KUR'AN’IN IŞIĞINDA
4/58*: ADİL OLMAK:
4/58**: ADALETİ SAĞLAMAK:
4/58***: GÖREVİ EHLİNE VERMEK
VE
ELÇİ VE EMİR SAHİBİ, DİNİN SAHİBİ YAPILIRSA
KUR'AN' A GÖRE HÜKÜM - YETKİ SAHİPLERİNE İTAAT
İNCELEME VE
DEĞERLENDİRMESİ
KOVULMUŞ
- TAŞLANMIŞ ŞEYTANDAN ALLAH'A SIĞINIRIZ. (16/98)
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
Bu yazı RESUL KUR'AN'IN KUR'AN TEFSİRİ 4. NİSA, SURESİ E
KİTAP (MKA); 4 / NİSA / 58-59. AYETLER DİP NOTLARINDAN ALINTI YAPILARAK
HAZIRLANMIŞTIR. – M. Kemal Adal
Emanete Riayet Etmek: 4/58
Görevi Ehline Vermek: 4/58
Adil Olmak: 4/58
Adaleti Sağlamak: 4/58
Y.N. Öztürk
Şu bir gerçek ki, Allah size
emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde
adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor.
Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür.
M. Esed
Allah, size emanet edilen (şey)leri ehil olanlara tevdi
etmenizi ve her ne zaman insanlar arasında hüküm verecek olursanız adaletle
hükmetmenizi emreder. Allahın size yapılmasını tavsiye ettiği (şey), mutlaka en
güzel (şey)dir: Allah, kesinlikle her şeyi işitendir, her şeyi görendir.
Dipnot: 4/58*: İnsanın
Kendisine ve Çevresine Karşı Ahlaki Sorumlulukları: İyi ve Övülen Tutum ve
Davranışlar (Salih Ameller / İyi İşler / İyi Eylemler): Adil Olmak. Bak: 5/8, 42; 7/29; 16/76, 90;
49/9; 57/25.
4/58*: ADİL OLMAK:
Şunu da söyle: 'Rabbim bana adaleti emretti.
Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun. Dini yalnız O'na özgüleyerek O'na
yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz.' 7/29.
Allah şöyle bir örnekleme de yaptı: İki adam; birisi dilsiz; hiçbir şeye gücü
yetmez, efendisi / yöneticisi üstüne sadece bir yük. Efendi onu nereye gönderse
hiçbir hayır getiremez. Şimdi bu adam, dosdoğru bir yol
üzerinde bulunup adaletle emreden kişi ile aynı olur mu? 16/76.
Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel
davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden /
edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık, doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar.
Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor. 16/90.
Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan
kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli
davranmaktan men etmez. Allah, adaleti
ayakta tutanları sever. 60/8.
Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara
ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında
hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu
şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok
iyi görür. 4/58.
Yemin olsun, biz, resullerimizi açık seçik delillerle gönderdik ve onlarla
birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar
adaleti ayakta tutsunlar / adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de
indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu
sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini
bilecektir. Allah Kavî'dir, Azîz'dir. 57/25.
Müminlerden iki zümre çarpışırlarsa, onların aralarında hemen barışı kurun!
Eğer onlardan biri öteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık
edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer vazgeçerse, yine ikisi
arasını adalet ve dürüstlükle sulh edin. Kuşkusuz, Allah
adalette titiz davrananları sever. 49/9.
Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde ister
aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen
sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında
hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri / adaleti ayakta
tutanları sever. 5/42.
Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün
tanıkları olarak Allah için kollayıp
gözetleyenler olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz
davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya / korunup sakınmaya daha uygundur.
Allah'tan sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. 5/8.
MKA.
4/58**: Toplumsal Düzen:
Siyaset: Yönetim İlkeleri: Adaleti Sağlamak. Bak: 4/105-109, 135; 5/8;
16/126; 38/26; 60/8.
4/58**: ADALETİ SAĞLAMAK:
Ey Davûd, seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar
arasında hakla hükmet; geçici hevese uyma
ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlar için, hesap
gününü unutmuş olmaları yüzünden şiddetli bir azap vardır. 38/26.
Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan
kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz,
elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır. 16/126.
Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan
kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli
davranmaktan men etmez. Allah, adaleti ayakta tutanları sever.
60/8.
Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın
sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın
hainlere yardakçı olma! Allah'tan af dile; Allah çok affedici, çok
merhametlidir. Öz benliklerine hainlik edenler için didinip durma. Çünkü Allah,
sürekli hainlik eden günahkârı sevmez. İnsanlardan gizleniyorlar / gizliyorlar
da Allah'tan gizlenmiyorlar / gizlemiyorlar. Oysaki O, O'nun hoşlanmadığı sözü
gece boyu sarf ederlerken onlarla beraberdir. Allah, onların yapmakta
olduklarını çepeçevre kuşatmıştır. Diyelim, siz onlar için dünya hayatında
mücadele verdiniz. Peki, kıyamet günü Allah'a karşı onlar için kim mücadele
verir, onlar hakkında kim vekillik yapar? 4/105-109.
Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de
olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik
ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler
olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın.
Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah yapmakta
olduklarınızdan haberdardır. 4/135.
Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle
hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor.
Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür. 4/58.
Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün
tanıkları olarak Allah için kollayıp
gözetleyenler olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz
davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah'tan
sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. 5/8.
MKA.
4/58***: Toplumsal Düzen:
Siyaset: Yönetim İlkeleri: Görevi Ehline Vermek.
4/58***: GÖREVİ EHLİNE VERMEK
Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve
insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah
size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar;
Basîr'dir, çok iyi görür. 4/58.
MKA.
Siyasal Egemenlik: 4/59
Müslümanların Hz. Peygambere
Uyma Yükümlülükleri: 4/59-65
Y.N. Öztürk
Ey iman sahipleri! Allah'a itaat
edin. Resule ve sizin içinizden olan/sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki
sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a
ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız
hem daha hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.
M. Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha, Peygambere ve aranızdan
kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara itaat edin; ve herhangi bir konuda
anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allaha ve Peygambere götürün, eğer Allaha ve
Ahiret Gününe (gerçekten) inanıyorsanız. Bu (sizin için) en hayırlısıdır ve
sonuç olarak da en iyisidir.
Dipnot: *4/59: Yaşayan elçiye ve yaşayan görevlilere
uymanın anlamı, Yaşayan elçiye ve yaşayan görevlilere uymak, onların
görüşlerini veya emirlerini 'Allah'ın Emri' diye mutlak, değişmez ve yanılmaz
bilmek değildir. Bak: 60/12:
Bak 60/12: 'Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak
koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri,
elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan
etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla bey'atleş
ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.'
Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.
ELÇİ VE EMİR SAHİBİ, DİNİN SAHİBİ YAPILIRSA
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, elçiye itaat edin
ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz,
Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve elçiye arz edin.
4- Nisa Suresi 59
İnsanlar topluluklar halinde yaşarlar. Bu toplu yaşamda ortak kararı, ortak
prensipleri, kimi durumlarda ortak orduyu, savaş ve barış kararı gibi kritik
kararları da hayata geçirmek gerekir.
Elçi (Hz. Muhammed)
kendi döneminde toplumun başı olarak birçok kritik kararı alırdı. Bunlara da
uymak gerekirdi, çünkü Hz. Muhammed o dönemde hem elçi, hem de 'emir sahibi'
(ulul-emr) olarak toplumun başıydı.
Peygamber'in vefatından
sonra Müslümanlar'ın içlerinden seçecekleri kişi veya kişiler bu vazifeyi
yerine getirebilir ve onlara da itaat gerekir.
Fakat bu itaat hiçbir
zaman Allah'ın hükümlerine ilave hükümler yapılması manasına gelmez. Çünkü
Kuran'dan Kuran'ın her şeyi açıkladığını, detayları verdiğini ve dinin Kuran'a
eşit olduğunu anlıyoruz.
Eğer ki elçiye itaatten ve emir sahiplerine itaatten
ilave farz veya haram yetkisi anlaşılsaydı ortaya şu mantıksız tablo çıkardı:
Yenmesi haram olanları örnek olarak ele alalım;
Kuran'da 1- Leş, 2-Kan, 3- Domuz eti, 4- Allah'tan başkası adına kesilen
hayvanlar haram kılınmıştır.
Elçiye itaatten kasıt elçinin ilave haramlar getirmesi olsaydı elçi, 5- Midye,
6- Karides, 7- Eşek eti şeklinde haram listelerini genişletebilirdi.
Nitekim mezhepçiler
bunu iddia etmektedirler.
Peki, o zaman bir dönem Sünni Müslümanlar'ın halife
olarak emir sahibi kabul ettikleri Yavuz Sultan Selim 8- Tavuk, 9- İnek eti,
10- Palamut balığı şeklinde bu listeyi uzatıyor olsaydı ve 'Elçiye itaat
ayetleriyle bunları haram kılıyorsanız, Emir sahibine itaat ayetiyle de, ben
bunları aynı mantıkla, aynı şekilde haram kılıyorum.' deseydi ne derdiniz?
Elçiye itaat edin
ayetiyle, Kuran'ın hükmünün iptal yetkisinin (neshin) Peygamber'e verildiği
şeklindeki iddiayı hatırlayalım. [25. Bölümdeki nasih mensuh konusunu hatırlayın]
O zaman biri çıkıp aynı mantıkla emir sahibi de kendinden evvelki dini
hükümleri değiştirebilir iddiasını yapar ve emir sahibi 'Zinayı, hırsızlığı
helal yapıp, namazı orucu kaldırıyorum, bunlar da benim nasihlerim (iptal
yetkisini kullanmam).' derse ne diyeceksiniz?
Bunun için sizin mantığınızda olduğu gibi emir
sahiplerine itaat edin ayetini çekiştirip, kendini Allah gibi dini hüküm koyucu
mertebesine çıkarırsa sonuç ne olur?
Eğer elçiye itaatle
elçi ilave helaller, haramlar ve iptaller yapabiliyorsa o zaman aynı tarzdaki
ayetle emir sahiplerinin (Yöneticilerin) de aynı hakka kavuşmaları gerekirdi.
Görüldüğü gibi Kuran'ı bir bütün şeklinde kabul etmeden
çekiştirmeye kalkmanın sonu felakettir.
Uydurulan Din, Kuran'daki Din E – Kitap
KUR'AN' A GÖRE HÜKÜM - YETKİ SAHİPLERİNE İTAAT
Bu yazıda ilke bazında ve Kurana göre, içimizden olan / bizim
seçtiğimiz 'Hüküm ve yetki sahipleri' ne itaat konusunu doğru değerlendirip
açıklığa kavuşturmak zarureti vardır.
Öncelikle dini referans / başvuru kaynağının ne olduğunu birlikte hatırlayalım:
Kuran'a bakınca şunu görmekteyiz ki Allah'a ve elçisine itaat
iki ayrı kavram değildir. Bu yüzden 'Allah'a uymak için Kuran'a, elçiye uymak
için ise Kuran dışında başka kitaplara uymalı' görüşü hatalıdır.
Kuran ayetlerinin
gösterdiği gibi, 'Allah ve elçisi' tek bir hukuk ve itaat kaynağına karşılık
gelir.
Çünkü Allah ve elçisi iki ayrı dinî kaynak getirmezler.
Allah'ın gönderdiği ve elçisinin inananlara ilettiği mesaj 'tek'tir. O tek
kaynak Kuran'dır.
İtaat ve boyun eğmenin
yöneleceği tek otorite Allah'tır. Ancak Allah her kulu ile tek tek görüşmediği
için insanlar arasından birisini seçip, yasalarını ve emirlerini o kulu
aracılığı ile diğerlerine iletmiştir. O Kişi, Nebi peygamber'dir çünkü Allah
haberini / vahyini (Cebrail melek ile) ona iletir. Aynı zamanda o kişi ' Resul
/ elçi'dir çünkü mesajı kendisine saklamaz, diğer kullara iletir. Allah'ın
Haberini (Kitabını) diğer kullara ulaştıran bu kişiye 'peygamber' ve Allah'ın
mesajını (Kitapta bildirileni) iletene 'elçi' (Resul) denir.
Allah'a kulluk, Allah için iş yapıp değer üretmektir.
Yalnız ve ancak Allah'ın kulu olanlar (gerçekten Allah için iş yapıp değer
üretenler), asla başka hiçbir kimseye kulluk / kölelik yapmaz / yapmamalıdır.
Elçi, insanları bu yasalara
uymaya çağırmakla kalmaz, kendisi de bu yasaya uymakla yükümlüdür. Bu
sebepledir ki: Hz. Muhammed, Allah'ın kulu ve Resulüdür.
Elçi kendi fikirlerini
değil, kutsal mesajı insanlara iletir. Elçinin dinî anlamda Kuran dışında
getirdiği bir söz yoktur:
Bu
yüzden Allah ve elçisi iki ayrı kaynak değildir.
Allah'a ve elçisine itaat, tek bir kaynağa, yani
Allah'ın indirdiği Kitap'a (Günümüzde Kur’an’a ve Kur’an’ın
Anadilde Çevirilerine) uymakla mümkün olur.
Bu sebeple 'Hüküm ve yetki sahipleri' ne itaat konusu ile ilgili olarak
beyyine aradığımızda, Kuran ayetlerini değerlendirmemiz yeterli olacaktır.
Bilindiği gibi, 'Emri maruf, nehyi münker / İyiyi öğütleyip, kötüden
sakındırmak' , Müslümanlara Farz-ı Kifayedir ve Dini referansları özel çıkarlar
için saptırıp, istismar etmek (kötüye kullanmak) da Allah ile aldatmaktır.
Beyyine / delil olarak gösterilen Kuran ayetlerine, 'hak' söze getirilen
'batıl' yorumlara, anladığınca karşı çıkıp düzeltmeyenler, riyakâr / ikiyüzlü
konumuna düşerler.
Ayrıca tüm toplumu
ilgilendiren konularda, toplumu gerçeklerden uzaklaştıran, önemli yanlış
değerlendirme ve anlayışları doğru bildiğince ve samimiyetle Allah'ın rızasını
gözeterek maddi manevi gücü nispetinde düzeltmeyenler, Topluma karşı
görevlerini yapmamakla ve sorumluluklarını yerine getirmemekle ve 'Zulmü ve zalimi
desteklemekle, zalimin zulmüne ortak olmakla) Allah katında sorumlu olurlar.
Kuran’a göre, içimizden olan / bizim seçtiğimiz 'Hüküm
ve yetki sahipleri' ne itaat konusunu doğru değerlendirip
değerlendirmediğimizi, Kuran'da verilen bir mesajı doğru algılayıp anlamak
için, bir ayeti doğru yorumlamak için, o ayetin siyakına ve sibakına (öncesi ve
sonrasına) bakalım ve tekrar düşünelim:
'Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara
vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.
Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar;
Basîr'dir, çok iyi görür. Ey iman sahipleri! Allah'a itaat edin. Resule ve
sizin içinizden olan / sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine de itaat
edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a ve âhiret gününe
inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı
hem de sonuç bakımından daha güzeldir. (4. sure (NİSA) 58-59. ayetler)
4. sure (NİSA) 58 ayette Allah'ın emri açık ve net: '
Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve
insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.'
Öncelikle içimizden
olan ve bizim seçeceğimiz 'Hüküm ve Yetki Sahipleri’ne bu emanetleri verecek
olan Müslümanların, işe ehil olanlarını seçmesi / atandırması ve seçilmiş /
atanmış olanların da insanlar arasında hükmettiğinde adaletle hükmetmesi, Allah
tarafından emrediliyor.
Bundan hareketle 4. sure (NİSA) 59 ayetteki İTAAT
EDİLMESİ GEREKEN 'sizin içinizden olan / sizin seçtiğiniz 'Hüküm ve Yetki
Sahipleri’nin 'EMANETE EHİL OLANLAR VE ADALETLE HÜKMEDENLER' OLDUĞU KESİNDİR.
Hüküm ve yetki sahibi,
içimizden de olsa / bizim seçtiğimiz de olsa, 'ehil değilse ve adaletle
hükmetmese' bile, Allah'ın emri ve isteği budur diye bu ayete yorum getirmek,
ayetin anlamını kaydırmak ve saptırmaktır. Allah'ın böyle bir uygulamaya
rızasının olacağını Kuran'ın verdiği mesajda var olduğunu söylemek muhaldir.
(Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız) .
'Çünkü Allah Zalimleri / Zulme sapanları sevmez' (3 /
57, 140; 42 / 40)
Prof. Dr. Sayın Yaşar Nuri Öztürk, KUR'AN'IN YARATTIĞI
MUCİZ E DEVRİMLER kitabında, konumuzla ilgili olarak aşağıdaki ayeti delil
gösteriyor:
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak
koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri,
elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan
etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla
bey'atleş ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr'dur,
Rahîm'dir. (60 / MÜMTEHİNE / 12)
Ve şöyle diyor:
' Seçilen 'iyilik ve güzelliği belirlenmiş işler
yapmak' yerine kötü, adalet ve hukuk dışı, zalimce işler yaparsa ne olacaktır?
Bu sorunun cevabı ayrı bir
mucize sergilemektedir. Cevabın omurgası olan kelime, isyan kökünden bir
fiildir ve şöyle bir cümlede kullanılmıştır: 'iyilik ve güzelliği
belirlenmiş bir işte isyan etmemek üzere biat.' O halde 'iyilik ve güzelliği belirlenmiş işler' yapmayan devlet
başkanı veya yönetime isyan hakkının bu ayetten çıktığında en küçük bir
tereddüt belirtmek Kur'an'a karşı çıkmak olur.'
Tereddüt şu noktada olabilir: Bu isyan şiddet de içeren bir isyan mı olacaktır yoksa
şiddetsiz karşı çıkışlar sergileyen bir isyan mı? Bu sorunun cevabı elbette ki
söz konusu olan kişi veya ekibin icraatı, zamanın ve zeminin şartları, yönetilen
toplumun çıkarları dikkate alınarak verilecektir.
Kur'an, olmazsa olmaz sınırı
göstermiştir:
' Kötülük ve şer üzere yönetim dayatıldığında dayatmayı
yapan, hâşâ peygamber de olsa karşı çıkılacaktır.'
(Kur'an'ın Yarattığı mucize
Devrimler, Yaşar Nuri Öztürk, 2010, İnkılâp kitapevi, Sayfa: 167)
MÜSLÜMANIM DİYEREK
AKSİNİ SAVUNANLAR!
“…Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına
inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?..” (2 /
BAKARA / 85)
ve
Bakın Hz. Ebubekir, Hz. Muhammet öldüğünde yaptığı
konuşmada konumuz olan ayetlerle ilgili olarak ne diyor:
'Ey Ensar ve Muhacirinin ileri gelenleri! Elbette bu toplumu idare edecek bir
yöneticiye ihtiyaç vardır. Bu hususta Allah'ın kitabı
ve Resulün sünneti bizim tek ölçümüzdür. Peygamberimiz (sav) hayatta olmadığına
göre bu işi elbette sizler yapacaksınız. Çünkü yüce Allah bize 'Mü'minlerin
işleri aralarında istişare iledir' buyurmaktadır.
Biz de istişarelerimizde Allah'ın bizden uymamızı istediği 'Allah'a itaat ve
peygambere itaat' yani 'Allah'ın kitabı ve Resulün sünneti' ile hüküm
vereceğiz. İstişarelerimizin amacı hakkı bulmak, adaleti sağlamak ve ortaya
çıkan meselelerimize ortak akıllar doğru çözümler bulmak şeklindedir.'
'İdareci, toplumun kendisine itaat ettiği ve bu sayede onunda toplumun birlik
ve dirliğini sağladığı kişidir. Peygamberimiz (sav) hayatta iken şüphesiz bunu
en mükemmel şekilde yapmıştır.'
Pazartesi öğleden sonra
Hz. Ebubekir halife seçilir. Salı günü Sabah namazını kıldıran Hz. Ebubekir
tıklım tıklım dolu olan Mescid-i Şerifte ayağa kalkar ve şöyle konuşur:
'Ey İnsanlar! Ben işlerinizi yapmak üzere sizler tarafından seçilmiş
bulunuyorum. Ben sizin en hayırlınız değilim. Vallahi bu işi ne şimdiye
kadar düşündüm ve ne de böyle bir isteğim oldu. Hiç istemediğim ve arzu etmediğimi
bir vazife bana sizler tarafından verilmiş bulunmaktadır.
Emmâ ba'd feyâ
İbadallah! / Bundan sonra; ey Allah'ın Kulları! Şayet iyilik yaparsam bana
yardım ediniz. Fenalık yapacak olursam bana yol gösteriniz. Ben Allah'a ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat
ediniz.
Şayet Allah'a ve Resulüne itaat etmezsem, sizin de bana itaat etmeniz
gerekmez.
Doğruluk emanettir;
yalancılık ihanettir. Bundan sonra İnşallah / Allah'ın izniyle içinizde en
zayıfınız hakkı alınıncaya kadar katımda en güçlünüz olacak, en güçlünüz de
üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alınana kadar katımda en zayıfınız
bulunacaktır.
Ey İnsanlar! Allah için cihadı asla terk etmeyiniz! Biliniz ki cihadı terk eden
kavim zelil olur. Kendim için ve sizler için Allah'tan af ve afiyet dilerim
'
Şimdi sıra Allah'ın rızasını arayan kişilerin düşünüp,
doğru olanı kendi gönül gözleriyle görüp anlamalarında.
Unutmayalım:
'Allah, pisliği aklını kullanmayanların üzerine bırakır.' (10 / Yunus / 100)
M. Kemal ADAL
2 Haziran 2013/ İZMİR
adalkemal1@gmail.com
RESUL KUR'AN'IN KUR'AN MESAJLARI - M. Kemal Adal
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder