A. İMAN ESASLARI. 1
2. İMAN.. 1
e)İman, imtihandan geçirilecektir, sınanacaktır 1
Dipnot: 3/173*: İtikat: İman
Esasları: İman:
İmtihandan geçirilecektir, sınanacaktır. Bak: 3/186; 4/66; 5/93; 8/2; 9/124; 33/22; 48/4; 58/22;
74/31. 2
Dipnot: *3/186: Dünya / Yeryüzü
Sınavı (Kaçınılmaz Test) 3
*3/186: Yaşadığı testlerde
içtenliğini ve tek Tanrı'ya ve gerçeğe olan bağlılığını kanıtlayanlar, gerek bu
dünyada ve gerekse ahiret hayatında mutlu bir yaşama kavuşur. Bak: 10/62; 24/55
ve 29/2,3. 3
Dipnot: 4/66*: Yaratılış ve
Varlıklar: İnsanlar: Hayat:
Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad-savaş. Bak: 4/95; 8/72; 9/20, 41, 88, 111;
33/23; 49/15; 61/11. 4
Dipnot: *8/2: İMAN VE NASİP
Dipnot: *74. GİZLENEN (MUDDESİR)
SÛRESİ: Edip Yüksel Çevirisi 74/1-56. 10
IV. A. 2. e.)
İMAN, İMTİHANDAN GEÇİRİLECEKTİR, SINANACAKTIR
A. İMAN ESASLARI
2. İMAN
e)İman, imtihandan
geçirilecektir, sınanacaktır
3. sure (ÂLİ IMRÂN)
173. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
Y.N. Öztürk :
O müminler ki, insanlar kendilerine,
"Halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!" dediklerinde, bu
onların imanını artırdı da şöyle söylediler: "Allah bize yeter. Ne güzel
Vekîl'dir O!"
Dipnot: 3/173*:
İtikat: İman Esasları: İman:
İmtihandan geçirilecektir, sınanacaktır. Bak: 3/186; 4/66; 5/93; 8/2; 9/124; 33/22; 48/4; 58/22;
74/31.
3/173*: İMAN, İMTİHANDAN GEÇİRİLECEKTİR, SINANACAKTIR:
O müminler ki, insanlar kendilerine, 'Halk size
karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!' dediklerinde, bu onların
imanını artırdı da şöyle söylediler: 'Allah bize yeter. Ne güzel Vekîl'dir O!' 3/173. s
Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da
imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine
kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve
oluşların en zorlularındandır. 3/186,
Eğer onlar üzerine, 'Kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın!' diye yazmış
olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama onlar kendilerine öğütleneni yapsalardı, onlar için hem
daha hayırlı olurdu hem de ömürlü olmaları bakımından daha yarayışlı.
4/66.
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara;
bundan böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları, sonra takvaya sarılıp
imanda kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup
güzellikler sergiledikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından ötürü
hiçbir günah yoktur. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.
5/93.
İnanmış olanlar ancak o kişilerdir ki, Allah
anıldığında yürekleri ürperip titrer ve onlara Allah'ın ayetleri okunduğunda,
bu onların imanlarını artırır. Ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.
8/2.
Ne zaman bir sure indirilse içlerinden biri, 'Bu hanginizin imanını
artırdı?' diye konuşur. İmanı olanların imanını
artırmıştır. İşte sevinip duruyorlar! 9/124.
Müminler, düşman hizipleri gördüklerinde şöyle
demişlerdir: 'Allah'ın ve resulünün bize vaat ettiği işte budur. Ve
Allah da resulü de doğru sözlüdür.' Bu onların
sadece iman ve teslimiyetlerini artırdı. 33/22.
O odur ki, müminlerin gönüllerine, imanları beraberinde
iman geliştirsinler diye, mutluluk ve huzur indirdi. Yalnız Allah'ındır
göklerin ve yerin orduları. Alîm'dir Allah, Hakîm'dir. 48/4.
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı
çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların
ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister
akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış
ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından
ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan
hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!
