DİNE
EN BÜYÜK ZARARI SAHTEKÂR DİN ADAMLARI VERİYOR
*2/4: Daha önceki Tanrısal kitaplar tahrifata
uğramasına rağmen Tanrısal mesajı hala içerir. Tevrat ve İncil, SADECE
Tanrı'ya kul olma mesajını hala taşır (Tesniye 6:4-5, Markos 12:29-30 ) Ana mesajla ilgili tüm tahrifatlar
kolaylıkla belirlenebilir.
Tesniye 6:
4. «Dinle, ey İsrail! Tanrımız RAB tek RABdir.
5. Tanrınız
RABbi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz.
Markos 12:
29İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey
İsrail! Tanrımız
Rab tek Rab'dir.
30 Tanrın Rab'bi
bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’
Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.
**2/4: HIRİSTİYANLIKTAKİ BABA-OĞUL MESELESİ:
Dinimizin bağlıları Hıristiyanlar'ın ve Museviler'in sapmalarını çok iyi tespit
eder ve çok mantıklı eleştirirler. Ne yazık ki bu eleştiriyi yapanların birçoğu
Kuran dışı dini kaynaklara tabi olmuşlar veya mezheplerin hegemonyasına
girmişlerdir.
Hıristiyanlıktaki en büyük
sapma olan Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu sapmasını ele alalım. Bugünkü
bilinen en eski İncil bile Latince'ye çeviridir. Hz. İsa'ya indiği dilde bir
İncil elde mevcut değildir. Orjinalinde ne olduğunu bilmediğimiz kelimeler
Latince'ye 'Baba' ve 'Oğul' şeklinde çevrilmiştir.
Fakat bu Latince tercümelerde bile 'Oğul' kelimesi sadece Hz. İsa için değil,
Allah'ın tüm sevgili kulları için kullanılır. Aynı şekilde Baba kelimesi de
sırf Hz. İsa'nın Baba'sı manasında değil tüm kulların Baba'sı manasında
kullanılır.
Siz göklerde olan Babanızın Oğulları olasınız.
İncil- Matta 5,45
... Benim Babamın ve sizin Babanızın, benim Allah'ımın
ve sizin Allah'ınızın yanına çıkıyorum.
İncil- Yuhanna 20,17
Yani mevcut İncil'i şu andaki tercümesiyle eline alan
bir kişi bile şu andaki anlatımıyla Allah'ın oğlu tanrı İsa'yı İncil'de
bulamaz.
Çünkü bu tabirin tüm insanlar için kullanılması, bu kavramın mecaz bir kavram
olduğunu gösterir. Bizim tahminimize göre İncil'in orijinalinde kul manasına
yakın bir kelime 'oğul', Yaratıcı manasına yakın bir kelime de 'baba' diye çevrilmiştir.
Fakat her şeye rağmen İncil'in
her yerinde bu kelime bu tarzda çevrildiği için, kelimenin tüm insanlık için
kullanılmış olmasından, ne manayı kastettiği anlaşılabilir.
Günümüzdeki İncil
çevirilerini incelemek bile tercümelerle Hıristiyanlıkta ne kadar tahrifat
yapılabildiği hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır.
35- İsa kovulmasını haber alır almaz onu aradı ve ona sordu, İNSANOGLU'na inanıyor musunuz?
Yeni Amerikan İncil- Yuhanna 9,35
35- İsa kovulduğunu duydu ve onu bulunca şöyle dedi: İNSANOGLU'na
inanıyor musunuz?
Yeni Uluslararası İncil- Yuhanna 9,35
35- İsa ne olduğunu duyunca adamı buldu ve ona: 'MESİH'e
inanıyor musunuz?' dedi.
Yaşayan İncil- Yuhanna 9,35
35- İsa kovulduğunu duydu ve onu bulunca şöyle dedi:
TANRININ OGLU'na inanıyor musunuz?
Kral James İncil'i- Yuhanna 9,35
4. tercümedeki Kral James
İncil'inde ilk iki İncil'deki insanoğlu lafzının nasıl Tanrı oğlu lafzına
çevrildiğine dikkat edin. Ayrıca bu Baba ve Oğul
lafızlarının kullanımında saptırma olduğu Matta'nın şu bölümünden de
anlaşılabilir:
Yeryüzündeki kimseyi Babanız diye çağırmayın, zira babanız birdir, semavi
Babadır.
İncil- Matta 23,9
BAŞ SORUMLU
KİLİSE
Görüldüğü gibi tercümede yeryüzündeki kimseyi Babanız diye çağırmayın deniyor.
Oysa 'Baba' herkesin biyolojik kan bağı olan babasını çağırdığı isimdir. Hiçbir
zaman Allah'ın çağrıldığı bir isim değildir.
Burada da kanaatimiz Baba diye tercüme edilen kelimenin
orjinalinin Allah'a mahsus yaratıcı veya benzeri bir kelime olduğu fakat
tercümelerle bu kelimenin günümüzdeki 'Baba' kelimesi şeklinde kaldığıdır.
Fakat yine de tercümeler ikinci dereceden suçludur. Çünkü bu kelimelerin tüm
insanlar için kullanıldığını gören objektif değerlendirici, bu kelimelerin
mecazi bir kelime olduğu kanaatine varırdı.
Bugünkü Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yorumcuları bu kelimelerin tüm
insanlar için mecazi manada, Hz. İsa için ise gerçek manasında kullanıldığını
söylemişlerdir.
Yani bugünkü Hz. İsa'nın
oğul Tanrı ilan edilmesindeki asıl suçlu Katoliklik, Ortodoksluk tipi mezhepler
ve onların kurumu olan kilisedir.
Kilisenin yorumundan ibaret olan bu yaklaşımlara, dini
sadece mevcut İncil'lerden öğrenmeye çalışan Hıristiyanlarca varılmayacağı
kanısındayız.
Yıllarca insanlar
Hıristiyanlığı kilise kurumunun anlatımlarıyla öğrendiler. Dinimiz Hanefi, Safi
gibi Sunni ve diğer Şii mezheplerin anlatımlarıyla nasıl dejenere olmuşsa,
Hıristiyanlık da Katolik ve Ortodoks mezheplerin hegemonyasıyla dejenere
olmuştur.
Hıristiyanlık için durum daha da zordur. Çünkü mevcut
İncil'lerin orijinali yoktur. Oysa Kuran'ın orijinali elde mevcut olduğu için
Kuran'a gidip de ilaveleri ve eksiltmeleri düzeltmek; gerçek dinle, uydurulan
dini ayırt etmek gayet kolaydır.
Tüm bu dejenerasyonlardaki
metotları incelediğimizde; Hıristiyanlar'ın kendi mezhepleriyle
dejenerasyonunun, dinimizin mezhepler eliyle dejenerasyonuna benzerliğini
saptayabiliriz.
Mevcut İncil (tercümelerle saptırmalara rağmen) bir
kenara bırakılmış ve kilise kendi yorumunu İncil'in üstüne çıkartmıştır.
Kilisenin burada rahipler topluluğu olduğunu unutmayalım.
Hz. İsa'nın öldürülmesi için karar alan da Yahudi haham toplumuydu.
Dinimizdeki ilaveleri yapanlar ise dinimizin hadis
imamı, mezhep imamı adlı din adamı topluluklarıdır.
Biz Hz. İsa'yı öldürmek isteyen hahamların sapkınlığını, Hz. İsa'yı aşırı
yücelten Saint Paul gibi papazların sapkınlığını çok iyi anlarız. Ama söz
Buhari gibi uydurma hadis toplayıcılarına veya Safi gibi mezhep imamlarına
geldi mi onların kutsallığından bir türlü vazgeçmeyiz.
Fakat yine de Hıristiyanlar'ın Saint Paul'den, Museviler'in katliamcı
hahamlarını savunmaktan neden vazgeçemediklerine çok şaşırırız.
Bir de kendimize şaşıracağımız günler gelebilse!
Aslında tarih nüans farklarıyla tekrarlanmakta, geçmiş kavimlerden alınmayan
ibretler felaketlerin sebebi olmaktadır.
Dine en büyük zararı ise bir kısım hahamlar, rahipler,
imamlar diye bilinen sözde kutsallar vermektedir.
DİNE EN BÜYÜK
ZARARI SAHTEKÂR DİN ADAMLARI VERİYOR
Allah'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem
oğlu Mesih'i Rabler edindiler. Halbuki hepsi de tek Tanrı'ya kulluk etmekten
başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka Tanrı yoktur. O bunların
ortak koştukları şeylerden yücedir.9- Tevbe Suresi 31
Ey iman sahipleri! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu
insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan da geri çevirirler.9-Tevbe Suresi 34
Ne yazık ki birçok
Müslüman bu ayetleri masal gibi dinlemektedir.
'Allah bize geçmişteki bu kavimlerin durumunu
anlatıyorsa, bunun önemli bir sebebi bizim de aynı yanlışı tekrarlayabilecek
olmamızdır.' çıkarımı ne yazık ki düşünülmemektedir.
Bugün görüyoruz ki benzer hatalara düşülmüştür.
Nasıl Hıristiyanlar'da
papazlar Rab kabul edildiyse, İslamiyet'te imamlar fetva, içtihad, mezhep
görüşü başlıklı yutturmalarla, dinde olmayan dini hükümleri icat etmişlerdir.
Yani din adamı zümresine, sırf Allah'ın tekelinde olan hüküm koyucu yetkisi
verilmiştir.
Nasıl Hıristiyanlar
Katolik, Protestan, Ortodoks rahiplerini, ruhanilerini her şeye rağmen temize
çıkartıyor, onların evliyalık ve üstünlük hikayelerini anlatarak onların
Hıristiyanlığı dejenere etmelerini temize çıkartıyorlarsa, bizim imamlarımız da
aynı evliyalık, üstünlük ... hikayeleriyle temize çıkarılmaktadırlar.
Kilisenin maddi menfaatler için dini nasıl istismar ettiğini ise Güney
Afrika'lı , Nobel ödüllü rahip Desmond Tutu çok güzel anlatmaktadır: 'Misyonerken Güney Afrika'ya geldiklerinde toprak bizde,
İncil onlardaydı. Sonra bize gözlerimizi kapatalım, dua edelim dediler.
Gözlerimizi açtığımızda gördük ki İncil bizde, toprak onlardaydı.'
Din adına insanların paralarını haksızlıkla bazı rahipler, hahamlar nasıl
yiyorlarsa, hiç merak etmeyin bizim şeyhler, hocalar, mevlidhanlar onlardan
aşağı kalmamaktadırlar.
Tüm bu manzaralarda hem Museviler, hem Hıristiyanlar,
hem de bizim için elbette birçok ibretler vardır. Bu üç din de tüm bu
mezhepleri ve mezhep önderlerini kenara itmeden dinlerini gerçek manasıyla
kavrayamazlar.
Öncelikle tüm mezhep izahları
ve tüm ilave Mişnalar, hadis kitapları, falancanın mektupları çöpe atılıp,
Allah'ın kitapları tek başına masa üstüne konulup çözüme başlanmalıdır.
Kuran'ın orjinali elimizde olduğu için biz bu konuda çok daha rahat çözüm
şansına sahibiz. Fakat Musevi ve Hıristiyanların da aynı metotla Allah'ın
istediği orjinal dine çok daha fazla yaklaşacakları kanaatindeyiz.
Ne yazık ki şu anda din
diye anlatılan ne Musevilik'te Tevrat'tır, ne Hıristiyanlık'ta İncil'dir, ne de
bizde Kuran'dır. Mezhepler ve azizlerin, hahamların kitapları ne acıdır ki
Allah'ın kitaplarının önüne geçmiştir.
Bu üç dinin yobazlıklarının temel sebebi de aynıdır:
İnsani olana kutsal kılıfı giydirilmiş ve bunlar gerçek kutsal olan Allah'ın
kitabının yanına ve önüne konmuştur.
Dinlerdeki bir diğer
istismar mekanizması da kitapta yazılan açık gerçeklerin yorumla, kelimelerin
manasını kaydırarak gizlenmesi veya saptırılmasıdır.
Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğüt almak
için çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.
5- Maide Suresi 13
Bunların içlerinden bir grup vardı ki, Allah'ın kelamını
işitiyor, onu kavramalarının ardından bile bile tahrif ediyorlardı.
2- Bakara Suresi 75
Uydurulan Din, Kuran'daki Din E – Kitap
Selam...

T.C. / M. Kemal Adal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder