İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

15 Şubat 2016 Pazartesi

PEYGAMBERLERE NE GEREK VAR? TOPLUMLARIN PEYGAMBERLERİ KİMDİR?



BİR ANEKDOT: PEYGAMBERLERE NE GEREK VAR?

N. Fazıl Kısakürek (başka biri de olabilir, lakin kesinlikle "fazıl"- faziletli, erdemli- bir kişi olmalı... MKA),  vapurla Karakköy'e geçerken yanına (felsefeye düşkün) biri yaklaşıp "üstat" diye sormuş:

"Peygamberlere ne diye gerek duyuldu? Biz kendimiz de yolumuzu bulabilirdik."

N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.


TOPLUMLARIN PEYGAMBERLERİ (NEBİ VE / VEYA RESULÜ) KİMDİR?


 1.  Peygamber (nebi ve / veya resul) lerin hepsi, yaşadıkları / yaşatıldıkları çağda, içinde bulundukları toplumun  / ümmetin  / milletin, doğru yolu göstereni ve rehberi / önderi / lideridir. 

 “…Her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır.” (13/Rad/7) 

ve kim ne derse desin, bütün önderler / liderler / peygamberler sadece bir uyarıcıdır ve bütün toplumlar için (asıl) yol gösterici Allah'tır.


2.  Peygamberler (nebiler ve / veya resuller) , sadece isimleri Kur'an'da yazılı olanlardan ibaret değildir  (4 /Nisa /164; 40/Mümin/ 78).

          a.  Allah  “her topluma / millete/ ümmete"  bir "resul"  görevlendirmiştir (16 /Nahl/36).

          b.  Görevlendirdiği her resulü de "ancak kendi toplumunun diliyle"  göndermiştir (14/İbrahim/14).

         c.  Ve yüce Allah: "Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz “ ( 17/İsra/15) diyerek yol ve yasasını da bildirmiştir.


3.  Bu ayetleri anlamından çıkarım olarak:  Allah kıyamete kadar, “her topluma / millete/ ümmete, kendi toplumunun diliyle konuşan  bir "resul" gönderecek ve böyle bir resul göndermedikçe de azap etmeyecektir”. Çünkü:

         a.  Allah'ın sözü / vaadi,  haktır / gerçektir; asla değişmez. (24/Nur/55; 35/Fatır/5; 17/İsra/77)

         b.  Hz. Muhammed  “…Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur.” (33/Ahzap/40) ayetinin anlamı, Hz. Muhammed’in de “Allah’ın resullerinden bir resul / elçilerinden bir elçi“  ve “nebilerin sonuncusu “ olduğudur.


4.  (33/Ahzap/40) ayetinin anlamı / manası, Kur’an’ın bütünsel mesajı içinde “muhkem” dir / açıktır, sağlamdır.


          a. Ayet, açık ve net olarak: “ Allah’ın Resullerinden / Allah’ın mesajını ileten elçilerinden, bir resul / elçi olan” Hz. Muhammed’ in ölümüyle:  Sadece, “Nebilik / kendisine elçi melek Cebrail vasıtasıyla kitap indirilme / Risalet (Allah Tarafından bir insanın, peygamberlik ile görevlendirmesi) son bulmuştur” anlamında olup;  bu ayette Hz. Muhammed’in, “son resul / resullerin sonuncusu” olduğu ifade edilmemektedir.


           b. Bütün insanlara / insanlığa bir müjdeci ve uyarıcı” (34/Sebe/28) ve “Âlemlere rahmet” (21/Enbiya/107) bir Peygamber olarak Hz. Muhammed:  


                               (1). Resulullah / Allah’ın mesajını getiren bir elçisi;  

                               (2). Nebiyullah /  Kendisine Kitap (Kur’an) verilen nebi / Allah’ın bir habercisi ve

                               (3). Hatemülenbiya / Nebilerin ( Kendisine kitap indirilerek Allah tarafından görevlendirilen peygamberlerin ) sonuncusudur.

          c. BU BAĞLAMDA HZ. MUHAMMED, DİLİ / LİSANI NE OLURSA OLSUN, DUYURUP TEBLİĞ ETTİĞİ KUR’AN’IN KIYAMETE KADAR ULAŞTIĞI HER TOPLUMUN / MİLLETİN / ÜMMETİN DE (İNANIYORLARSA) NEBİSİDİR.


5.  Son resul değil, son nebi olan Hz. Muhammed’e indirilen Kitap Kur’an’dır ve Kur’an, Allah’ın vahyettiği Kitapların da sonuncusudur. Allah kıyamete kadar elçi melek Cebrail vasıtasıyla başka “Kitap” indirmeyecektir. Çünkü:


          a.  “Allah katında din İslam'dır” (3/Ali İmran/19) ve İslam, son dindir: ” Kim İslam'dan / Allah'a teslim olmaktan gayrı bir din ararsa artık o, ondan asla kabul edilmeyecektir” (3/Ali İmran/85).


          b.  Allah kıyamete kadar bütün insanlık için,din olarak İslam'ı / Allah'a teslim olmayı seçmiş; dinini kemale erdirmiş, üzerimizdeki nimetini tamamlamıştır” (5/ Maide/3). Elçi melek Cebrail vasıtasıyla  yaptığı “vahiy” kanalını kapatmıştır.


 6.  İnsanlar “Sorumlu varlık” olarak yaratılmışlardır. Ahiret’te, yaratılanların hiçbiri hariç olmaksızın bütün insanlar, Allah tarafından “kendilerine elçi gönderilenler ve gönderilen elçileri de dâhil olarak mutlaka hesaba çekilecektir” (Bakınız: 7/6-9;18/47-49;19/94-95; 20/111-112.)


            a. Biz, uyarıcıları olmayan hiçbir kenti / uygarlığı helâk etmemişizdir. Uyarı / hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz.” (22/Şuara/208-209)Buyuran; “Hiç kuşkusuz, o zikiri / Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.” (15/Hicr/9) güvencesiyle, “Hepiniz bundan sorumlu tutulacaksınız / bundan hesaba çekileceksiniz” (43/Zuhruf /44) uyarısı ile indirdiği son kitap olan Kur’an’ı, yüce Allah, son nebiden sonrası kıyamete kadar yaratacağı tüm insanlara da, kendisinin mesajını ileten bir resul (elçi) olarak lütfetmiştir /görevlendirmiştir.


            b. Kur’an, “Bütün âlemler için, bir ‘uyarıcı’ (25/Furkan/1); ‘bir öğüt’ (68/Kalem/52); ‘bir zikir’ dir” (38/Sad/87).


            c. KUR'AN, KIYAMETE KADAR ULAŞTIĞI / ULAŞACAĞI HER TOPLUMUN / MİLLETİN / ÜMMETİN DE RESULÜDÜR / ELÇİSİDİR. (Bakınız: 3/101; 5/15; 11/1-3; 14/1; 27/2,77, 32/3; 34/6; 42/52; 51/50-51; 65/11.)


7.  Resul olan Kur’an’ın orjinali Arapçadır ve Arapça bilen herkese resuldür, Allah’ın Mesajını Arapça bilenlere iletebilir. Arapça bilmeyenler ve manasını anlamadan Arapçasını “oku” yanlar, sadece onun resul olduğunu kabul etmekle, Allah’ın mesajını alıp anlamış olamazlar ve sorumluluklarının da bilincine varamazlar.

         a.  Her sözü hak ve asla değişmez / değiştirilemez olan yüce Allah “Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz “ ( 17/İsra/15) diyerek,  görevlendirdiği her resulü de "ancak kendi toplumunun diliyle"  (14/İbrahim/14) göndermiş olduğuna göre, Arapça orjinal Kur’an’ın resullük görevini yapabilmesi, ancak ulaştığı /ulaşacağı toplumun diline çevrilmesiyle mümkündür.


         b.  BU SEBEPLE, HER ÇAĞDA VE ZAMANIMIZDA, KUR'AN’IN ANA DİLDE DOĞRU ÇEVİRİLERİ /  MEALLERİ DE,  KIYAMETE KADAR, ULAŞTIĞI O DİLİ / LİSANI KONUŞAN TOPLUMUN / MİLLETİN / ÜMMETİN RESULÜDÜR / ELÇİSİDİR.    


8.  Hz. Muhammed ölmüştür ve rabbine / Refîk-i a'la'ya, yüce dosta kavuşmuştur. Zamanımızda ve kıyamete kadar o, Arapça bilsin - bilmesin / Arapçayı anlasın – anlamasın, bütün müslümanların inandığı indirilmiş “kitap” olan, Allah mesajı Kur’an’ın indirildiği peygamberidir. Başka peygamber de gelmeyecektir, boşuna başka peygamber arayıp sormayın.

           a. Zamanımızda toplumumuzun resulü olarak, Kur’an’daki Allah’ın mesajını anadilimizde bize iletebilen yazılmış “Kur’an Mealleri” varken ve onu “oku” yarak doğrudan Allah’ın mesajına ulaşabilirken, aklını işleten samimi “Mümin ve Müslim”lerdenseniz,  başka aracılar (şeyhler, şıhlar) da aramayınız, Allah’tan başkasından medet ummayınız.

           b. Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor. "Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz. İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her şeye kadirdir. “(5/Maide/19)

           c. İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için.” (2/Bakara/2)


9.  Tüm seçim ve tercihlerimizde, Allah’ın bize verdiği aklımızı kullanalım, daima haktan, haklıdan ve mazlumdan yana olup; zalime ve zalimin zulmüne, her türlü haksızlığa da karşı çıkalım: 


 Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür.” (4/Nisa/58)


 10.  Lütfen Dikkat ediniz: “O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.”


M. Kemal Adal

15/Şubat. 2016/ İZMİR

KURAN'DA İÇKİ KONUSUNDA BİR YORUM ve BİR CEVAP

BU YAZI RESUL KUR'AN'IN KUR'AN TEFSİRİ E - KİTAP (MKA) 16. NAHL SURESİ, 67. AYET DİP NOTUNDAN ALINTILANMIŞTIR. MKA

16 / Nahl / 67
Y.N. Öztürk
Hurmalıkların meyvelerinden, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.

M. Esed
Ve hurma ağaçlarının ve asmaların ürününden hem sarhoş edici içkiler, hem de güzel, temiz rızıklar elde edersiniz: işte bunda da, aklını kullanan kimseler için bir ders vardır!


 Dipnot: *16/67: Hayır veya şer / sevap veya günah kazanımlarımız, Seçimimize bağlıdır. Allah'nın bağışladığı nimetlerden yararlanmak yahut zarar görmek seçimimize bağlıdır. Nükleer enerjiyi hem bomba hem de enerji santrali için kullanabiliriz; ateşle elimizi de yakabiliriz, yiyeceklerimizi de pişirebiliriz. Kuran bu ayette, alkollü içecekler ile meyve sularını karşılaştırarak bu seçime dikkat çekmektedir.


KURAN'DA İÇKİ KONUSUNDA BİR YORUM ve BİR CEVAP



KUR'AN'DA İÇKİ KONUSUNDA BİR YORUM:

4/ Nisa-43 : Ey inananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, namaza yaklaşmayın...

16/Nahl-67: Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden kendinize mest edici içitler (arak, şarap) yaparsınız, güzel rızık elde edersiniz... aklı olanlar için bunda bir işaret vardır.

 Buradan da anlaşılan şudur; içki tümden yasak değildir. (Bir Bilim Adamının Yorumu)

CEVABIM:

Sayın Hocam,

 Şarap / Hamr / uyuşturucu içip içmemek, insanların dünyevi beğenisi ve seçimidir. Devletin Yasalarına aykırı bir durum söz konusu olmadıkça, kimsenin buna bir itirazı olamaz. 


Lakin dini inanç açısından konuya baktığımızda, sadece bir - iki ayetini (ayetlerin siyakı ve sibakını / cümle içinde konunun gelişi ve gidişini de incelemeksizin) yorumlayarak, Kuran'dan genel bir hükme varırsak, farklı algı, yorum ve görüşleri de değerlendirmemenin yanında, ilgili diğer ayetler de dikkate alınmadığından, zanna uygun ve fakat tefsir / yorum usulüne göre, teknik olarak eksik ve hatalı bir değerlendirme yapılmış olunur.


Kuran'da içki konusunda:

 Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv'dür, günahları affeder, Gafûr'dur, hataları bağışlar.' (4 / NİSA / 43) 

 Hurmalıkların meyvelerinden, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.' (16 / NAHL / 67) (Çeviriler: Prof. Yaşar Nuri Öztürk)



Ayetlerinden hareketle, içkinin (tümden) haram / yasak olmadığını yorumlayan müfessirler vardır. Ben bu görüşe katılmıyorum. Sebebini de kişisel algı, görüş ve yorumum olarak, izninizle aleni açıklamak / paylaşmak gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki:



( 4 / NİSA / 43) ayeti özü itibariyle Namaz ve Abdesti düzenleyen ayetlerden biridir.


 Bu ayetteki 'Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, ……..namaza yaklaşmayın. ' ibaresi, sarhoş edici içkinin (tümden) haram / yasak olmadığına delil olamaz. Zira çoğu haram olanın azı da - zaruret hali hariç - haramdır / yasaktır.

 Bu 'Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, ……..namaza yaklaşmayın. ' ifadesi ayetteki farzın (namazın) yapılma ön koşulunu belirlemekte ve dindeki bir haramın / yasağın aslında 'Kitaptaki dinin / namazın uygulanmasında içki içene bir müeyyideyi / yaptırımı ' bildirmektedir.

(Şeriat devletlerinde uyuşturucu içki içenlere uygulanan 'had cezası' olarak ' değnek vurmak' içki için Kuran'da yazılı olmayıp, fakihlerin cezasıdır.) 

 Böylece bu ibare ile bir haram / yasak işleyenin din açısından konum ve durumuna dikkat çekilmesinin yanında, namaz örneği verilerek tüm ibadetlerin şuurlu (aklı başında) yapılmasına da vurgu yapılmıştır.



16 / Nahl / 67 nci ayetin yorumuna gelince:

 İnansın inanmasın insaf ile aklını işleten herkes, yukarıdaki (16 / NAHL / 67) ayeti meallerin hangisinden okursa okusun, dikkatlice okuduğunda lafzından, dünyadaki Hurmalıkların meyvelerinden, üzümlerden de isteğe bağlı olarak hem sarhoş edici bir içecek ve hem de güzel bir rızık elde edilebileceğini kolaylıkla anlar.

 Ayetin lafzındaki manaya ilave olarak verdiği mesajın manası şudur: 


Allah'ın insanlara lütfettiği her nimeti / sebebi, seçim ve tercihinize bağlı olarak kullandığınızda, hem iyi ve hem de kötüyü kesbedebilirsiniz (beğenip, seçip, hür iradenizle yapabilirsiniz, kazanabilirsiniz); bir şeyi beyninizi uyuşturacak (hamr) yapmak veya aynı şeyden nimetleneceğiniz güzel bir rızık / ürün üretmek, seçim ve tercihlerinize göre sizİn sorumluluğunuza bırakılmıştır. 

 Bu manayı da ancak Kuran'ın kılavuzladığı inananlar anlar. Kesin Mucize (delil, kanıt, beyine, işaret) olan şey, yaratılan her şeyin, seçim ve tercihe bağlı olarak hem iyi yolda hem kötü yolda kullanılabilir olmasına dikkat çekilerek, aklını çalıştıran toplumların uyarılmasıdır. 



Bir de 2 / Bakara / 219 ncu ayete bakalım:

 Sana uyuşturucuyu / şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: 'Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür' (2 / Bakara / 219 ) 

 İnananlardan olmayanları, 'Günah' ilgilendirmiyor olabilir. Lakin Kuran'ın uyuşturucu / şarap (hamr) için: 'insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür' tespitini, sarhoşluk sonucunda yapılan kötülülükleri ve alkollü içkilerin (hamr) vücuttaki tahribatını düşünerek, değerlendirmenin gereği açıktır. 

 Tekrar şarabın yararlarını sayıp Keyfe göre Kuran'dan da destek aramak abestir. Ne diyor ayet: 'insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür' 


 Seçim ve tercih elbette bu konuda da kişilerin hakkıdır. İçip içmemek kişilerle kalmıştır. Ama Kuran'ın heva ve hevese göre yorumlanarak, onun açıkça 'Günah' dediği (2 / Bakara / 219 ) 'uyuşturucuyu / şarabı (hamr)' iyi ve güzel bir rızık olarak tanıtmada, (tümden) haram / yasak olmadığına Kuran'dan delil getirmek, Kuran'la bağdaştırılamaz.


Bu sebeple denmiştir ki:


''Kur'an'ın bütününü bilmeden bir kısmını, bir ayetini ihmal ederek de diğer ayetlerini doğru anlayamayız.''

Ve

''Kur'an'a nispet ettiğimiz sınırlı anlayışımız veya Kur'an'dan anladığımız, Kuran'ın mutlak manası ve hükmü olarak gösterilemez.'' 




İnananlara, bu konuda Kuran'ın bir sözü daha var: 

 'Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip sizi Allah'ı anmaktan, namazdan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi?" 5. sure (MÂİDE) 90 - 91. ayetler.


İnanmamak başka şeydir. İnançlara saygısızlık başkadır. 


İnançlara saygısızlık, inanan ve inanmayan medeni insanların, laik bir ülkede onaylayıp kabul edebileceği bir anlayış olamaz, olmamalıdır. 


Kendi inandığımıza bağlı, başkalarının inançlarına da saygılı insanlardan oluruz İnşallah.


3. Eylül. 2013 / İZMİR
M. Kemal Adal


Dip not:

47/15**: Kur'an'da, Cennetteki içkilerin ve sarhoşluğun dünyadakinden farklı olduğu bildiriliyor. Bak: 47/15; 52/23; 76/21.

Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindeki ile sürekli ateşte olup da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu? 47/15.

 Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş. 52/23

Üzerlerinde yeşil ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir. 76/21

*Cennet içkileri temiz olduğundan helaldirDünyadaki Sarhoş ediciler / uyuşturucular / Hamr, Şeytan işi birer pisliktir / Şeytan işi iğrenç kötülüklerdendir. Bu sebeple dünyevi sarhoş edici içecekler, Haramdır. Bak: 5. sure (MÂİDE) 90 - 91. ayetler. 

MKA