58/22.
Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre
sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap
verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş
olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman
sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık
olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; 'Allah bununla neyi örneklendirmek
istiyor?' desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini / dileyeni
saptırır, dilediğini / dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin
ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt
verici ve düşündürücüden başka şey değildir. 74/31.
MKA.
3. sure (ÂLİ IMRÂN)
186. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
Y.N. Öztürk :
Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan
edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden
de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya
sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır.
Dipnot: *3/186:
Dünya / Yeryüzü Sınavı (Kaçınılmaz Test)
*3/186:
Yaşadığı testlerde içtenliğini ve tek Tanrı'ya ve gerçeğe olan bağlılığını
kanıtlayanlar, gerek bu dünyada ve gerekse ahiret hayatında mutlu bir yaşama
kavuşur. Bak: 10/62; 24/55 ve 29/2,3.
10/62-64 (=Gözünüzü açın! Allah'ın velîleri için hiçbir
korku yoktur. Tasaya da düşmezler onlar.+ Onlar inanmış, takvaya sarılmışlardır.+
Dünya hayatında da âhirette de müjde vardır onlara. Allah'ın
kelimelerinde değişme / değiştirme olmaz. İşte budur o büyük kurtuluş.)
Kuran, çeşitli testlerden geçtikten sonra gerçeği
onaylayanlar için hem bu dünya hayatında ve hem de ahiret hayatında mutluluk
garantiler.
24/55 ( = Allah; sizin, iman edip hayra ve barışa
yönelik iyilikler yapanlarınıza şu vaatte bulunmuştur: Onlardan
öncekileri halef kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka halef kılacak. Onlar
için beğenip seçtiği dinlerini yine onlar için güç kaynağı yapacak, onları
korkularının arkasından mutlaka güvene ulaştıracak. Bana kulluk / ibadet
edecekler, hiçbir şeyi bana ortak koşmayacaklar. Bundan sonra nankörlük
edenlerse, yoldan sapanların ta kendileridir.)
29/2-3. (=İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine
bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar! +
Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri de fitne
yoluyla denemişizdir. Allah, özüyle sözü bir olanları elbette bilecektir. Ve O,
yalancıları da elbette bilecektir.)
Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.
4. sure (NİSA) 66.
ayet (Resmi: 4/İniş:98/Alfabetik:82)
Y.N. Öztürk :
Eğer onlar üzerine, "Kendinizi
öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek
azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama onlar kendilerine öğütleneni yapsalardı, onlar
için hem daha hayırlı olurdu hem de ömürlü olmaları bakımından daha yarayışlı.
Dipnot: 4/66*:
Yaratılış ve Varlıklar: İnsanlar: Hayat:
Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad-savaş. Bak: 4/95; 8/72; 9/20, 41, 88, 111; 33/23; 49/15; 61/11.
4/66*: HAYAT, MALLARIYLA VE CANLARIYLA ALLAH YOLUNDA
CİHAD -SAVAŞ:
Eğer onlar üzerine, 'Kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın!' diye
yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama onlar kendilerine öğütleneni yapsalardı, onlar için hem
daha hayırlı olurdu hem de ömürlü olmaları bakımından daha yarayışlı.
4/66.
İnananların; özür sahibi olmaksızın oturanlarıyla,
Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gösterenleri aynı değildir.
Allah, malları ve canlarıyla gayret gösterenleri oturanlara derece
bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellik
vaat etmiştir ama cihat edenleri, çok büyük bir ödülle, oturanlardan üstün
kılmıştır. 4/95.
Onlar ki inanıp hicret ettiler, mallarıyla, canlarıyla
Allah yolunda savaştılar ve onlar ki hicret edenleri barındırdılar, onlara
yardım ettiler, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İman
edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edecekleri vakte kader size onların
yönetiminden bir şey düşmüyor. Ama sizden dinde
yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluk
aleyhinde olmamak üzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah,
yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir. 8/72.
İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla,
canlarıyla didinenler derece bakımından
Allah katında daha yücedirler. Kurtuluşa erenler de işte bunlardır.
9/20.
Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak mutlaka seferber olun ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Eğer
bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. 9/41.
Fakat resul ve onunla birlikte iman edenler,
mallarıyla, canlarıyla didindiler. İşte bunlarındır tüm hayırlar. İşte
bunlardır tam kurtulanlar. 9/88.
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında
kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda
çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın;
Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır
bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu
antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o
büyük başarının ta kendisi. 9/111.
İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri
sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı adadığını yerine getirdi,
bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değişmediler. 33/23.
Müminler ancak şu kimselerdir ki, Allah'a ve
resulüne iman ederler; sonra hiçbir kuşkuya düşmezler ve mallarıyla, canlarıyla
Allah yolunda didinirler. İşte bunlardır, özü sözü birbirine
uyanlar. 49/15.
Allah'a ve onun resulüne inanır, Allah yolunda
mallarınız ve canlarınızla didinirsiniz. İşte bu, sizin için en hayırlısıdır;
eğer bilirseniz. 61/11.
MKA.
5. sure (MÂİDE) 93.
ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)
Y.N. Öztürk :
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara; bundan
böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları, sonra takvaya sarılıp imanda
kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup güzellikler sergiledikleri
takdirde, daha önce tatmış olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur. Allah,
güzel düşünüp güzel davrananları sever.
8. sure (ENFÂL) 2.
ayet (Resmi: 8/İniş:93/Alfabetik:22)
Y.N. Öztürk :
İnanmış olanlar ancak o kişilerdir ki, Allah anıldığında
yürekleri ürperip titrer ve onlara Allah'ın ayetleri okunduğunda, bu onların
imanlarını artırır. Ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.
Dipnot: *8/2:
İMAN VE NASİP
"Bu (Kur'an), bir öğüt verici, düşündürücüdür.
Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir." 73/19.
İMAN, KİŞİSEL SEÇİM VE TERCİHİNE BAĞLI OLARAK
DİLEYENLERİN NASİBİDİR.
Nasip nedir?
Nasip: (sözlükte birinin payına düşen / bir kimsenin elde edebildiği, sahip
olabildiği / kısmet, talih, baht, kazanç denilen şey,) herkesin / insanların
kendi seçim ve tercihinin eyleme dönüşmesinin bir sonucu olarak, Allah'ın
dilemesiyle kendine dönen, iyi veya kötü 'kazanım' larıdır.
İnsan için, çabası
karşılığında, nasibinden ötesi ( fazlası / eksiği) yoktur.
Çünkü:
Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası
yoktur. Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir. Sonra karşılığı
kendisine hiç eksiksiz verilecektir. 53/39- 41.
Çünkü:
Korunup sakınanları Allah, kendi başarıları yüzünden
kurtarır. Ne kötülük dokunur onlara ne de kederlenirler. Allah Haalik'tir, her
şeyin yaratıcısıdır. Her şey üzerine vekil olan da O'dur. 39/61-62
Ve:
Kim güzel bir işe aracı olursa ondan ona bir pay
vardır. Kim kötü bir şeye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah her
şeye, herkese gıda ulaştırır, Mukît'tir. 4/ 85.
İnsan, kişisel seçim ve
tercihiyle inancını, inancına bağlı dilemesiyle de nasibini belirler. Allah,
seçim ve tercihi size bırakmıştır.
Çünkü:
…İnsanlardan
bazısı şöyle der: 'Ey Rabb'imiz, bize dünyada ver.' Böylesi için ahirette bir
nasip yoktur. Onlardan kimi de şöyle yakarır: 'Ey Rabb'imiz, bize dünyada da
güzellik ver, ahirette de güzellik ver. Ve bizi ateş azabından koru. İşte böyle diyenlere kazandıklarından bir nasip
vardır. Allah, hesabı çok çabuk görür. 2/ 200-202.
