İŞTE ATATÜRK

İŞTE ATATÜRK
Allah Kuran’da: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.” (17/İSRA/36) buyurmuştur. Atatürk de: “Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın” (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 /A. Gürtaş, s. 41) demektedir.- "İŞTE ATATÜRK" PORTALINA GİRMEK İSTEDİĞİNİZDE YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ.

23 Mayıs 2016 Pazartesi

IV. B. 2. a) KAVRAM OLARAK ALLAH’IN BİRLİĞİ (TEVHİD) -1



IV. İTİKAT

B. ALLAH

2. ALLAH'IN BİRLİĞİ (TEVHİD)

a) Kavram Olarak, İtikat, Allah, Allah'ın Birliği (Tevhid):- 1


Dipnot: 27/60*: İbadet / Allah'a Kulluk: Tapılmaya Layık Olana (yalnız ve ancak Allah'a) Yapılır.

Dipnot: 27/61*: İki deniz arasındaki berzah. Bak: 25/53; 55/19-20; 35/12; 27/61.

Dipnot: 6/164*: İnsanın İman veya Küfrü Seçmesinde ve İnsan Davranışlarının Oluşmasında, Allah'ın yol ve yasası: Sünnetullah: Herkesin günahı kendinedir, başkasına verilemez ve başkasından alınamaz. Hiçbir günahkâr bir başkasının yükünü / günahını taşıyamaz. Bak: 17/15; 35/18; 39/7; 53/38-39.

6/164**: Toplumsal Düzen: Hukuk: Kamu Hukuku: Ceza Hukuku: Cezaların Şahsiliği. Bak: 16/25; 17/15; 29/12-13; 35/18; 39/7; 53/38-39.

*6/164: Kimse kimsenin günah yükünü çekmez; kimse kimsenin sorumluluğunu yüklenemez (6/164; 17/15; 35/18; 39/7; 53/38-39.). Başkalarının kötülük işlemesine neden olan kişi aynı kötülüğü işlemiş gibidir. (16/25; 29/13). Herkese, iyi veya kötü olarak yaptığından bir pay vardır. (4/85).

Dipnot: *40/65: Din yalnız Allah'a özgülenerek, O'na ibadet / kulluk edilir. Geleneksel ve zamanımızın müşriklerine uyulmaz. Bak: 2/139; 7/29; 16/52; 39/2, 11- 14; 40/14, 65; 98/5.

Dipnot: *18/110: Şirk (19/81) ve Şirk türleri: Kendini heykellere adamak (7/138) şirkin sadece bir türüdür. Allah'ın isminin yanında başka isimleri anmaktan hoşlanmak (39/45), din adamlarının Tanrı adına koyduğu din kurallarını izlemek (9/31; 42/21, 6/148), peygamberlerin ve evliya olduğuna inanılan kimselerin şefaat ve yardımına inanmak (2/48; 10/18), peygamberlerin hatasız olduğunu ileri sürmek (18/110) gibi tavırlar da şirktir. Müşrik kafalar, şeytanın hipnozu altında bulunduklarından Kuran'daki apaçık ayetlere rağmen kendilerinin hâlâ tek Tanrıcı olduklarını sanırlar (6/23). Bak: 18/32-42. Dip Not Açıklaması.

ŞİRK / ALLAH'A EŞ (ORTAK) KOŞMAK VE ŞİRK TÜRLERİ;

*18/32-42: Allaha 'eş / ortak koşulan şeyler: Kuran, halkın Tanrı'dan ayrı olarak ilahlaştırdığı birçok değişik tanrı örnekleri verir. Örneğin çocuklar (7/190), din liderleri ve bilginleri (9/31), mal ve mülk (18/42), ölmüş evliya ve peygamberler (16/20-21; 35/14; 46/5-6), ego (25/43; 45/23). Şeytan, şirke bulaştırmak için ilk iş olarak, yanlış veya eksik bir şirk tanımını kabul ettirerek özeleştiri sistemini imha eder. Nitekim müşrikler, kendilerinin müşrik olduğunu kabul etmezler. (6/23). Bak 19/81. Dip Not Açıklaması.

ALLAH DIŞINDA EDİNİLEN İLAHLAR / ALLAH'A EŞ / ORTAK KOŞULANLAR:


IV. İTİKAT

B. ALLAH

2. ALLAH'IN BİRLİĞİ (TEVHİD)

a) Kavram Olarak, İtikat, Allah, Allah'ın Birliği (Tevhid):- 1



73. sure (MÜZZEMMİL) 9. ayet (Resmi: 73/İniş:3/Alfabetik:74)

Y.N. Öztürk :
Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O'ndan başka. O'nu vekil et!
112. sure (İHLÂS) 1. ayet (Resmi: 112/İniş:22/Alfabetik:41)

Y.N. Öztürk :
De ki: O, Allah'tır; Ahad'dır, tektir!
112. sure (İHLÂS) 2. ayet (Resmi: 112/İniş:22/Alfabetik:41)

Y.N. Öztürk :
Allah'tır; Samed'dir / tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!

112. sure (İHLÂS) 3. ayet (Resmi: 112/İniş:22/Alfabetik:41)

Y.N. Öztürk :
Ne doğurmuştur O, ne doğurulmuştur!

112. sure (İHLÂS) 4. ayet (Resmi: 112/İniş:22/Alfabetik:41)

Y.N. Öztürk :
Hiç kimse onun dengi ve benzeri olmamıştır, olamaz!

38. sure (SÂD) 65. ayet (Resmi: 38/İniş:38/Alfabetik:88)

Y.N. Öztürk :
De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. O Vâhid ve Kahhâr Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
35. sure (FATIR) 3. ayet (Resmi: 35/İniş:43/Alfabetik:24)

Y.N. Öztürk :
Ey insanlar, Allah'ın, üzerinizdeki nimetini anın! Allah'tan başka yaratıcı mı var? Sizi gökten ve yerden rızıklandırır. O'ndan başka ilah yoktur. Hal böyle iken nasıl oluyor da yüz geri çevriliyorsunuz?

20. sure (TÂHÂ) 98. ayet (Resmi: 20/İniş:45/Alfabetik:96)

Y.N. Öztürk :
Gerçek olan şu ki, sizin ilahınız kendisinden başka hiçbir tanrı olmayan Allah'tır. O, ilim bakımından her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
27. sure (NEML) 59. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Y.N. Öztürk :
De ki: "Hamd Allah'a, selam O'nun seçip yücelttiği kullarına! Allah mı hayırlı, yoksa onların ortak tuttukları mı?"
27. sure (NEML) 60. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Y.N. Öztürk :
Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size bir su indiren mi hayırlı? Biz o suyla sizin için gözler gönüller açan bahçeler bitirdik. Sizin, onların bir tek ağacını bitirmeniz mümkün değildi. Allah'ın yanında bir ilah mı var? Hayır! Ama onlar döneklik eden bir topluluktur.



Dipnot: 27/60*: İbadet / Allah'a Kulluk: Tapılmaya Layık Olana (yalnız ve ancak Allah'a) Yapılır.


 27/60*: İBADET, TAPILMAYA LAYIK OLANA (YALNIZ ve ANCAK ALLAH'A) YAPILIR



 Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size bir su indiren mi hayırlı? Biz o suyla sizin için gözler gönüller açan bahçeler bitirdik. Sizin, onların bir tek ağacını bitirmeniz mümkün değildi. Allah'ın yanında bir ilah mı var? Hayır! Ama onlar döneklik eden bir topluluktur. 27/60.

MKA.




27. sure (NEML) 61. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Y.N. Öztürk :
Yoksa yeri bir karargâh yapıp şurasına burasına nehirler serpiştiren, üzerine dayanaklı dağlar konduran ve iki deniz arasına bir engel yerleştiren mi hayırlı? İlah mı var Allah'ın yanında!? Hayır! Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar. 



Dipnot: 27/61*: İki deniz arasındaki berzah. Bak: 25/53; 55/19-20; 35/12; 27/61.



 25/53: 'İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.'

 55/19-20: Salmıştır iki denizi; buluşup kucaklaşıyorlar. + Bir ayırıcı var aralarında; kendi sınırlarını aşmıyorlar.


 *25/53: Bu engelden maksat 'buharlaşma' olabilir mi? Göllerin suyu yağmurla beslenir. Buharlaşma yoluyla okyanusların suyu minerallerden elenir. Buharlaşma, tatlı suyla acı su arasında minerallerin karışımını önleyen fiziksel bir engel oluşturur.

Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.


 *55/19-20: Bu engelden maksat iki denizin tuzluluk oranı sebebiyle yoğunluk farkı olabilir mi? MKA.


 35/12: "İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi hoş ve rahattır; şu tuzludur, acıdır. Ama hepsinden de taze et yersiniz; giyip takınacağınız bir süs çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan nasip aramanız ve şükredebilmeniz için, gemilerin denizi yara yara gittiğini görürsün."

 27/61: "Yoksa yeri bir karargâh yapıp şurasına burasına nehirler serpiştiren, üzerine dayanaklı dağlar konduran ve iki deniz arasına bir engel yerleştiren mi hayırlı? İlah mı var Allah'ın yanında!? Hayır! Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar."

27. sure (NEML) 62. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Y.N. Öztürk :
Yoksa zorda kalan yalvardığında, onun imdadına yetişip sıkıntı ve kaderi kaldıran, sizi yeryüzünün hükmedenleri kılan mı hayırlı? Allah'ın yanında bir ilah daha var mı? Ne kadar da az ibret alıyorsunuz!
27. sure (NEML) 63. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Y.N. Öztürk :
Yoksa size karanın ve denizin karanlıkları içinde yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci gönderen mi hayırlı? Allah'ın beraberinde bir ilah daha mı var? Allah, onların ortak tuttuklarından uzaktır, arınmıştır.
27. sure (NEML) 64. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)

Y.N. Öztürk :
Yoksa yaratmaya başlayıp sonra tekrar tekrar yaratan ve sizi gözeten ve yerden rızıklandıran mı hayırlı? Allah'ın yanında bir ilah mı var? De ki: "Getirin susturucu kanıtınızı, eğer doğru sözlüler iseniz."
17. sure (İSRÂ) 111. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Y.N. Öztürk :
Şöyle de: "Hamt, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; âcizlik yüzünden dost edinmemiştir." Ve tekbir edip yücelt O'nu!
17. sure (İSRÂ) 42. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Y.N. Öztürk :
De ki: "Eğer onların dediği gibi Allah'la beraber ilahlar olsaydı, o zaman onlar arşın sahibine varmak için elbette bir yol ararlardı."
17. sure (İSRÂ) 43. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)

Y.N. Öztürk :
O hep tespih edilen, onların söylediklerinden çok uzak ve çok yüksek; hem de ölçüye sığmayacak kadar yüksek...
10. sure (YÛNUS) 68. ayet (Resmi: 10/İniş:51/Alfabetik:109)

Y.N. Öztürk :
"Allah çocuk edindi!" dediler. Hâşâ! Allah bundan arınmıştır! O Ganî'dir, hiçbir şeye muhtaç olmaz! Göklerdekiler de yerdekiler de O'nundur. Elinizde, söylediğinize ilişkin hiçbir kanıt yok. Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?

Yargılanma (hesap). 6/164
6. sure (EN'ÂM) 164. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)

Y.N. Öztürk :
Şunu da söyle: "Allah herşeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım? Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir."



Dipnot: 6/164*: İnsanın İman veya Küfrü Seçmesinde ve İnsan Davranışlarının Oluşmasında, Allah'ın yol ve yasası: Sünnetullah: Herkesin günahı kendinedir, başkasına verilemez ve başkasından alınamaz. Hiçbir günahkâr bir başkasının yükünü / günahını taşıyamaz. Bak: 17/15; 35/18; 39/7; 53/38-39.


 6/164*: SÜNNETULLAH, HERKESİN GÜNAHI KENDİNEDİR, BAŞKASINA VERİLEMEZ VE BAŞKASINDAN ALINAMAZ. HİÇBİR GÜNAHKÂR BİR BAŞKASININ YÜKÜNÜ / GÜNAHINI TAŞIYAMAZ.



 Şunu da söyle: 'Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım? Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir.' 6/164

. Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz. 17/15.

 Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa... Sen ancak Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah'adır. 35/18.

 Eğer nankörlüğe saparsanız şu bir gerçek ki, Allah size muhtaç olmayacak bir Gani'dir. O, kulları için inkar ve nankörlüğe razı olmaz. Eğer şükrederseniz bunu sizin için rızasına uygun bulur. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, işlemiş olduklarınızı haber verecektir. O, göğüslerin saklamakta olduklarını çok iyi bilir. 39/7.

 Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz. 53/38.

 Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur. 53/39.

MKA.


6/164**: Toplumsal Düzen: Hukuk: Kamu Hukuku: Ceza Hukuku: Cezaların Şahsiliği. Bak: 16/25; 17/15; 29/12-13; 35/18; 39/7; 53/38-39.


 6/164**: CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ:

 Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz. Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur. 53/38-39.

 Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa... Sen ancak Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah'adır. 35/18.

 Şunu da söyle: 'Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım? Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir.' 6/164.

 Şunun için ki onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar! 16/25.

 Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz. 17/15.

 İnkâr edenler, iman edenlere dediler ki: 'Bizim yolumuzu izleyin, sizin günahlarınızı biz taşırız.' Oysa onlar, iman edenlerin günahlarından hiçbir şeyin taşıyıcısı değillerdir. Gerçek şu ki, onlar tamamen yalancıdırlar. Onlar hem kendi yüklerini hem de kendi yükleriyle beraber başkalarının yüklerini taşıyacaklar. Bunda kuşku yok. Kıyamet günü de iftira edip durdukları şeylerden zorlu bir sorguya mutlaka çekileceklerdir. 29/12-13.

 Eğer nankörlüğe saparsanız şu bir gerçek ki, Allah size muhtaç olmayacak bir Gani'dir. O, kulları için inkar ve nankörlüğe razı olmaz. Eğer şükrederseniz bunu sizin için rızasına uygun bulur. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, işlemiş olduklarınızı haber verecektir. O, göğüslerin saklamakta olduklarını çok iyi bilir. 39/7.

MKA.


*6/164: Kimse kimsenin günah yükünü çekmez; kimse kimsenin sorumluluğunu yüklenemez (6/164; 17/15; 35/18; 39/7; 53/38-39.). Başkalarının kötülük işlemesine neden olan kişi aynı kötülüğü işlemiş gibidir. (16/25; 29/13). Herkese, iyi veya kötü olarak yaptığından bir pay vardır. (4/85).



 
 İnsanın İman veya Küfrü Seçmesinde ve İnsan Davranışlarının Oluşmasında, Allah'ın yol ve yasası: Sünnetullah: Herkesin günahı kendinedir, başkasına verilemez ve başkasından alınamaz. Hiçbir günahkâr bir başkasının yükünü / günahını taşıyamaz. Bak: 6/164; 17/15; 35/18; 39/7; 53/38-39.


 6/164: 'Şunu da söyle: 'Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım? Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir.'

 17/15: 'Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz.'

 35/18: 'Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa... Sen ancak Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah'adır.'

 39/7: 'Eğer nankörlüğe saparsanız şu bir gerçek ki, Allah size muhtaç olmayacak bir Gani'dir. O, kulları için inkâr ve nankörlüğe razı olmaz. Eğer şükrederseniz bunu sizin için rızasına uygun bulur. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, işlemiş olduklarınızı haber verecektir. O, göğüslerin saklamakta olduklarını çok iyi bilir.'

 53/38-39: 'Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz. + Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.'


 Başkalarının kötülük işlemesine neden olan kişi aynı kötülüğü işlemiş gibidir. Kimse başkasını sorumluktan kurtaramaz. Başkalarını saptıranlar saptırdıkları kişilerin suçlarını paylaşırlar. Kimse kimsenin sorumluluğunu yüklenemez; ancak başkasını saptıran saptırdığı kişinin suçuna ortak olur. Bak: 16/25; 29/13.

 16/25: 'Şunun için ki onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!'

 29/13: Onlar hem kendi yüklerini hem de kendi yükleriyle beraber başkalarının yüklerini taşıyacaklar. Bunda kuşku yok. Kıyamet günü de iftira edip durdukları şeylerden zorlu bir sorguya mutlaka çekileceklerdir.


 Herkese, iyi veya kötü olarak yaptığından bir pay vardır. Bak: 4/85

 4/85: 'Kim güzel bir işe aracı olursa ondan ona bir pay vardır. Kim kötü bir şeye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah her şeye, herkese gıda ulaştırır, Mukît'tir.'

MKA



37. sure (SÂFFÂT) 1. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Y.N. Öztürk :
Yemin olsun o saf bağlayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere/o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,
37. sure (SÂFFÂT) 2. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Y.N. Öztürk :
O haykırarak sevk edenlere / o göğüs gererek durduranlara,
37. sure (SÂFFÂT) 3. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Y.N. Öztürk :
O Zikir okuyanlara,
37. sure (SÂFFÂT) 4. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Y.N. Öztürk :
Ki sizin ilahınız hiç kuşkusuz bir ve tektir.
37. sure (SÂFFÂT) 5. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Y.N. Öztürk :
Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O; doğuların da Rabbidir O.
37. sure (SÂFFÂT) 180. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)

Y.N. Öztürk :
Senin Rabbinin, o ululuk ve kudretin Rabbinin şanı yücedir onların verdiği sıfatlardan...
39. sure (ZÜMER) 4. ayet (Resmi: 39/İniş:59/Alfabetik:114)

Y.N. Öztürk :
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yaratmakta olduklarından dilediğini seçerdi. Böyle bir şeyden arınmıştır O. Allah'tır, Vahid'dir, Kahhar'dır O.
40. sure (MÜ'MİN) 62. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Y.N. Öztürk :
İşte o Allah'tır sizin Rabbiniz! Her şeyin yaratıcısıdır O. Tanrı yok O'ndan başka. Durum bu iken, nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?
40. sure (MÜ'MİN) 65. ayet (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

Y.N. Öztürk :
Hayy O'dur! Tanrı yoktur O'ndan başka. Dini kendisine özgüleyerek dua edin O'na. Hamt olsun âlemlerin Rabbi'ne!

Dipnot: *40/65: Din yalnız Allah'a özgülenerek, O'na ibadet / kulluk edilir. Geleneksel ve zamanımızın müşriklerine uyulmaz. Bak: 2/139; 7/29; 16/52; 39/2, 11- 14; 40/14, 65; 98/5.


 İslam dininin biricik kaynağı olan Kuran'ı terk eden Müslümanlar, dini Yalnız Tanrı'ya özgüleyeceklerine, onu, tanrı + peygamber + sahabe + tabiin + mezhep müctehitleri + mezhepte müctehitler + eski alimler + ve daha sonra gelen alimciklerden ve şeyhlerden oluşan bir anonim şirketin ortaya koyduğu bir beşerî din haline dönüştürdüler. Bak: 2/139; 7/29; 16/52; 39/2, 11- 14; 40/14, 65; 98/5.


 2/139: De ki onlara: 'Allah hakkında bizimle tartışıyor musunuz? Oysaki Allah hem bizim Rabb'imizdir hem sizin Rabb'inizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Biz yalnız O'na / Allah'a gönül verenleriz.'

 Bak 7/29: Şunu da söyle: 'Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun. Dini yalnız O'na özgüleyerek O'na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz.'

 16/52: Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli olarak yalnız O'nundur. Hâlâ, Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz!

39/2: 'Emin ol, bu Kitap'ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız Allah'a özgüleyerek O'na kulluk / ibadet et!'


 39/11-14: De ki: "Bana, dini yalnız Allah'a özgüleyerek, O'na ibadet/kulluk etmem emredildi." +"Ve bana, müslümanların ilki olmam emredildi." +De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım." +De ki: "Ben, dinimi yalnız kendisine özgüleyerek, Allah'a ibadet ediyorum."

 40/14: 'Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O'na özgüleyerek, Allah'a dua edin!'

 40/65: 'Hayy O'dur! Tanrı yoktur O'ndan başka. Dini kendisine özgüleyerek dua edin O'na. Hamt olsun âlemlerin Rabbi'ne!'

 98/5: 'Oysa ki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.'

 Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.


43. sure (ZUHRUF) 45. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

Y.N. Öztürk :
Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor: Rahman'dan başka kulluk/ibadet edilecek tanrılar yapmış mıyız?
43. sure (ZUHRUF) 81. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

Y.N. Öztürk :
De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
43. sure (ZUHRUF) 84. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)

Y.N. Öztürk :
Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O'dur Hakîm, O'dur Alîm.
44. sure (DUHÂN) 8. ayet (Resmi: 44/İniş:64/Alfabetik:19)

Y.N. Öztürk :
Tanrı yoktur O'ndan başka! Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir O, önceki atalarınızın da Rabbidir,
51. sure (ZÂRİYÂT) 50. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)

Y.N. Öztürk :
O halde Allah'a kaçın / sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
51. sure (ZÂRİYÂT) 51. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)

Y.N. Öztürk :
Allah'ın yanına başka bir ilah koymayın! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
18. sure (KEHF) 110. ayet (Resmi: 18/İniş:69/Alfabetik:54)

Y.N. Öztürk :
De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavuşmayı uman, hayra ve barışa yönelik iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O'na ortak koşmasın."



Dipnot: *18/110Şirk (19/81) ve Şirk türleri: Kendini heykellere adamak (7/138) şirkin sadece bir türüdür. Allah'ın isminin yanında başka isimleri anmaktan hoşlanmak (39/45), din adamlarının Tanrı adına koyduğu din kurallarını izlemek (9/31; 42/21, 6/148), peygamberlerin ve evliya olduğuna inanılan kimselerin şefaat ve yardımına inanmak (2/48; 10/18), peygamberlerin hatasız olduğunu ileri sürmek (18/110) gibi tavırlar da şirktir. Müşrik kafalar, şeytanın hipnozu altında bulunduklarından Kuran'daki apaçık ayetlere rağmen kendilerinin hâlâ tek Tanrıcı olduklarını sanırlar (6/23). Bak: 18/32-42. Dip Not Açıklaması.


 ŞİRK / ALLAH'A EŞ (ORTAK) KOŞMAK VE ŞİRK TÜRLERİ;



Şirk: 

19/81: 'Kendilerine onur ve destek olsunlar diye Allah dışında ilahlar edindiler.'

Şirk türü: Kendini heykellere adamak:

 7/138: 'İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine: 'Ey Musa, dediler, bunların ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah belirle.' Musa dedi: 'Siz cahilliği sürdürmekte olan bir toplumsunuz.' 

Şirk türü: Allah'ın isminin yanında başka isimleri anmaktan hoşlanmak: 

39/45: 'Allah yalnız başına anıldığında, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir; O'nun dışındakiler anıldığında ise hemen müjdelenmiş gibi sevinirler.' 

Şirk türü: Din adamlarının Tanrı adına koyduğu din kurallarını izlemek: 

9/31: 'Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.' 

42/21: 'Yoksa onların, dinden, Allah'ın izin vermediği şeyi kendileri için yasalaştıran ortakları mı var? Kesin ayrıma ilişkin söz olmasaydı, aralarında hüküm mutlaka verilirdi. O zalimler var ya, onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.'6/148: 'Şirke batanlar şöyle diyecekler: 'Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.' Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: 'Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.

'Şirk türü: Peygamberlerin ve evliya olduğuna inanılan kimselerin şefaat (Allah Katında mutlak yaptırım gücü ile yaptırım yetkisine - MKA) ve yardımına inanmak (2/48 Dip notunda ŞEFAAT NEDİR, KİM KİME ŞEFAAT EDİYOR? Başlıklı özgün yorum/ inceleme yazıma bakınız) :

 2/48: 'Ve korkun o günden ki, hiç bir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiç bir benlikten şefaat kabul edilmez, hiç bir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.'

 10/18: 'Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: 'Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır.' De onlara: 'Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?' Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.'

Şirk türü: Peygamberlerin hatasız olduğunu ileri sürmek

 18/110: De ki: 'Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavuşmayı uman, hayra ve barışa yönelik iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O'na ortak koşmasın.'

Müşrik (Allah'a eş / ortak koşucu; Allah dışında ilahlar edinen - MKA) kafalar, şeytanın hipnozu altında bulunduklarından Kuran'daki apaçık ayetlere rağmen kendilerinin hâlâ tek Tanrıcı olduklarını sanırlar: 


 6/23: 'Sonunda şunu söylemekten başka bahaneleri kalmaz: 'Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz, ortak koşanlar değildik.' Bak: 18/32-42.Dip Not Açıklaması.

 

 

*18/32-42: Allaha 'eş / ortak koşulan şeyler: Kuran, halkın Tanrı'dan ayrı olarak ilahlaştırdığı birçok değişik tanrı örnekleri verir. Örneğin çocuklar (7/190), din liderleri ve bilginleri (9/31), mal ve mülk (18/42), ölmüş evliya ve peygamberler (16/20-21; 35/14; 46/5-6), ego (25/43; 45/23). Şeytan, şirke bulaştırmak için ilk iş olarak, yanlış veya eksik bir şirk tanımını kabul ettirerek özeleştiri sistemini imha eder. Nitekim müşrikler, kendilerinin müşrik olduğunu kabul etmezler. (6/23). Bak 19/81. Dip Not Açıklaması.


 ALLAH DIŞINDA EDİNİLEN İLAHLAR / ALLAH'A EŞ / ORTAK KOŞULANLAR:


Çocuklar: 

 7/190: 'Allah onlara ruhta, bedende güzel bir çocuk verince, kendilerine verdiği nimete ikisi birden Allah'a ortak koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuğu şeylerden arınmıştır.'

Din liderleri ve bilginleri: 

 9/31: 'Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.'

 Mal ve mülk: 

 18/42: 'Derken bütün ürününe el kondu. Bağ sahibi, çardakları üzerine çökmüş bulunan bağ için harcadıklarına vahlanarak avuçlarını ovuşturuyor ve şöyle diyordu: 'Ne olurdu, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!'

 Ölmüş evliya ve peygamberler: 

 16/20 -21: 'Allah dışında yakardıklarınız hiçbir şey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmaktadır. + Hayat bulmaz ölülerdir onlar. Ne zaman dirilteceklerini bile bilmezler.'

 35/14: 'Onlara çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin onları ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Hiç kimse sana, Habîr olan Allah'ın verdiği gibi haber veremez.'

 46/5-6: 'Kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek birilerine, Allah'ın berisinden yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler. + İnsanlar, haşredilmek üzere toplandığında, o taptıkları onlara düşman olurlar; onların ibadetlerini de inkâr ederler.'

 Ego: 

 25/43: 'İğreti arzusunu ilah edinen kişiyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?'

 45/23: 'Kendisinin ilahı olarak kendi duygu ve arzusunu almış kişiyi gördün mü? Allah onu bir ilim üzerine saptırmış, kulağı ve kalbi üzerine mühür basmış, gözünün üstüne de bir perde çekmiştir. Allah'tan sonra ona kim kılavuzluk edecektir. Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?'

Şeytan, şirke bulaştırmak için ilk iş olarak, yanlış veya eksik bir şirk tanımını kabul ettirerek özeleştiri sistemini imha eder.

Nitekim müşrikler, kendilerinin müşrik olduğunu kabul etmezler


 6/23: 'Sonunda şunu söylemekten başka bahaneleri kalmaz: 'Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz, ortak koşanlar değildik.' Bak 19/81. Dip Not Açıklaması.

Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.

RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal

22 Mayıs 2016 Pazar

SİZ MİLLETİN GÖZBEBEĞİSİNİZ!

 

Ahmet B. ERCİLASUN
22 Mayıs 2016 Pazar 00:00


Siz milletin ordusu, siz milletin askerisiniz. Siz mukaddes bir ocak, siz peygamber ocağısınız.

                 Siz Tanrıkut Motun'un demir bir disiplinle kurup geleceğe bıraktığı, alınları nice zaferle taçlanmış şanlı birliklersiniz.

                 Siz Malazgirt, Mohaç, Çanakkale, Dumlupınar'sınız. Siz Köl Tigin'siniz, Alpaslan'sınız. Siz Yıldırım, siz Temür Bek'siniz. Siz Fatih, siz Gazi Osman Paşa, siz Mustafa Kemal'siniz.

                Siz yaşayanlardan ibaret değilsiniz. Siz bir şehitler ve gaziler ordususunuz. Siz milletin geleceğisiniz, siz umutsunuz.

                 Siz milletin gözbebeğisiniz, siz milletsiniz.


                Fakat...


                Fakat bugün yaşayanlar, bugünün kurmayları, bugünün komutanları! Siz bu ülkede yaşamıyor musunuz? Siz herkesin gördüğünü görmüyor musunuz, herkesin işittiğini işitmiyor musunuz?

                Siz ülkenin nereye götürüldüğünün farkında değil misiniz? Silah arkadaşlarınıza yapılanları da mı görmediniz? Nice arkadaşınızın istikbalinin karartıldığını, hatta nicesinin hayatının söndürüldüğünü de mi görmediniz? "Aldatılarak" bu işleri yaptılar. Onlar aldatıldı, siz de mi aldatıldınız?

                "Aldatılarak" daha neler yaptılar?Oslo'da, Habur'da, İmralı'da aldatıldılar; Dolmabahçe'de aldatıldılar. Ve bu aldanışlar nice askerimizin, nice insanımızın hayatına mal oldu; nice şehitler verdik. Yoksa bunların da mı farkında değilsiniz?

                Bu ülkede yaşamıyor musunuz? Bunların yaptıklarının, bunların söylediklerinin, söylemediklerinin farkında değil misiniz? Atatürk'ün her konuşmasında, âdeta bir vecit hâlinde, âdeta kutsal bir kelimeyi söyler gibi söylediği "Türk" kelimesini telaffuz etmekten nasıl kaçtıklarını görmüyor musunuz? Anayasa'da dahi Türk'e tahammül edemediklerini bilmiyor musunuz? Türk'ü, ancak etnik gruplarla bir araya getirdiklerini bütün millet işitiyor da siz işitmiyor musunuz?

                Siz bunların millî bayramları nasıl geçiştirdiklerini, hatta sudan bahanelerle nasıl kaldırdıklarını da mı görmüyorsunuz? Yoksa siz bu ülkede yaşamıyor musunuz? 

                Siz bunların laikliğe de tahammül edemediklerinin ve bunu açıkça dile getirdiklerinin farkında değil misiniz? Herkesin işittiğini siz işitmediniz mi? Ülkeyi nereye götürdüklerini anlamıyor musunuz? Hangi "tramvay"a bindiklerini, hedeflerinin ne olduğunu bilmiyor musunuz?

                Milleti nasıl gerdiklerini, nasıl bir nefret dili kullandıklarını biz görüyoruz da siz görmüyor musunuz? Siz bu toplumun içinde değil misiniz? Herkesin rahatsız olduğundan siz rahatsız olmuyor musunuz?


                Biz sizin devlet terbiyenizden elbette eminiz. Yasalara aykırı davranmayacağınızdan eminiz. Kanunlara aykırı olmadıkça, verilen talimatları yerine getireceğinizden de eminiz.


                Fakat sevgili komutanlarım!


                 Bu bir devlet işi değildi ki... Bu bir yasa emri değildi ki... Bu bir zorunluluk değildi ki... Bunca gerginlik içinde ne işiniz vardı oralarda? Bizi inciteceğinizi, milletin büyük bir kısmını inciteceğinizi düşünmediniz mi?

                 Fakat biz sizi yine seviyoruz. Çünkü siz bizim şanlı geçmişimiz, geleceğe dönük ümidimizsiniz. Siz varsanız biz varız. Siz milletin gözbebeğisiniz, siz milletsiniz! 

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ sitesinden 22.05.2016 tarihinde yazdırılmıştır.


PKK'YLA MÜCADELEDE ETKİNLİĞİ ARTIRMA

Armağan KULOĞLU
22 Mayıs 2016 Pazar 00:00

Çözüm süreci hatasından sonra yeniden başlayan PKK terör örgütüyle mücadele, güvenlik güçlerinin büyük fedakârlığıyla devam etmektedir. Ancak bu mücadelenin bedeli, iktidarın çözüm sürecindeki yanlışlıkları, hatta suç teşkil edecek yasa dışı davranışları ve uygulamaları nedeniyle ağır olmaktadır. Bu yanlışlıklardan siyaset diyerek sıyrılmak mümkün değildir.

Terör eylemlerinde artış var

Teröristler, çözüm sürecindeki fırsatları değerlendirerek şehir merkezlerinde kapsamlı direniş hazırlıkları yapmışlardır. Şehirler çoğunlukla boşalmasına ve sokağa çıkma yasaklarına rağmen, kalan sivillerin zarar görmemesi için hassasiyet gösterilmekte, mücadele uzamakta, güvenlik güçleri zayiat vermektedir.

Terör eylemleri kırsal alanda da artış göstermiştir. Saldırı hazırlıkları sınır ötesinde düzenlenmekte, sızmalarla eylemler gerçekleştirilmektedir.

Şehirler temizlendikten sonra dahi, buralarda terör eylem hazırlıkları yapılmakta ve icra edilmektedir.

Örgüt çok fazla zayiat vermesine rağmen eylemlerin azalmadığı, aksine arttığı ve şiddetlendiği anlaşılmaktadır.

Artışın sebeplerini;

1.           Şehirlerdeki sivillerin çoğunlukla masum olmasına rağmen, hâlâ örgüte yardım ve yataklık yapanların bulunmasına,

2.            Zayiat veren teröristlerin yerine geçenlerin eğitiminin yetersizliğine rağmen, zayiatı bir şekilde karşılayacak katılımların devam etmesine,

3.            Örgüt liderlerinin hâlâ etkin olmasına,

4.            Örgütün, mevcut gücünün azamisini kullanarak biran önce, uluslararası kamuoyu desteğini de alarak, yönetimi yeniden çözüm sürecine döndürme çabası içinde olmasına,

5.            Uluslararası kamuoyu desteği ve bu yolla uluslararası güçlerin çeşitli şekillerde müdahalesi için, direniş ve buna karşı yapılan mücadelenin propaganda malzemesi olarak kullanmasına,

6.            Dış ülkelerce PYD'ye sağlanan malzeme, silah ve mühimmat desteğinin, PYD-PKK geçişkenliğinden dolayı PKK'nın eline geçmesine,

7.            Zayiat verdirilmesine rağmen, başta Kandil olmak üzere, Irak'taki terör üslerinin varlığının devam etmesine,

8.            Tedbirlerin alınmasında emir-komuta birliğinin, hukuki yetkilerin ve istihbaratın daha etkin olması ihtiyacına ve buna benzer nedenlere bağlamak mümkündür.

Mücadele kahramanca devam ediyor

Başta TSK olmak üzere örgütle mücadele fedakârca ve kahramanca devam etmektedir. Güvenlik güçleri kendilerine verilen görevi en iyi şekilde yapma gayreti içindedir. Canını feda etmekten çekinmemektedir. Bu mücadelede Temmuz 2016'dan bugüne kadar 500'e yakın şehit verilmiş, binlercesi yaralanmıştır. Şehit sayısı Kıbrıs Barış Harekâtı'ndaki sayıya yaklaşmıştır.

Ancak her gün yeni bir acı haberle karşılaşılmakta, ocaklara ateş düşmekte, neticenin alınması uzadıkça üzüntü daha da artmaktadır. Örgüt de ağır darbe almış durumdadır. Örgütün bundan sonra ülkeye daha fazla terörist sokacağına, beklenmeyen bazı eylemlerle sansasyon yaratmaya çalışacağına, terör eylemlerinin kırsalda, kentlerde ve büyük şehirlerde devam edeceğine ilişkin haberlere rastlanmaktadır.

Mücadelede etkinliği artırıcı tedbirler

Yapılan mücadelenin etkinliğini artırmak için;

1.            Sınır ötesi harekâtın hava harekâtlarıyla sınırlı tutulmaması, PKK üslerinin karadan da etkisiz hale getirilmesi için planlama ve operasyonlar yapılması,

2.            Özel kuvvetlerle, PKK'nın lider kadrosunu etkisiz hale getirecek özel harekâtlar düzenlenmesi,

3.            Bunları gerçekleştirmek için Irak, İran, Rusya, ABD, BM, NATO ve AB nezdinde sürekli, etkin ve sonuç almaya odaklı politika izlenmesi, diplomasinin sonuna kadar profesyonel ellerle kullanılması,

4.            Operasyon yapılan şehirlerde halkın kentleri boşaltmaya mecbur edilmesi, boşaltmayanların yardım ve yataklık yaptığının kabul edilmesi,

5.            Gerekli yerlerde, askerin itibar kazanacağı korkusundan vazgeçilerek, komutada birlik, etkinlik ve yasal zemin için sıkıyönetim ilanından çekinilmemesi,

6.            Yönetimin anayasa, başkanlık, partili başkanlık, iktidar hırsı gibi konuları bir tarafa bırakarak sıklet merkezini, her şeyden önce ülkenin güvenliğine vermesi gerekmektedir.


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ sitesinden 22.05.2016 tarihinde yazdırılmıştır.

MAHŞERİMİZZ...

GÜNCELLİĞİ SÜREN ESKİ TARİHLİ BİR ALTEMUR KILIÇ YAZISI (MKA)


 28 Ocak 2012

 “Mahşerimizin” dört süvarisi, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları, Ordu düşmanları, Kürtler ve Ermeniler doludizgin!.. Ordu düşmanlarıyla Cumhuriyet düşmanları atbaşı; kıyamet yakın! 

Millî bayramların, -19 Mayıs ve Cumhuriyet törenlerinin- kaldırılmasından veya kısıtlanmasından sonra “Sivilleşme, Askerî vesayetten” kurtulma dalgası okula da bulaştı...“Gençleri orduya özlemle bağlamayı” , onlara “Ordu-millet”  duygusunu, terbiyesini aşılamayı ve vatan hizmetine alıştırmayı amaçlayan ve  üniformalı subaylar tarafından verilen Millî Güvenlik Bilgisi derslerinin de kaldırıldığını bizzat Başbakan Erdoğan açıkladı..

Erdoğan, Millî Güvenlik dersinde görülen birtakım konuların 2012-2013 eğitim döneminden itibaren, “Vatandaşlık Bilgisi ve benzeri derslerde sivil öğretmenler tarafından işleneceğini” söylüyor... 
Bu sivil öğretmenlerin bazılarının kimler olduğu da “ma’lûm” dan malûm!..

***
Türk Ordusuna, askerliğe “yakınlığı” (!) malûm TARAF gazetesi, bu haberi manşetten alaylı bir şekilde, “Okulla ilişiğiniz kesildi komutanım” diye veriyor... 

Erdoğan bu derslerin kaldırılmasının gerekçesini de açıkladı: “Avrupa Birliği İlerleme Raporları’nda da eleştiri unsuru imiş” ve şimdi “Millî Eğitim müfredatını çağın gereklerine, bilimdeki ilerlemeye, demokrasideki gelişmeye paralel bir seviyeyeye” taşıyorlarmış!.. Avrupa Birliği ilerleme raporlarında Türkiye’nin eleştirilmesine neden olan, Milli Eğitim şûralarında kaldırılması teklif edilen, 
“özellikle de asker öğretmenler tarafından verilmesi yadırgananMilli Güvenlik dersleri kaldırılıyor!.. 

Kısacası, AB istedi diye böyle oluyor ama asıl amaç Türk Ordusuna, “ordu-millet” geleneğimize yeni yeni bir darbe!..

AB kriterlerinde ordularda cinsel sapıklar, transseksueller, eşcinseller konumunda başka neler var, neler!.. 

Ve şimdi sıra, ilköğretim öğrencilerine her sabah okutulan, “Varlığım, Türk varlığına armağan olsun” cümlesiyle biten “Andımız” ın kaldırılmasında!..

Üst düzey bir AKP’li,  “1930’larda o dönemin Milli Eğitimi tarafından yazılmış, hiçbir kutsallığı olmayan bir metin. Bu çağda Türkiye’ye yakışmıyor. Tartışmalar, önceden başladı. Kamuoyunun da bu adım için hazır olduğunu düşünüyoruz. Bir anayasa değişikliği de gerekmiyor. Bugün karar verirsiniz yarın olur” demiş!!!  “Sahibinin” , Erdoğan’ın sesi!..

Evet “mahşerimizin süvarileri” doludizgin... Başka ülkelere nasip olmayan ruhumuz, hazinemiz bir plan gereği yok edilmekte ve bu fütursuz süvarilere “Dur!..” diyecek yok!

***
 
Okul çağlarımızda, o zamanlar “Askerlik dersleri” heyecanla beklediğimiz derslerdi... Üniformalı subayları kürsüde görmek, onları dinlemek ne büyük mutluluktu!.. 

Lise ve üniversitede her yıl iki hafta askerlik kampları yapılırdı.  “Üniformalı” subay ve astsubaylardaki ganimet Rus tüfekleriyle temel eğitim görürdük. Yaz tatilini kesmesine rağmen hiç yadırgamazdık.

Robert Kolej’de askerlik öğretmenimiz rahmetli Kore “kahramanı” Tahsin Yazıcı idi... Tahsin Yazıcı’dan o güzel Rumeli şivesiyle “Ferdasi cuni” diye Kurtuluş Savaşı menkıbelerini dinlerdik. “Bu vatan için anami babami çeserim” derdi. 

Robert Kolej’de askerlik kampı yaparken, bir gün bize tüfek çattırdı.. Ve “İstikamet denız marş marş” emrini verdi. Rıhtıma doğru koştuk ve denizin kenarına dayandık. O zaman Yüzbaşı Yazıcı kükredi: “Ben size dur emrını vermedim” diye. 

Biz de emir demiri keser diye sapır sapır denize atladık... İşte o ruh öyle bir ruhtu!Talihin cilvesi, rahmetli Yazıcı sonra Kore Tugayında komutanım ve Yassıada’da koğuş arkadaşım oldu. 

Nurlar içinde yatsın... Bütün “üniformalı” askerlik  öğretmenlerimiz de!


Dip Not:
 Nereden nereye geldik?!.. 

Sapı bizden baltalar kesti cumhuriyet çınarının dallarını;  emaneti ehline vermeyerek ve de sahip çıkmayarak...

Allah'a şükür ki o çınar, o baltaların (!) ulaşamayacağı gönüllere de kök salmıştır. Elbet "o fütursuz süvarilere de dur diyecek" dallar da o köklerden fışkıracaktır.

M. Kemal Adal
22 Mayıs 2016/İZMİR