İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

4 Mart 2016 Cuma

ÖLÜNÜN- ÖLENLERİN DİRİLTİLMESİ

İSRAİLOĞULLARI VE MUCİZE TALEPLERİ / AZGINLIKLARI:

*2/55: Allah'ın varlığını kabul etmek için fiziksel delil isteyenlerden söz eden bu ayetteki 'Allah' kelimesi 19'uncudur. Nitekim 19 sayısı üzerine kurulu matematiksel sistem bize fiziksel bir delil sunar.


**2/55-56 Allah'ı görmek isteyenlerin akıbeti: 2/55. ayetteki Yıldırım çarpması bir ceza olarak değil, bir ders olarak verilmişti. Nitekim bir sonraki ayet bunu iyice açıklıyor. 


ÖLÜM, (KIYAMET ÖNCESİNDE VE SONRASI) ÖLÜNÜN- ÖLENLERİN DİRİLTİLMESİ:
Bu yazı RESUL KUR'AN'IN KUR'AN TEFSİRİ 2-BAKARA SURESİ 55 ve 56 ncı ayetlerin tefsirinden alıntıdır. 
M. Kemal Adal.
 
2/55
Y.N. Öztürk
Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız." Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı Ve siz bakıp duruyordunuz.


M. Esed
Ve (hatırlayın) (hani), "Ey Musa, doğrusu Allah'ı kendi gözümüzle görmedikçe sana asla inanmayacağız!" dediğinizde, (işte o an) siz daha (ne oluyor diye) çevrenize bakıp dururken ceza yıldırımı sizi yakalamıştı. 

Dipnot: 2/55*: Tarih ve Kıssalar: Peygamber Kıssaları: Hz. Musa, Harun ve İsrailoğulları: İsrailoğulları ve mucize talepleri / azgınlıkları. Bak: 2/61; 4/153.



 2/55*: İSRAİLOĞULLARI VE MUCİZE TALEPLERİ / AZGINLIKLARI:
Siz şunu da söylemiştiniz: 'Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız.' Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı Ve siz bakıp duruyordunuz. 2/55.
Siz şöyle demiştiniz: 'Ey Mûsa, biz bir tek yemeğe asla dayanamayız, bizim için Rabb'ine dua et de bize yerin bitirdiklerinden, baklasından, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarıversin.' Mûsa şöyle demişti: 'Siz daha aşağı bir nimeti daha üstün bir nimete mi değişmek istiyorsunuz? İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır.' Ve üzerlerine zillet, eziklik ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah'tan bir gazaba çarpıldılar. Bu böyle oldu, çünkü onlar Allah'ın ayetlerini inkâr ediyor ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. İsyan ettikleri için böyle oldu. Sınır tanımıyor, azgınlık yapıyorlardı. 2/61.
Ehlikitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Mûsa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: 'Allah'ı bize açıktan göster.' Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt / bir hükmetme gücü verdik. 4/153.

MKA.



 *2/55: Allah'ın varlığını kabul etmek için fiziksel delil isteyenlerden söz eden bu ayetteki 'Allah' kelimesi 19'uncudur. Nitekim 19 sayısı üzerine kurulu matematiksel sistem bize fiziksel bir delil sunar.



 **2/55-56 Allah'ı görmek isteyenlerin akıbeti: 2/55. ayetteki Yıldırım çarpması bir ceza olarak değil, bir ders olarak verilmişti. Nitekim bir sonraki ayet bunu iyice açıklıyor.


Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.

2/56

Y.N. Öztürk
Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.

M. Esed
Ama ölü (bir toplum) haline geldikten sonra belki şükredenlerden olursunuz diye sizi tekrar dirilttik. 

Dipnot: 2/56*: Yaratılış ve Varlıklar: İnsanlar: Ölüm: (kıyamet öncesinde ve sonrası) ölünün- ölenlerin diriltilmesi. Bak: 2/73, 260; 3/49; 5/11, 6/29, 36, 95; 7/57, 117; 11/7; 13/5; 16/38; 21/21; 22/6; 23/35, 37; 26/81; 30/50; 36/12, 52; 42/9; 46/33; 75/40.



 2/56*: ÖLÜM, (KIYAMET ÖNCESİNDE VE SONRASI) ÖLÜNÜN- ÖLENLERİN DİRİLTİLMESİ:
Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz. 2/56.
Şöyle dedik: 'Kesilen ineğin bir parçasıyla, öldürülen adama vurun.' İşte böyle diriltir Allah ölüleri. Size ayetlerini gösteriyor ki, aklınızı işletebilesiniz. 2/73.
Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı: 'Rabb'im, göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?' 'İnanmadın mı?' diye sordu. 'İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için...' Allah dedi ki: 'Kuşlardan dört tane al, onları kendine ısındır, alıştır. Sonra her dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 2/260.
Onu Beni İsrail'e şöyle konuşan bir resul yapacak: 'Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır.' 3/49.
Ey iman edenler! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya niyet etmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakının! Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler! 5/11.
Dediler ki: 'Şu dünya hayatımızdan başkası yok. Biz diriltilecek de değiliz.' 6/29.
Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O'na döndürülecekler. 6/36.
Hiç kuşkusuz, Allah'tır Fâlık olan/dâneyi yaran, çekirdeği patlatan. Ölüden diri çıkarır O; diriden ölüyü çıkaran da O'dur! İşte budur Allah! Peki nasıl ters bir yöne çevriliyorsunuz? 6/95.
Rüzgârları, rahmetinin önünden müjdeci gönderen O'dur. Nihayet onlar, yüklerle ağırlaşmış bulutları yüklenince onu ölü bir beldeye göndeririz; onunla su indiririz de o suyla her türlü meyveyi çıkarırız. İşte biz, ölüleri de böyle çıkarırız. Düşünüp ibret almanız umuluyor. 7/57.
Biz de Musa'ya şöyle vahyettik: 'Hadi at asanı!' Bir de ne görsünler, asa, onların ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor. 7/117.
O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, 'Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!' dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: 'Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir.' 11/7.
Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: 'Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?' Bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost olanların ta kendileridir; orada sürekli kalacaklardır. 13/5.
Yeminlerinin tüm gücüyle, 'Allah ölen kimseyi diriltmez' diye Allah'a yemin ettiler. Hayır, öyle değil. Öleni diriltmek O'nun üzerinde hak bir vaattır, fakat insanların çokları bilmezler. 16/38.
Yoksa yerden bazı ilahlar edindiler de topraktan çıkarıp diriltme işini onlar mı yapacak? 21/21.
Bu böyledir, çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O, ölüleri diriltiyor ve O, herşey üzerinde kudretiyle egemendir. Ve saat mutlaka gelecektir. Kuşku yok onda. Ve Allah kabirlerdeki şuurlu varlıkları diriltecektir. 22/6-7.
Size hayat veren O'dur. Sonra sizi öldürüyor; sonra diriltecektir sizi. Gerçek olan şu ki, insan tam bir nankördür. 22/66.
'Size, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra tekrar meydana çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?' 23/35.
'Hayat, şu dünya hayatımızdan başkası değildir. Ölürüz, yaşarız ama biz tekrar diriltilecek değiliz.' 23/37.
'Beni öldürecek, sonra diriltecek O'dur.' 26/81.
Artık Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, nasıl diriltiyor toprağı ölümü ardından! İşte bu Muhyî, ölüleri elbette diriltir. O, her şeye Kadîr'dir. 30/50.
Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir. 36/12.
Şöyle diyecekler: 'Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler.' 36/52.
Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Allah! O'dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O her şeye güç yetirir. 42/9.
Görmediler mi ki; gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorgunluğa düşmeyen Allah, ölüleri diriltmeye de kadirdir. Evet, O her şeye kadirdir. 46/33.
Peki bunu yapan, ölüyü diriltmeye güç yetiremez mi? 75/40.

MKA.



RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

Selam...


​ T.C. / M. Kemal Adal 




3 Mart 2016 Perşembe

İMANSIZLIĞIN İKİ TÜRÜ ÜSTÜNE

Yaşar Nuri Öztürk

 22 Şubat 2016, 09:43


Kur’an, iki imansızlıktan söz etmektedir:


1.  DÜZ VEYA SIRADAN İMANSIZLIK:

 Bu imansızlık açık bir inkârdır. Kişi, mertçe ve açıkça inanmadığını söyler ve onun inanmadığına inananlardan hiçbir çıkar sağlamaya tenezzül ve tevessül etmez. Zaten etseydi, inanmadığını açıkça söylemezdi. Bu inkârı sergileyenlere ‘inkârcı’ dendiğini hepimiz biliriz. 


2.  NİTELİKLİ İMANSIZLIK: 

 Bu imansızlık türü, birincinin aksine, maskeli, ikiyüzlü, namerttir. Biricik sermayesi, Allah ile aldatmaktır. 

Bizim geleneksel Emevî güdümlü tefsir geleneğimiz bu ikinci tür imansızlığa hiç değinmez. Bu imansızlığı bir büyük devrimle insanlığın önüne koyan Maun suresi, işte bunun içindir ki, dinciliğin âdeta kör kuyulara gömdüğü bir mesaj olmuştur. İnsanlık, özellikle Türk insanı o mesajı, şu satırları yazan adam sayesinde tanıdı. 

Peki, bundan niçin çekindiler? Çekindiler çünkü yeryüzünde Allah’ın avukatı gibi dolaşıp Peygamber’in bile kullanmadığı birçok yetkiyi kullanarak insanların dinleri-imanları hakkında kalite kontrolü yapan ve bundan saltanat ve iktidar devşiren ‘Allah ile aldatanlar’ zümresi, nitelikli imansızlığın bilinmemesi sayesinde saltanat sürüyor.


MAUN SURESİNİN MUCİZE DEVRİMİ


 ‘Nitelikli imansızlık, Kur’an’ın o en büyük mucizelerinden biri olan Mâûn suresinde tanıtılmıştır.

Kur’an, din adına tevessül ve teşebbüs edilen en büyük insanlık suçu olan nitelikli imansızlığı deşifre ediyor, yerlere çalıyor.

Kur’an, birçok ayetinde ‘imansızlığı’ veya ‘sıradan imansızlığı’ anlatıp tanıtmıştır. Mâûn suresinde ise öteki imansızlıklardan çok daha ağır ve tehlikeli bir imansızlık tanıtılıyor. Nitelikli imansızlık, gerçek müminlerin aldatılması ve soyulması sayesinde yaşayan bir imansızlık şeklidir. Ve onu sadece Mâûn suresi deşifre etmektedir

 Mâûn suresinin söylediğini, alışılmış Emevî oyunlarıyla veya parantez içi ilavelerle saptırmadan, olduğu gibi söylediğinizde, ortaya çıkan tablo dehşet vericidir: 

Namazlı niyazlı birtakım riyakârların takva maskeli görüntülerine rağmen, dinsiz-imansız, olabilecekleri Kur’an’ın tanıklığıyla tespit edilmiş oluyor. Daha çarpıcı bir ifadeyle, din ile dincilik, dindar ile dinci farkı ortaya konmuş oluyor.

Maun suresi bize en zalim dinsizlik türünün dinci dinsizlik olduğunu göstermek gibi, insan aklının asla keşfedemeyeceği bir yardımda daha bulunuyor.


 Dincilik, esası itibariyle kılık değiştirmiş bir dinsizlik türüdür. 

 Kur’an, bunu insanlığın irfan ve idrakine ulaştırmıştır, göstermiştir. Ne yazık ki insanoğlu bu mucize uyarıdan bugüne kadar ders alamamıştır.

Ve insanlık bu hayatî dersi alamadığı içindir ki, dinsizlik dendiğinde sadece inkârcılığı, ateizmi, deizmi, din düşmanlığını vs. aklına getirmekte, pusuda saklanan ve en şerir zararları ‘din maskesi’ altında veren dincilik dinsizliğinin farkında bile olamamaktadır. 

Herkesin bildiği inkârcı dinsizliğin tahribi, dincilik dinsizliğinin tahribi yanında bir hiçtir. İnkârcı dinsizliğin tahribi dinci dinsizliğin tahribinden daha az yıkıcı, daha kısa sürelidir.


Dinci dinsizlik, dini Allah’ın iradesine uygun olarak yaşamak isteyenlere rahat yüzü göstermemekte, onların dinin mensubu olduğunu kabul etmemekte, onları dindışı ilan ederek kararsızlık ve perişanlığa itmektedir: 


 Dini, dinciliğin istediği gibi yaşasalar akılları, vicdanları isyan ediyor, gerçeğine uygun yaşasalar dinciliğin ithamlarından kurtulamıyorlar. Böyle zalim bir tezgâhı, hiçbir ateizm veya zulüm ideolojisiyle kıyaslamak mümkün değildir.

 Bu bela, bu kahır, bu alçaklık sadece ve sadece dinci dinsizlik tarafından üretilmektedir.


2 Mart 2016 Çarşamba

İTAATSİZLİK MEŞRU MU?

KULA KULLUK EDENLER



İÇİMİZDEN SEÇTİĞİMİZ HÜKÜM VE YETKİ SAHİBİNE YAPILAN İTAATSİZLİK, KURANA GÖRE MEŞRU MUDUR?

Resule ve sizin içinizden olan / sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.” (4 / NİSA / 59)

Bir önceki ayete bakalım:

 “Şu bir gerçek kiAllah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür. Ey iman sahipleri! Allah'a itaat edin. “(4 / NİSA / 58)

4 / NİSA  / 58 ayette Allah’ın emri açık ve net: ” Şu bir gerçek kiAllah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.” 


Öncelikle içimizden olan ve bizim seçeceğimiz “Hüküm ve yetki sahipleri”ne bu emanetleri verecek olan Müslümanların, işe ehil olanlarını seçmesi / atandırması ve seçilmiş / atanmış olanların da insanlar arasında hükmettiğinde adaletle hükmetmesi Allah tarafından emrediliyor.

Bundan hareketle 4 / NİSA /  59 ayetteki İTAAT EDİLMESİ GEREKEN “SİZİN İÇİNİZDEN OLAN / SİZİN SEÇTİĞİNİZ HÜKÜM VE YETKİ SAHİPLERİ” NİNEMANETE EHİL OLANLAR VE ADALETLE HÜKMEDENLER” OLDUĞU KESİNDİR.

Hüküm ve yetki sahibi, içimizden de olsa / bizim seçtiğimiz de olsa, “ehil değilse ve adaletle hükmetmese bile,  Allah’ın emri ve isteği budur diye bu ayete yorum getirmek, ayetin anlamını kaydırmak ve saptırmaktır. Allah’ın böyle bir uygulamaya rızasının olacağını Kuran’ın verdiği mesajda var olduğunu söylemek muhaldir. (Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız) .

“Çünkü Allah Zalimleri / Zulme sapanları sevmez” (3 / 57, 140; 42 / 40)


 Prof. Dr. Sayın Yaşar Nuri Öztürk, KUR’AN’IN YARATTIĞI MUCİZ E DEVRİMLER kitabında, bu konuyla ilgili olarak aşağıdaki ayeti delil gösteriyor:

Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla bey'atleş ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. (60 / MÜMTEHİNE / 12)

 Ve şöyle diyor:

“ Seçilen “iyilik ve güzelliği belirlenmiş işler yapmak” yerine kötü, adalet ve hukuk dışı, zalimce işler yaparsa ne olacaktır?

Bu sorunun cevabı ayrı bir mucize sergilemektedir. Cevabın omurgası olan kelime, isyan kökünden bir fiildir ve şöyle bir cümlede kullanılmıştır: “iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte isyan etmemek üzere biat.”  O halde “iyilik ve güzelliği belirlenmiş işler” yapmayan devlet başkanı veya yönetime isyan hakkının bu ayetten çıktığında en küçük bir tereddüt belirtmek Kur’an’a karşı çıkmak olur.”

Tereddüt şu noktada olabilir: Bu isyan şiddet de içeren bir isyan mı olacaktır yoksa şiddetsiz karşı çıkışlar sergileyen bir isyan mı ? 

Bu sorunun cevabı elbette ki söz konusu olan kişi veya ekibin icraatı, zamanın ve zeminin şartları, yönetilen toplumun çıkarları dikkate alınarak verilecektir.

Kur’an, olmazsa olmaz sınırı göstermiştir:

 “ Kötülük ve şer üzere yönetim dayatıldığında dayatmayı yapan, hâşâ peygamber de olsa karşı çıkılacaktır.” (Kur’an’ın Yarattığı mucize Devrimler, Yaşar Nuri Öztürk, 2010, İnkılâp kitapevi, Sayfa: 167)

MÜSLÜMANIM DİYEREK AKSİNİ SAVUNANLAR!

“…Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?..” (2 / BAKARA / 85)

M. Kemal Adal


İtaat ama kime! Nebiye mi resule mi!

https://www.youtube.com/watch?v=C4anZDaODw4