışında hiçbir şey yapmamıştır. Yardım, Azîz ve Hakîm olan Allah katından başka hiçbir yerden gelmez. 3. sure (ÂLİ IMRÂN) 126. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

Şunu da söyle: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun. Dini yalnız O'na özgüleyerek O'na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz." 7. sure (A'RAF) 29. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

İnanmış olanlar ancak o kişilerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperip titrer ve onlara Allah'ın ayetleri okunduğunda, bu onların imanlarını artırır. Ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar. 8. sure (ENFÂL) 2. ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)

Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındandır. Hiç şüphesiz Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 8. sure (ENFÂL) 10. ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)

Emin ol, bu Kitap'ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız Allah'a özgüleyerek O'na kulluk/ibadet et! 39. sure (ZÜMER) 2. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

De ki: "Bana, dini yalnız Allah'a özgüleyerek, O'na ibadet/kulluk etmem emredildi." 39. sure (ZÜMER) 11. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

 De ki: "Ben, dinimi yalnız kendisine özgüleyerek, Allah'a ibadet ediyorum." 39. sure (ZÜMER) 14. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

Yoksa Allah'tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmayan/hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı?" 39. sure (ZÜMER) 43. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

 Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O'na özgüleyerek, Allah'a dua edin! 40. sure (MÜ'MİN) 14. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Hayy O'dur! Tanrı yoktur O'ndan başka. Dini kendisine özgüleyerek dua edin O'na. Hamd olsun âlemlerin Rabbi'ne! 40. sure (MÜ'MİN) 65. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

 Hiç kuşkusuz, mescitler/secdeler Allah içindir. O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayın/Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın. 72. sure (CİN) 18. ayet (Resmi: 72/İniş:40/Alfabetik:16)


Oysa ki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din. 98. sure (BEYYİNE) 5. ayet (Resmi: 98/İniş:101/ Alfabetik:13) 


RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...

​ T.C. / M. Kemal Adal