Böyle olduğu için, Ayetlere ve
ahirete inanmayanların dünyada kazandıklarından ahirette işlerine yarayacak bir
nasipleri yoktur. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler, sadece dünyada
yapıp ürettiklerini karşılık olarak bulacaklardır.
Ayetlerimizi ve ahirete varılacağını yalan sayanların
tüm yaptıkları, boşa gitmiştir. Bulacakları karşılık, yapıp ürettiklerinden
başkası olmayacaktır. 7/147.
Nasip ile ilgili Sünnetullah
(Allah'ın değişmez yol ve yasası, varlık kanunları) odur ki:
Allah'ın ayetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk
etmez. Onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür. 16/104.
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz.
Kim Allah'a inanırsa Allah O'nun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar. Ve Allah
her şeyi en iyi biçimde bilmektedir. 64/ 11.
Bizim uğrumuzda didinenleri biz, yollarımıza elbette
ulaştıracağız. Allah, güzel düşünüp güzel davrananlarla mutlaka beraberdir.
29/69.
... Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı
şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini / birey olarak kendilerine ilişkin
olanı değiştirmedikçe, değiştirmez…13/
11.
Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti,
o toplum birey olarak içlerindekini / birey olarak kendilerine ilişkin olanı
değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir.
8/ 53.
Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden yarattık.
Halden hale geçiririz onu. Sonunda onu işitici,
görücü yaptık. Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.
76/ 2-3.
Herkes kendi inancını beğenir,
İnanmayana da yaptığı güzel görünür ama İnanla inanmayan benzeşmez, bir
değildir.
Ya o kişi? Yaptıklarının kötülüğü kendisine allanıp
pullanmış da onu güzel görüvermiş. Doğrusu şu: Allah dilediğini / dileyeni
saptırır, dilediğini / dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. O halde canın
onlar için üzüntülere dalmasın. Hiç kuşkusuz, Allah onların ürettiklerini /
ortaya koydukları oyunları çok iyi bilmektedir. 35/8.
Bu, kendi, ellerinizin üretip önden gönderdiği
yüzündendir. Allah, kullara asla zulmedici değildir. 3/182
Çünkü:
Körle, gören bir olmaz! Karanlıklarla ışık da bir
olmaz! Gölge ile sıcaklık da aynı değildir. Diriler de eşit olmaz, ölüler de.
Allah dilediğine / dileyene işittirir. Ama sen, kabirlerdekilere
işittiremezsin! 35/19-22.
Bu sebeple, güzel düşünüp
güzel davrananlara kazandığından fazlası / dahası da varken, kötülük kazananlar
sadece 'ellerinin kazandığına' teslim edilmişlerdir.
Güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik var. Dahası
da var. Onların yüzlerine kara da bulaşmaz, zillet de... Cennetin dostlarıdır
onlar; sürekli kalıcıdırlar orada. Kötülük kazananlara ise kötülüğün miktarınca
karşılık vardır. Ama yüzlerini bir zillet de kaplar. Onları Allah'tan
kurtaracak kimse yoktur. Yüzleri gece parçalarından karanlıklarla kaplanmış
gibidir. Ateşin dostlarıdır bunlar. Sürekli kalıcıdırlar içinde.
10/26-27.
Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı
kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi,
kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir
dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez.
İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü
onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır. 6/70.
İşte orada, her benlik önceden gönderdiği şeyi kendisi
deneyecektir. Hepsi gerçek Mevlâ'larına döndürülmüş, iftira aracı yaptıkları
şeyler kendilerini koyup gitmiştir. 10/ 30.
Çünkü Allah, her benliği kendi kazandığıyla karşı
karşıya getirecektir. Allah, hesabı çok çabuk görür. 14/51.
Zalimlere, 'kazanmış olduğunuzu tadın!' denildiğinde,
kıyamet günü o kötü azaptan yüzünü kim koruyabilir? 39/24.
Allah, hür iradeleri ile
inkârı / küfrü seçenlerle ilgili olarak, Kur'an'da elçisine buyuruyor ki:
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde,
onlardan yüz çeviren ve iki elinin hazırlayıp önden gönderdiği şeyleri
unutandan daha zalim kim olabilir? Şu bir gerçek ki, biz onların kalpleri
üzerine onu anlamamaları için kabuklar geçirdik, kulakları içine de ağırlıklar
koyduk. Onları hidayete çağırsan da bu durumda hidayete asla ulaşamazlar.
18/57.
De ki: 'Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.' Ama
sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki! 21/45.
Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse,
sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de
çıkaramazsın. Teslim olmuş kişiler halinde ayetlerimize inananlardan başkasına
sesini duyuramazsın. 27/ 80-81.
Artık sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde
sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Ve sen körleri de sapıklıklarından aydınlığa
çıkaramazsın. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere dinletirsin de onlar
müslüman oluverirler. 30/ 52-53.
Allah, Seçim ve tercihleri
öyle olduğu için o kalpleri mühürler.
Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlar için her
türlü örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, o inkâr edenler mutlaka
şöyle diyeceklerdir: 'Siz, eskiyi hükümsüz kılanlardan başkası değilsiniz.'
İlimden nasipsizlerin kalpleri üzerine Allah işte böyle mühür basıyor.
30/ 58-59.
Kendilerine gelmiş bir kanıt olmaksızın Allah'ın
ayetleri hakkında mücadele edenlerin durumu, hem Allah katında hem de
inananların katında büyük bir öfke konusu olmuştur. Allah, tüm zorba, kibirli
kalpler üzerine işte böyle mühür basıyor. 40/ 35.
İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından
çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: 'Az önce ne
söyledi?' İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş
arzularının ardına düşmüşlerdir. 47/ 16.
İmandan nasipsiz olanlar için
Sonuç:
Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye
düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var? 47/ 24.
Başlarına gelenler; ahitlerini bozmaları, Allah'ın
ayetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve
'kalplerimiz kılıflıdır' demeleri yüzündendir. Doğrusu, Allah küfürleri
yüzünden kalpleri üzerine mühür basmıştır da pek azı müstesna, iman etmezler.
4/155.
De ki: 'Düşünün bakalım; Allah, işitme gücünüzü,
gözlerinizi alsa, kalpleriniz üzerine mühür bassa, Allah'tan başka hangi ilah
onları size geri verecek?' Bak nasıl türlü türlü açıklıyoruz ayetleri, yine de
yüz çeviriyorlar! 6/ 46.
Kendisinin ilahı olarak kendi duygu ve arzusunu almış
kişiyi gördün mü? Allah onu bir ilim üzerine saptırmış, kulağı ve kalbi üzerine
mühür basmış, gözünün üstüne de bir perde çekmiştir. Allah'tan sonra ona kim
kılavuzluk edecektir. Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz? 45/ 23.
İmandan nasibi olanlar için
Sonuç:
Ey iman edenler! Siz, kendinizi düzeltmeye bakın. Siz,
doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü
Allah'adır. O size neler yapıyor olduğunuzu haber verecektir. 5/105.
Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat / öğüt ver!
87/ 9.
Son Söz:
Allah, dilediğini, dileyene, dilediğince 'nasip'
eder.
'Vahiy', 'Kâinat' ve' İnsan' kitaplarının 'ayet'leri ışığında, Seçim ve
Tercihlerimizi düşünerek ve bilinçli yapalım. İnşallah.
M. Kemal Adal
27 Şubat 2014 / İZMİR
9. sure (TEVBE) 124.
ayet (Resmi: 9/İniş:113/Alfabetik:104)
Y.N. Öztürk :
Ne zaman bir sure indirilse
içlerinden biri, "Bu hanginizin imanını artırdı?" diye konuşur. İmanı
olanların imanını artırmıştır. İşte sevinip duruyorlar!
33. sure (AHZÂB) 22.
ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
Y.N. Öztürk :
Müminler, düşman hizipleri
gördüklerinde şöyle demişlerdir: "Allah'ın ve resulünün bize vaat ettiği
işte budur. Ve Allah da resulü de doğru sözlüdür." Bu onların sadece iman
ve teslimiyetlerini artırdı.
48. sure (FETİH) 4.
ayet (Resmi: 48/İniş:109/Alfabetik:27)
Y.N. Öztürk :
O odur ki, müminlerin gönüllerine,
imanları beraberinde iman geliştirsinler diye, mutluluk ve huzur indirdi.
Yalnız Allah'ındır göklerin ve yerin orduları. Alîm'dir Allah, Hakîm'dir.
58. sure (MÜCÂDİLE) 22.
ayet (Resmi: 58/İniş:104/Alfabetik:66)
Y.N. Öztürk :
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir
topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk
kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları
olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine
imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları,
altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada.
Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın
hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta
kendileridir!
74. sure (MÜDDESSİR)
31. ayet (Resmi: 74/İniş:4/Alfabetik:67)
Y.N. Öztürk :
Biz, cehennem yârânını hep melekler
yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka
şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler.
İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman
sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış
bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler.
İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya
ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir
öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.
Dipnot: *74. GİZLENEN (MUDDESİR) SÛRESİ: Edip Yüksel Çevirisi 74/1-56.
Rahman ve Rahim Allah'ın İsmiyle
1- Ey gizlenen,
2- Kalk ve uyar.
3- Rabbini yücelt.
4- Örtülerini temizle.
5- Kötülükten uzaklaş.
6- İhtiraslı olma.
7- Rabbin için sabret.
8- Duyuru yapıldığı zaman,
9- İşte, zorlu gün o gündür.
10- İnkârcılar için kolay değil.
11- Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.
12- Ona hem zenginlik verdim,
13- Hem de gözü önünde çocuklar...
14- Ona nimetler yağdırdım.
15- Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.
16- Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
17- Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
18- Nitekim o düşündü; ölçtü biçti.
19- Kahrolası, ne biçim ölçüp biçti.
20- Kahrolası, gene ne biçim ölçüp biçti.
21- Baktı.
22- Sonra surat astı, kaşlarını çattı.
23- Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı:
24- "Bu," dedi, "etkileyici bir büyüden başka bir şey
değil."
25- "Bu sadece bir insan sözüdür."
26- Onu Sakar'a atacağım.
27- Sakar nedir bilir misin?
28- Ne bırakır, ne de yüklenir (tam ve mükemmel),
29- Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır.
Matematiksel Mucizenin Kodu
30- Üzerinde ondokuz vardır.
31- Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların
sayısını (ondokuz'u) da, (1) inkârcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk
kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) inananların
inancını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını
ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkârcılar da,
"ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?" desinler. Böylece ALLAH
dilediğini / dileyeni saptırır ve dilediğini / dileyeni de doğruya iletir.
Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir
mesajdır.
32- Hayır, andolsun Ay'a,
33- Geçtiği vakit geceye,
34- Ağardığı vakit sabaha,
35- Bu büyüklerden birisidir.
36- Halklara bir uyarıdır.
37- İlerlemek yahut geride kalmak dileyenleriniz için.
38- Her kişi kendi günahıyla mahkûm olur.
39- Ancak sağ tarafta olanlar hariç;
40- Cennetler içindedirler, sorarlar,
41- Suçlulara:
42- "Sizi bu cezaya sokan nedir?"
43- Diyecekler ki, "Desteklemezdik / namaz kılmazdık
44- "Yoksula da yedirmezdik."
45- "Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."
46- "Yargı gününü yalanlardık."
47- "Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık."
Ne İsa, Ne Muhammed, Ne
Ali, Ne de Veli Onları Kurtaramaz
48- Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Ondokuz Mesajından
Kaçıyorlar
49- Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.
50- Ürkmüş zebralar gibi,
51- Aslandan kaçan...
52- Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar
verilmesini ister.
53- Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
54- Doğrusu, bu bir öğüttür.
55- Dileyen ondan öğüt alır.
56- ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır;
bağışlamanın kaynağıdır.
RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder