CAMİLERİ RİYA BATAKLIĞINA DÖNÜŞTÜREN ZİHNİYET
Yaşar Nuri Öztürk
11 EYLÜL 2012
İslam’ın şirke geçit vermeyen mesajını tarih içinde en iyi kavrayanlardan
biri olan Hz. Ömer, sabah namazlarının arkasından halka vaaz vermek için izin
isteyen birine bu izni vermemiş, adamın, “İnsanlara öğüt vermemi engelliyor
musun? Öğüt vermekte ne sakınca olabilir?” serzenişine ise asırlara ders olan
şu muhteşem cevabı vermiştir:
“Böyle, namazların peşinden vaazlar vere vere böbürlenip şişerek ta Süreyya
yıldızına kadar uzayabileceğimizden korkmaktayım.” (Heytemî, ez-Zevâcir, 1/79)
Korktuğu aynen olmuştur.
Hz. Peygamber’in “Dört rekât olarak evlerinizde kılın, camiye sakın
sokmayın, aksi halde ilerde bunu farzlaştırırlar!” talimatı vererek camiye
sokulmasını engellediği ‘teravih’ namazını, ‘Ömer’in sünnetidir’
gerekçesiyle 20 rekâta çıkarıp camiye sokarak âdeta farzlaştıranlar aynı
Ömer’in az önce değindiğimiz sünnetine neden hiç kulak asmazlar; neden bu
sünneti hayata geçirmek için kıllarını kıpırdatmazlar? Kıpırdatmazlar, çünkü bu
‘sünnet’, işlerine gelmemektedir.
Kitleleri din adına ‘sayı ve fotoğraf müptelası’ yapanlar, Peygamber’in ilan
ettiği şu temel ilkeyi halka hiç hatırlatmadılar:
“Dininde samimi ol, azıcık bir ibadet sana yeter .” (Heytemî, ez-Zevâcir,
1/82)
Camilerde eğitim hizmeti olsun ama birilerini ‘kutsal adamlık’ payesine
ulaştırmak şeytanlığı güden ‘sahte öğütçülük, salya sümük aktörlükleri,
şeytancıl gözyaşı numaraları’ olmasın.
Bu millet şunu unutmuşsa yazıklar olsun bu millete: Türk halkının ırz ve
namusunu ayaklar altına alan haçlı işgalcileri topraklarımızdan sürüp atmak
için kelle koltukta cihada girişen Müdafaai Hukuk ve Kuvayi Milliye kadrolarını
‘Katli vacip haydutlar’ diye yaftalayan sarıklı namussuzlar bu lanetli
zehirlerini cami kürsülerinden kusuyor, şeyhülislam fetvası olarak işgalciler
eliyle dağıtıyorlardı. Şimdi biz buna ve bunun bugünkü devamı olan
yapılanmalara din mi diyeceğiz?
Buna hâlâ ‘din’ diyen ve tavrını ona göre belirleyen
şerefsizler elbette ki vardır ve olacaktır. Biz çok iyi biliyoruz ki,
emperyalizme hizmeti din olarak öne çıkaran ‘bağımsızlık ve özgürlük düşmanı
öğütçülük’ yani örtülü şirk dinciliği yoğunlaştıkça Türkiye’de ahlaksızlık,
yolsuzluk ve şiddet de yoğunlaşıyor.
Gayet tabiîdir bu. Öyle
tencereye böyle kapak. Riya aktörlüğünün götüreceği başka bir yer yok!
Öğüdün de eğitimin de en iyi ve en güvenli yeri mekteptir . Camiye gelince, İslam’ın zaten ibadet için özel mekân talebi yoktur. Herkes namazını
niyazını istediği yerde yerine getirir. İslam’a göre, bütün yeryüzü
mabet, bütün meşru filler ibadettir.
Omurga gerçek şudur: İslam’ın ibadeti birkaç rekât namazdan ibaret değildir.
Başka ibadetler de vardır ve onlar namazdan daha önemlidir. Çünkü namazın
aksine, onlara riya bulaşma ihtimali daha azdır. Bu yüzden onlar daha
erdiricidir.
TEMEL İBADET OKUMAKTIR, NAMAZ DEĞİL!
Kur’an’a göre, mesela, okumak, özellikle Kur’an okumak namazdan daha önemli, daha
öncelikli ve daha erdirici bir ibadettir.
Kur’an’ın emrettiği
temel ibadet okumaktır, namaz kılmak değil. Dahi ilahiyatçı Prof. Hüseyin Atay’ın ifadesiyle, “Din meselesinde namaz zurnanın son deliğidir. Onu ilk
delik yapanlar İslam’a kötülük ettiler.” (Ayrıntılar için bizim, Kur’an’ın Temel
Buyrukları adlı kitabımıza bakılmalıdır)
Bu gerçeklerden söz eden bir ‘öğütçü’ gören varsa söylesin!
Putlaştırılmış birilerinin reklamını yapmak için bir
tür ‘film seti’ne dönüştürülmüş camilerden Allah rızası beklemek bir aldanıştan
ibaret olmasaydı, yüz bin küsur caminin boy attığı Türkiye, dünyanın refah ve
ahlak cenneti olurdu. Oysaki bunun tam tersi olmuştur ve olmaktadır.
Cami sayısı arttıkça huzur, refah ve ahlakın paydası düşmektedir.
Denebilir ki, “Böyleleri olacaktır diye iyi niyetli öğütçüleri saf dışı etmek
doğru mu, onların günahı ne?”
Cevap, İslam’ı bilenler için son derece net ve
kısadır: “Hüküm, menfaat değil, mefsedet (bozgun, olumsuzluk) esas alınarak
verilir.”
Mefsedetin miktarı önemli değildir. Bir işte yüzde doksandokuz menfaatle yüzde
bir mefsedet yan yana gelse, hüküm yine de mefsedete göre verilir.
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder